Vefatının 84. yılında Ahmet Rasim'i anıyoruz

 ›  Haberler  › ↓ 

Bugün,  Darüşşafaka’dan yetişmiş, tarihimizin en saygıdeğer gazeteci - yazarlarından biri olan Ahmet Rasim’in  vefatının 84. yıldönümü...  Çok yönlü kişiliği, gözlemci ve sorgulayıcı gazeteciliği, kalem namusu ve ileri görüşlülüğüyle hatırlanan Darüşşafakalı Ahmet Rasim’i saygı ve rahmetle anıyoruz.

                                               

Yazar, bestekar ve gazeteci Ahmet Rasim, 1865 yılında İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel Mahallesi'nde doğdu. Babası Bahaeddin Efendi Kıbrıs'tan Ermenek'e gelip yerleşen bir ailenin çocuğuydu. Posta ve telgraf memuru Bahaeddin Efendi, Ahmet Rasim'in annesi Nevber Hanım'la İstanbul'da evlendi; ancak bir süre sonra Tekirdağ'a tayin edilince karısını ve çocuğunu bırakıp İstanbul'dan ayrıldı. Bu yüzden Nevber Hanım çocuğunu güç şartlar altında büyütmek zorunda kaldı. Ahmet Rasim ilk tahsiline Sofular'daki mahalle mektebinde başladı. Sonra sırasıyla Kırkçeşme'de Tezgâhçılar, Haydar'da Çukurçeşme, Sarıgüzel'de Hafız Paşa mekteplerinde okudu. Himayesine girdiği eniştesi Miralay Mehmed Bey’in konağında Yakub Hoca adındaki bir muallimden yazı ve Arapça dersleri aldı. Tahsil hayatından sonra da bu hocanın derslerine devam etti. 1876’da Darüşşafaka’ya girdi; burada dirayetli hocalardan faydalandı, devrin edebi ve fikri akımlarına karşı büyük ilgi duydu. Bilhassa Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ahmed Mithat Efendi’nin eserlerini okudu; onların tesiriyle şiir ve makaleler yazmaya başladı. Bestekâr Zekai Dede Efendi'den müzik dersleri aldı. 1883’te Darüşşafaka’yı birincilikle bitirdikten sonra Posta ve Telgraf Nezaretine memur olarak girdi. 

Binbaşı Bilal Bey’in kızı Sadberk Hanım'la evlenen Rasim, memuriyete ısınamadığı için hayatını yazı yazarak kazanma hevesine düşmüştü. “Yolcu” başlıklı ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. 1885’ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe veren Rasim, Servet-i Fünun dergisi için fen konularında yazılar yazdı, romanlarını yayımladı. 1908’de Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte 37 sayı süren “Boşboğaz ile Güllâbi” adlı mizah gazetesini çıkardı. Çok sayıda gazete ve dergide yazıları yayımlandı. En çok, "Şehir Mektupları", "Eşkâl-i Zaman", "Cidd-ü Mizah", "Gülüp Ağladıklarım" gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları ve dönemin İstanbul hayatının ayrıntıları üzerinde durduğu fıkralarıyla tanındı.

1898’de Ma’lumat gazetesi tarafından Suriye’ye, 1926’da Sabah Gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderilmişti. Elli yılı bulan yazı hayatında, roman, hikâye, hatıra, şiir, fıkra, makale, tarih kitapları, seyahat yazıları, okul kitapları, monografi ve tercüme gibi pek çok farklı edebi türde çok sayıda eser verdi. Ahmet Rasim, 1927’de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün teklifiyle İstanbul milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı.

Ahmet Rasim, bir gazetecide olması gereken en önemli özelliğin “kalem namusu” olması gerektiğini düşünen ve bu ilke doğrultusunda okurlarını her konuda bilgilendirmek için ömrünü yazarak geçirmiş bir yazardı. Gözlemci ve sorgulayıcı gazeteci kimliğiyle adını tarihimize yazdıran Rasim aynı zamanda ileri görüşlülüğüyle de öne çıkan bir aydındı. Gazeteciliğin ders olarak okullarda okutulması gerektiğini ilk savunan ve gazetecilik meslek yüksekokulu açılmasını ilk öneren de Ahmet Rasim’dir. Müzik alanında da eserler veren Rasim, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Uşşak makamındaki “Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüzde de çok sevilen eserlerindendir.

Yazar ve gazeteci Haldun Taner, 4 Kasım 1979 tarihli Milliyet gazetesinde dedesinin yakın arkadaşı, Ahmet Rasim hakkında şöyle yazıyor:

"Darüşşafakalılık onun kişiliğine belirgin bir damga vurmuştu. 'Mümtaz İrfan Ocağı' sayılan Darüşşafaka, gerçekten de sıkı disiplini, Osmanlı efendiliği, herkese saygıyı telkin edici geleneği ile Türkiye'nin en nazik ve efendi insanlarını yetiştirmişti. Kimde ince ve gösterişsiz bir nezaket görürseniz, kimde kendini dünyanın ekseni saymayan bir olgun alçakgönüllüğe rastlarsanız, kimde güzel Türkçe bir telaffuz bulursanız, o dönemde hiç yanılmayan teşhisi koyabilirdiniz: Darüşşafakalıdır muhakkak. Kaç eski Darüşşafakalı tanıdımsa, bu vasıfları yalanlayan bir istisnaya rastlamadı."

21 Eylül 1932’de Heybeliada’daki evinde vefat eden Ahmet Rasim, Heybeliada’daki Abbaspaşa Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Ahmet Rasim'e ilişkin Atlas Tarih Dergisi'nin Nisan sayısında çıkan yazıyı buradan okuyabilirsiniz

Yeni kuşaklar Ahmet Rasim’i tanımalı, onu örnek almalı

Darüşşafaka için olduğu kadar ülkemiz için de çok önemli ve değerli bir insan olan Ahmet Rasim, yoksulluk içinde zor koşullarda yaşamını sürdürürken Darüşşafaka’da kendisine sağlanan eğitim olanağını çok iyi değerlendirerek çok iyi bir gazeteci, yazar ve çok iyi bir insan olmuştur.
 Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda, 2008’den beri her yıl, Ahmet Rasim’in anısını yaşatmak; öğrencileri çevrelerinde, ülkemizde ve dünyamızda yaşananlar konusunda duyarlı olmaya ve yazmaya teşvik etmek amacıyla, İstanbul ilköğretim okulları öğrencileri arasında “Ahmet Rasim Yaşıyor! Gazete Yazıları Yazma Yarışması” düzenleniyor.

Yoksulluk içinde geçen çocukluk döneminde mahalle mektebinde gördüğü şiddete bağlı olarak gelişen korkuları, daha sonra Darüşşafaka’ya girişi, yıllar içinde değişen yaşamı, korkularından kurtulması, edebiyat ve yazma merakının başlaması ve aldığı eğitimle değişip olgunlaşarak bir düşünce ve yazın adamına dönüşmesinin öyküsü, yarışma vesilesiyle Darüşşafakalılara ve diğer okullardan gelen öğrencilere anlatılıyor. Ahmet Rasim, Darüşşafaka’dan mezun oluşunu, “Bir gün son sınavı verdim. Bilmeyerek girdiğim o kapıdan bilerek çıktım,” diyerek anlatırmış…
 
Darüşşafaka ailesi olarak Ahmet Rasim'i saygı ve rahmetle anıyoruz.

 

Tüm Haberlere Göz Atın