Samuel Atchley: “Darüşşafaka montumu gururla giyiyorum”

 ›  Haberler  › ↓ 

Samuel Atchley, Türkiye’de doğup büyümedi ama kader bir şekilde onu önce Türkiye’ye getirdi daha sonra da Darüşşafaka Ailesi’ne katılmasını sağladı. Bugün o, Darüşşafaka’da anadili İngilizce olan 13 öğretmenden biri... Üç yıldır Darüşşafaka’da İngilizce öğretmenliği yapan ve Türkiye’nin geleceği olacak öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunan Mr. Atchley ile buluştuk ve çok sevdiği Darüşşafaka’yı ondan dinledik. O Darüşşafaka’nın misyonuna ve öğrencilerine hayran, biz ise onun Darüşşafaka’ya gönül vermişliğine...

Samuel Atchley, Darüşşafaka’da İngilizce öğretmeni olarak çalışıyor. Bu yıl, 10. ve 11. sınıflara ders veriyor. Aslen ABD’nin San Francisco kentinden olan Mr. Atchley, beş yıldır Türk eşi Burcu Atchley ile birlikte Türkiye’de yaşıyor ve on aylık bir kız bebek sahibi... Onu ilk olarak sekiz yıl önce Türkiye’ye getiren şey, Türk müziğine olan tutkusu olmuş: “Türk müziğini gerçekten çok seviyorum. Gençliğimde uzun bir süre klarnet çaldım ve Türk halk müziği konusunda eğitim aldım. Türkiye’ye gelip gittim. Daha sonra eşimle tanıştım. Birlikte bir müzik grubunda yer aldık. Birbirimizi sevdik. Beş yıl önce de, yerleşmek ve aile kurmak için Türkiye’ye geldim.”

12 yıldır öğretmenlik yapan Mr. Atchley, bu meslekte kendini bulduğunu söylüyor: “İlk öğretmenlik işimde, insanları bilgilendirmek ve öğrencilerimle etkileşim halinde olmak gerçekten hoşuma gitti. Liseye geçtiğimde ise daha genç öğrencilere öğretmenlik yapmaya başladım. İşim daha zorlaştı ama aynı zamanda daha tatmin edici hale geldi. Şu an işime aşığım! Bu harika bir duygu...”

“ANLAMLI BİR İŞ YAPIYORUM”

Darüşşafaka’da üç yıldır çalışan Mr. Atchley, burada öğretmenlik yapmanın kendisi için neden çok anlamlı olduğunu şu sözlerle açıklıyor: “Darüşşafaka’daki öğrenci profili diğer okullardan çok farklı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen, olanakları kısıtlı çocuklar. Şımarık değiller. Öğretmenlerin onlara karşı borçlu olduğu gibi bir düşünceleri yok. Burada olmak ve okumak için çok hevesliler. Bu okulda daha doğal ve sağlıklı bir öğrenci-öğretmen ilişkisi var. Buraya gelmek istememin nedenlerinden biri buydu. Burada olmasalardı bu olanaklara sahip olamayacak öğrencilere yardım ediyoruz. Harcanan tüm emeklere değer. Ne kadar zorlukla karşılaşırsam karşılaşayım, her şeyin ilacı bu. Anlamlı bir iş yapıyorum. Öğrencilerin yaşamında gerçekten bir fark yaratabilmenin bir parçası olabiliyorum. Burada çalışmanın en güzel tarafı bu. İnsanlara Darüşşafaka’da çalıştığınızı söylediğinizde çok güzel tepkiler alıyorsunuz. Ayrıca, harika iş arkadaşlarım var.”

Özellikle Darüşşafaka’nın öğrencilerine sunduğu destek sisteminin kendisini çok etkilediğini belirtiyor: “Darüşşafaka, öğrencileri için bir aile ve destek yapısı oluyor. Öğrenciler arasında var olan kardeşlik, abla ve ağabeylik ilişkilerinin yanı sıra, Darüşşafaka mezunları da müthiş bir destek sistemi oluşturuyor. Bence çocuklar gerçekten bunu fark ediyor ve takdir ediyorlar.”

“BURADAKİ ÖĞRENCİLER YARDIMDAN FAZLASINI ALIYOR”

Mr. Atchley’e göre, Darüşşafaka, öğrencilerine verdiği desteğin kapsamı bakımından benzersiz. Bunu bu kapsamda ve bu kalitede yapan başka bir kurum tanımadığını söylüyor: “Bu çok ender rastlanan bir şey” diyor, “Birçok hayır kurumu kısmi burs, destek verir veya size yardım eder. Ama buradaki öğrenciler yardımdan fazlasını alıyor. Onlara tam burslu bir destek fırsatı sunuluyor. Buraya gelmemiş olsalardı onlar için tamamen kapalı olacak kapılar ardına kadar açılıyor. Her sene buradan mezun olan 100 civarında öğrenci var, yaşamı tamamen değişen. Bu muhteşem bir şey...”

Mr. Atchley’e göre, Türkiye’nin ihtiyacı olan şey tam da bu: “Bence, coğrafi konumu Türkiye’yi dünyanın merkezine koyuyor. Türkiye daha eğitimli oldukça, daha güçlü ve açık görüşlü hale geldikçe, hem kendi insanlarına daha faydalı olabilir hem de komşu ülkeleri ve dünyayı daha olumlu yönde etkileyebilir. Bence Türkiye şu an olduğundan çok daha fazla etkili olmalı. Darüşşafaka gibi okullar da Türkiye’nin ufkunu genişletmemize yardım edecek. Darüşşafaka’nın önemi, sahip olmayanları alıp onları sahip olanlara dönüştürmesi… Onlara eğitim, bilgi ve akıllarını kullanmak için fırsat vermesi.”

Darüşşafaka’nın öğrencilerin hayatında yarattığı değişimi anlatmak için bir öğrencisinin hikayesinden bahsediyor: “Bu hikayeyi sık anlatıyorum. Okulumuzda geçmişte gerçekten zor zamanlar geçirmiş olan aynı aileden kız öğrenciler olduğunu biliyoruz. Okula ilk geldiklerinde, Türkçeleri bile iyi değilmiş. Şimdi bu öğrencilerden bazıları benim lise sınıflarımda ve benim yıldız öğrencilerim… İngilizceleri harika. Onlara ders vermeye 9. sınıfta başladım ve hatırlıyorum, yaptığım ilk sınavdan sonra, biri neredeyse ağlayacaktı. Kendine hiç güvenmiyordu ve ben de onunla oturup konuşmuştum. Şimdi o benim kahramanım. İngilizcesi muhteşem. Türkçesi muhteşem. Müthiş bir aklı var. Benimle tartışabilir, zekice sorular sorar ve sohbet eder. Peki, Darüşşafaka olmasaydı, bu genç kız şimdi nerede olacaktı? Gerçekten çok iyi bir akla sahip olan bu parlak genç kız, dünyaya yardım edebileceği bir meslek seçme yolunda ilerliyor. Ne mutludur ki, ben de bu değişimin bir parçası olabildim! Bu sahip olduğum en güzel anı. Darüşşafaka bu nedenle harika bir yer. Ayrıca, öğrencilerin yaşamları değişmekle kalmıyor, ailelerinin yaşamları da değişiyor ve öğrenciler memleketlerine de katkıda bulunuyorlar. Öğrenciye, memleketine ve neticede Türkiye ve tüm dünyaya sunulmuş bir armağan. Burası harika bir kurum ve burada çalıştığım için gurur duyuyorum. Darüşşafaka montumu gururla giyiyorum.”

Mr. Atchley, Türk kültürünü çok seviyor ve burada yaşadığı için de çok mutlu: “Bence Türkiye büyüleyici bir ülke… Kültürel, tarihi ve coğrafi yönden olağanüstü… Türk müziğini, yemeklerini, misafirperverliğini, Ege ve Akdeniz kıyılarını çok seviyorum. Türkiye bir bütün olarak, bir güç merkezi olmak için gerekli insan kaynağına, doğal kaynaklara ve coğrafi konuma sahip. Bu potansiyelin gerçekleştirilebileceğine tüm kalbimle inanıyorum” diyor ve kendisi de aslında bunun gerçekleşebilmesi için değerli bir katkı sunuyor. Türkçeyi oldukça iyi konuşabilen Mr. Atchley, söyleşimizi gülümseyerek şu sözlerle bitiriyor: “Burada yaşamayı heyecanlı yapan da bu. Burada emekli olmayı ve hayatımın sonuna kadar burada yaşamayı umuyorum. Türkleşiyorum yavaş yavaş.”

Tüm Haberlere Göz Atın