Sadettin Saran: “Darüşşafaka’nın hayatımda özel bir yeri var”

 ›  Haberler  › ↓ 

​Darüşşafakalı Özbek Saran’ın oğlu, iş adamı Sadettin Saran, “Babam, Darüşşafaka Cemiyeti’nin Ankara sorumlusuydu. Bir yazıhanesi vardı. Oraya hep Darüşşafakalılar gelirdi ve ben onlar arasındaki dostluğu, iletişimi hep gıptayla izlerdim. Hatta bir gün babama, ‘Ben de Darüşşafaka’da okumak istiyorum’ demiştim. Bu nedenle Darüşşafaka’nın benim hayatımda çok özel bir yeri var” diyor.

                           sadettin saran1.jpg

Ülkemizin önde gelen iş adamlarından Sadettin Saran, 1953 yılı Darüşşafaka mezunu Özbek Saran’ın oğlu… Bundan ötürü Darüşşafaka’yla çok küçük yaşlarda tanışıyor. “Babam, şu an 77 yaşında... Hâlâ en yakın arkadaşları Darüşşafakalılardır. Ben, babamı takım elbisesini giydiğinde yakasında Darüşşafaka rozeti olmadan hiç görmedim” diyen Sadettin Saran’la sıfırdan adım attığı iş dünyasında yükselişinin öyküsünü, geleceğe yönelik planlarını ve Darüşşafaka’nın yaşamındaki yerini, ABD’de bulunan Özbek Saran’la da Darüşşafaka yıllarını konuştuk.

Siz sıfırdan başlayıp bir holding yarattınız. Saran Holding’in temellerini atarken bu kadar büyümeyi hedefliyor muydunuz?
Amerika’da makine mühendisliği okurken bile hep uluslararası alanda iş adamı olmak istedim. Üniversiteyi bitirince yüksek sayılabilecek bir maaşla Amerika’da bir şirkette profesyonel hayata atıldım. Ancak hayallerim büyüktü. Orada yaşadıklarıma ve tecrübelerime güvenerek önemli bir karar aldım ve Türkiye’ye geri döndüm. Medya alanında o zaman çok bakir olan Türkiye pazarında spor alanına odaklanan medya şirketini kurdum. Bugün sekiz farklı sektörde faaliyet gösteren holding grubumuzun lokomotifi durumundaki medya şirketimiz, spor içeriğinde Türkiye’nin lideri ve dünyanın da ilk 5’i içerisinde.
 
Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Medya ve enerji gruplarımızdaki yatırımların ön planda olacağı yakın gelecekte; yeni medya alanındaki yatırımlara devam edeceğiz. Enerjiyle ilgili olarak yenilenebilir olan, güneş ve rüzgar enerjisine yatırım yapacağız.
 
Radyo Trafik, oldukça ilginç bir girişim. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Saran Holding olarak çoğu işimizde sektör öncüsü olduk. Mesela; HD çekim sistemlerini ilk kez biz getirdik. Türkiye’deki yayınların yurt dışına satılması, saha kenarlarındaki sanal reklam uygulamaları bizim öncülüğümüzde başladı. Yenilikçilik bizim ruhumuzda ve misyonumuzda var. Yine Türkiye’nin ilk spor ve kadın radyosunu kurduk. Bu iki girişimimizi de ticari amaçlı düşünmedik. Radyo Spor’u eski bir sporcu ve kulüp yöneticisi olarak spora, Radyo Pink’i ise kadınlara yönelik mesajlar verebilmek için kurduk. Radyo Trafik ise trafik konusunda duyarlılık yaratacak bir bilinç oluşturma hedefiyle yayına başladı. Radyo, trafik duyarlılığı bilinci yaratma misyonu doğrultusunda, özellikle emniyet şeridinin ihlali, trafikte bilinçlenme gibi konularda yarattığı farkındalıkla kamuoyunun büyük desteğini aldı. Şu anda 25 bin gönüllü muhabiri var. Gönüllülerin canlı olarak trafik ve altyapı durumuyla ilgili olarak bilgilendirme yaptıkları, İstanbul ve Ankara trafiğinin 24 saat nabzının tutulduğu bir radyo istasyonu. Ayrıca helikopterden canlı yayın yapan ilk Türk radyosu. İlgi yoğun bir şekilde artarak devam ediyor. İstanbul trafiğinde bir fenomen oldu.
 
sadettin saran2.jpgBaşarınızın sırrı nedir? Genç girişimcilere neler tavsiye edersiniz?
Başarımın sırrı disiplinli olmak ve doğru insanlarla çalışmak. Hayatımın her döneminde bir hedefim oldu ve bu hedefler doğrultusunda ne yapmak gerekiyorsa sabırla yaptım. Mesela; henüz altı-yedi yaşlarında bile böyle bir ofisimin olmasını, babam geldiğinde ona çay söyleyebilmeyi hayal ederdim. Bununla birlikte takım çalışmasına yatkın olmak, insanlarla bir amaç uğrunda birleşerek çalışabilmek de başarıyı getiren bir başka önemli faktör. Burada tüm gençlere bir spor dalıyla ciddi bir şekilde ilgilenmelerini tavsiye ediyorum. Sporculukta elde edilen, azim, sabır, disiplin, çalışma ve takım oyuncusu olabilme isteği, profesyonel hayatlarında gençlere büyük fayda sağlayacaktır.
 
Saran Holding birçok kurumsal sosyal sorumluluk projesi yürütüyor. Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Saran Holding olarak farklı ve faydalı olmak istiyoruz. Çünkü annemiz-babamız tarafından kazandıkça vermemiz gerektiği olgusuyla büyütüldük. Dolayısıyla kazanmaya başladığımızda ilk olarak memleketim Kırıkkale’ye okullar yaptırmaya başladık. Bugüne kadar da özellikle gençlere yönelik birçok proje yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bazılarından bahsetmem gerekirse; Doğu’da sineması olmayan iller için "Sinema Şark" adlı bir proje hazırladık ve burada çocuklara ücretsiz sinema izleme imkanı yarattık. Projenin Hakkari, Çukurca ayağında minibüsümüzün taşlanması sonucu “Taş yerine top atın!” projesini geliştirdik. Buna göre sosyal sorumluluk projesi olarak Doğubeyazıt, Ağrı, Ardahan, Hakkari, Tunceli, Van ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde toplam 13 spor salonu açtık. Her sene 9.000’e yakın öğrenci bu salonlardan faydalanıyor. Bunların yanı sıra Türkiye’nin farklı illerine okullar açıyoruz, 23 Nisan’da Anadolu’nun farklı köşelerinden gençleri İstanbul’a getirerek onlara vizyon katıyoruz, ayrıca kendi memleketim Kırıkkale’de her sene sünnet törenleri yapıyoruz. Bu sene kısmetse 14.’sünü yapacağız.
 
Türk bir baba ve Amerikalı bir anne tarafından büyütülmek nasıldı?
Her iki kültürün de sevdiğim tarafları var. Annem beni ve kardeşlerimi spora başlatan ve belki de ugünlere gelmeme ön ayak olan kişidir. Küçükken, moralim bozukken, annem “mutsuz olduğun, kendini kötü hissettiğin zaman git birine iyilik yap” derdi. Ben de herkesin annesi normal benimki ne garip, Amerikalı diye herhalde derdim. Ancak annem çok haklıymış. Annemin bu sözleri yıllar sonra benim sosyal sorumluluk projelerindeki çıkış noktam oldu. Bunun yanında Türk olmak ise benim her hücreme işlemiştir. Dolayısıyla farklı kültürlerin hayatıma katkısı büyük oldu.
 
ABD’de doğup, orada eğitim almış biri olarak neden Türkiye’de iş kurmayı seçtiniz?
Çünkü benim vatanım burası... ABD’de okurken sıla özlemi çok fazlaydı. O zamanlar, şimdiki gibi iletişim olanakları yoktu. Telefonla konuşmak için bile bir gün öncesinden yazdırılırdı. Maddi imkânsızlıklardan ötürü iki sene Türkiye’ye gelemedim. Üniversiteden sonra da Amerika’da iş bulmama rağmen, Türkiye’ye geri döndüm. Türkiye’de çalışmak istediğimi biliyordum. Makine mühendisi olmama rağmen mühendislik yapmanın dışında hep uluslararası bir iş adamı olma hayalim vardı. Kendi işimi kurmaya karar verdiğimde bu riski alabilecek cesarete sahiptim. Çünkü okul hayatım boyunca yaptığım bu işler, yurt dışında tek başıma yaşamak, beni bu denli cesaretli yapmıştı. Büyük hedefler size cesaret katar. Benim de yola çıkarken büyük hedeflerim vardı. Bu hedeflerin, büyük risk alıp bunu disiplinli bir çalışmayla yoğurarak bugün bulunduğum noktaya gelmemde bana çok büyük yardımcısı olduğunu söyleyebilirim.
 
sadettin saran3.jpg
Darüşşafakalı bir babanın oğlu olmak sizin için ne ifade ediyor?

Biz, 70’li yıllarda her sene babamla Ankara’dan trene atlar, Darüşşafaka’nın pilav günlerine gelirdik. Babam, Darüşşafaka Cemiyeti’nin Ankara sorumlusuydu. Bir yazıhanesi vardı, küçükken okuldan çıkar oraya giderdim. Oraya hep Darüşşafakalılar gelirdi ve ben onlar arasındaki dostluğu, iletişimi hep gıptayla izlerdim.  Hatta birgün babama, “Ben de Darüşşafaka’da okumak istiyorum” demiştim. Bu nedenle Darüşşafaka’nın benim hayatımda çok özel bir yeri var. Babam, şu an 77 yaşında... Hâlâ en yakın arkadaşları Darüşşafakalılardır.  Ben, babamı takım elbisesini giydiğinde yakasında Darüşşafaka rozeti olmadan hiç görmedim.

Darüşşafaka’nın 150. yıl kutlamasına babanız ve eşinizle birlikte katılmıştınız. O güne ait duygularınızı öğrenebilir miyiz?
Çok güzeldi. Gösteriden sonra “iyi ki geldik” diye de çok mutlu olduk. İnşallah daha nice nice yıldönümlerine geliriz.
 
Saran Holding bünyesindeki radyolarda Darüşşafaka’nın kamu spotlarına yer verilmesi sizin için ne ifade ediyor?
Çorbada tuzumuz varsa, Darüşşafaka’ya ve Darüşşafakalı çocuklara bir faydamız oluyorsa bu bizi çok mutlu eder.
 
Sizce Darüşşafaka yeterince tanınıyor mu?
Köklü bir eğitim kurumu olan Darüşşafaka, bence bugün her Türk insanı tarafından tanınıp biliniyor. Darüşşafaka bir ekol… 150 yıl boyunca çok kıymetli insanlar yetiştirmek ve aynı çizgiyi devam ettirmek kolay iş değil…
 
Darüşşafakalı öğrencilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Gençlerin yaşam motivasyonunun artması ve kendileriyle barışık yaşamalarında sporun etkisi çok büyük. Kazandıkları spor disiplini, iş hayatında da disiplinli olmalarını ve sağlıklı karar almalarını sağlayacaktır. Bu nedenle onlara, kendileri için hangi planı yaparlarsa yapsınlar, içerisinde mutlaka spora da yer vermelerini tavsiye ediyorum.
 
Bir röportajınızda ticareti bırakıp, siyasete atılacağınızı söylemişsiniz. Hâlâ siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?
Evet, siyasete girmeyi hâlâ düşünüyorum. İki çocuk babası bir vatandaş, vatanını seven bir iş adamı olarak ülkemde söylenen değil de söyleyen olmayı istiyorum.
 
Varsayalım ki başbakan oldunuz. İlk icraatınız ne olurdu?
Darüşşafaka’yı büyütürdüm.
 
Özbek Saran: “Darüşşafakamızın emrindeyiz”
 
Ozbek Saran4.jpg

Özbek Saran, Darüşşafaka’nın yeşil-siyah kapısından içeri 1944’te henüz 11 yaşında giriyor ve 19 yaşında bir genç olarak elinde diplomasıyla ayrılıyor. Saran, Darüşşafaka’ya giriş öyküsünü şöyle anlatıyor: “2. Dünya Savaşı devam ediyordu. Her ne kadar savaşa girmediysek de hayat pahalanmış, geçim şartları zorlanmıştı. Babam, 1941’de vefat etti ve annem en küçüğü ben olmak üzere dört oğluyla kalakaldı. Durumumuzu bilen aile büyüklerinden biri, şartlarım Darüşşafaka için uygun olduğundan işlemleri tamamlayıp, sınav başvurumu yapıyor. Sınava girmeye hak kazanınca annemle beraber 1944’te Ankara’dan trenle İstanbul’a geldik. Sınava girdim ve kazandım. Böylelikle Darüşşafaka’nın 4. sınıfına başladım.”Darüşşafaka’da kaliteli bir eğitim aldıklarını kaydeden Özbek Saran, “O günkü şartlarda verilen eğitim harikaydı. Öğretmenlerimizin hepsi ayrı bir kıymetti. Konusunda isim yapmış, tanınmış yüce kimselerdi. Çok şanslıydık” diyor. 1953 yılında Darüşşafaka’dan mezun olan Saran, “Borçlu olduğum, gurur duyduğum ve iftihar ettiğim okulumdan 444 numaralı talebesi olarak mezun oldum” diye duygularını dile getiriyor.
Yükseköğrenimini ABD Colorado School Of Mines’da Petrol Yüksek Mühendisliği, lisansüstü öğrenimini ise Denver Üniversitesi Kimya Mühendisliği dalında tamamlayan Saran, öğrenimini sürdürürken bir yandan da ABD’de Wyoming, New Mexico, Colorado, Arizona, Utah eyaletlerinin petrol sahalarında kuyu jeologu, petrol sondaj mühendisi ve petrol rezervuar mühendisi olarak çalışıyor. Ardından Türkiye’de Akdeniz Gübre Sanayi Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Murahhas Üyeliği yapan Saran, Çukurova Şirketleri’nin teknik koordinatörlüğünü ve Çukurova Plastik AŞ’nin Murahhas Üyeliğini üstleniyor. Tekel Genel Müdürlüğü ile Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müşavirliği, TPAO Yönetim Kurulu Üyeliği ve Türkiye Petrol Kurumu 2. Başkanlığı görevlerinde bulunuyor.
Uzun yıllar Darüşşafaka’nın Ankara temsilciliğini de üstlenen Saran, Darüşşafaka’nın kendisi için ne ifade ettiğini şöyle açıklıyor: “Darüşşafaka annemizdir, babamızdır; Darüşşafakalılık ise bu yüce ilim müessesesinin, Büyük Önder Atatürk’ün milliyetçiliğiyle yetiştirdiği, vatan sevgisiyle dolu binlerden biri olmaktır. Daima maddi ve manevi olanaklarımızla Darüşşafakamızın emrindeyiz” diyor. Darüşşafaka’daki dokuz yıllık okul hayatı boyunca sayısız anı biriktiren Saran, “Dokuz sene aynı yaştaki arkadaşlarımızla aynı sınıflardaydık. Arkadaşlıkla başladık, kardeşlikle devam ettik. Unutamadığım anılarımdan biri 8. sınıftayken yapılan masa tenisi müsabakasıydı. Müsabakaya katılım oldukça fazlaydı ve iddialı olanlar da üst sınıf ağabeylerimizdi. Ben de iddialıydım. Ancak annem iki-üç günlüğüne İstanbul’a beni görmeye gelmişti ve Ankara’ya döneceği gün müsabaka başlayacaktı. Annem, son gününü benimle geçirmek üzere idareden izin aldı. Müsabakada üst sınıf ağabeylerimle karşılaşmak istiyordum. Üzüntümü hisseden sınıf arkadaşım, rahmetli Hasan Oktay, “Özbek, istersen ilk günü seni temsilen müsabakaya ben katılırım. Kaybedebilirim ama ikinci hakkımızda sen oynayabilirsin” dedi. Akşam geldiğimde kaybettiğini ve benim kazanmam için dua edeceğini söyledi. Müsabakaların final kısmına kadar galibiyetlerle geldim. Finalde son sınıftan Şemsettin Ağabey’le karşılaştım ve okul şampiyonu oldum” diye anlatıyor. 
Tüm Haberlere Göz Atın