Rezidans bağışçılarının el emeği, Darüşşafakalı öğrencilerin geleceğini aydınlattı

 ›  Haberler  › ↓ 

Darüşşafaka Rezidansları’nda yaşayan bağışçıların bir yıl boyunca ürettiği el emeği göz nuru eserler, 6 Mayıs Çarşamba günü Yakacık Rezidans’ta düzenlenen "Geleneksel Kermes" ile satışa sunuldu. Tüm geliri Darüşşafaka’ya bağışlanan kermese yine rezidans bağışçıları büyük ilgi gösterdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Birbirinden güzel eserleriyle kermese katkıda bulunan üç Yakacık Rezidans üyesi; Solmaz Baysal, Fatma Nuran Okten ve Sanay Sokullu’yla söyleşi yaptık. Hem rezidans yaşamını hem kermesi konuştuk.

Solmaz Baysal:

2003’ten beri Darüşşafaka Rezidansları’nın üyesi olan Solmaz Baysal, eşi Ahmet Baysal’la birlikte Yakacık Rezidans’ta mutlu bir yaşam sürdüğünü ifade ediyor. “12 yıl oldu. Geldiğimiz gün, dün gibi… Hiç sıkılmadık. İyi ki de böyle bir yer yapılmış. Bu yaşta evimizde bundan daha fazlasını bulamazdık. Darüşşafaka’ya teşekkür ediyoruz. Hakikaten şimdiye kadar böyle kalabileceğimiz ev havasında bir yer yoktu” diyor. 

2009’da Yakacık Rezidans’ın hobi öğretmeni Gazel Başar’ın teşviki ve yol göstermesiyle resim yapmaya başlayan Solmaz Baysal’ın bugüne dek yaptığı resimlerin sayısı 170’i buluyor. İnsanın istediği şeyleri yapması için hiç bir zaman geç olmadığının bir kanıtı Solmaz Baysal… Resimlerinin bir kısmı Darüşşafaka yararına satılırken bir kısmı da rezidansın duvarlarını süslüyor. 

Ayrıca yelek, hırka, patik ve çantalar ören Solmaz Baysal, kermese eserleriyle en çok katkıda bulunan üyelerden biri. Diğer üyelerle müşterek olarak lavanta torbaları, masa örtüleri, tepsi boyama işleri de yapmışlar. “Tamamen sıfırdan ürettiğim şeyler. Kendi emeğimle yaptığım şeyden olan yardım daha hoşuma gidiyor. Bir şey değil, denizde bir damla belki ama bu bana daha zevk veriyor” diyor.

Çocukların elinden tutmanın kendisini mutlu ettiğini belirten Solmaz Baysal, “Darüşşafakalı öğrenciler her şeyleriyle çok güzel yetişiyor. Hoşumuza gidiyor. Çocukları öyle görünce insan mutlu oluyor. Bir seviyeye gelmiş oluyorlar. Keşke tüm çocuklar kurtulabilse…” diyerek söyleşimizi bitiriyor.

Fatma Nuran Okten:

13 yıldır Yakacık Rezidans’ta yaşayan emekli edebiyat öğretmeni Fatma Nuran Okten, rezidansta çok mutlu olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Buraya yerleşmek belki de hayatta yaptığım en güzel iş diye düşünüyorum. Burada o kadar güvende, huzurlu, rahatım ki, ‘Yarrabi ne kadar güzel bir yer nasip ettin bana…’ diyorum. Çalışanlarımız çok saygılı, efendidir. Hemen yardıma koşarlar. Herhangi bir sorunda hemen el ele verirler.” 

31 yıl öğretmenlik yapan Fatma Nuran Okten, “Buradaki herkesi çocuğum, öğrencimmiş gibi kabul ediyorum. Çalışanların bize hizmetleri düşünemeyeceğiniz kadar güzel. Bir insan büyükannesine ancak bu kadar güzel, sevgiyle hizmet verebilir. Darüşşafaka’nın bir benzerini düşünemiyorum. Biz hakikaten cennette yaşıyoruz” diyor. 

Darüşşafakalıların arasındaki kardeşliğin rezidansta da var olduğunu söylüyor: “Kardeşim, ‘siz burada kardeş gibisiniz, beni bile unutuyorsun’ diyor. Benim bir sözüm var: o kadar çok şey paylaşıyoruz ki, annemiz babamız ayrı ama öz kardeşiz burada. Darüşşafaka kardeşiyiz. Darüşşafakalı öğrenciler de artık bana torunlarım gibi geliyor.” 

13 yıldır her gün hobi odasında çalıştığını belirten Fatma Nuran Okten, “Üstümdeki kıyafetlerin hepsini kendi yaptım. Döpiyesler, tayyörler, yelekler, etekler, manto diktim. Kolyeler benden sorulur. Çeşitli kolyeler yaparım. Durmadan örerim. Beraber el ele verir, örgüler, çantalar yaparız. Bütün kermeslere katılıyorum. Allah’a şükür gücümüz yetiyor, gönlümüz hoşlanıyor bu işleri yapmaktan” diye anlatıyor. 

“Darüşşafakalı olmak başlı başına bir güzellik” diyen Fatma Nuran Okten, Darüşşafaka’nın kendisine verdiği emniyet hissini şu sözlerle anlatıyor: “13 sene evvel henüz Darüşşafaka’ya yeni girmiştim, bir gün düştüm. O kadar büyük bir acı çektim ki, birden ‘Yarabbim nereye giderim yalnız başıma’ diye düşündüm. Bir anda içim aydınlandı, ‘ben Darüşşafakalıyım’ dedim, ‘şu anda telefon etsem bana koşup gelir hemen ambulans’. Onun verdiği rahatlığı, o ışığı hayatımda ben hiç yaşamamıştım.” 

Sanay Sokullu:

İki senedir Yakacık Rezidans’ta yaşayan antropolog Sanay Sokullu, Darüşşafaka’yla irtibatının çok eskiye dayandığını anlatıyor. “Eşim Prof. Adnan Sokullu, Darüşşafakalıydı. Kendisi fizik profesörüdür ve ultrasonu tıbba ilk uygulayan kişidir. 20 sene ABD’de kaldık. Türkiye’ye döndükten sonra kendisi Cemiyet Yönetim Kurulu’nda bulundu. Çok iyi bilirim Darüşşafaka’yı, çok da severim. Çünkü hep onların oradaki yaşantısını dinleyerek hayatımız geçti. O vefat ettikten sonra ben burada oturmak istedim. Şimdi burada kalıyorum. Onun ailesi burası. Benim de her şeyim şimdi eşimin ailesi. Çok da mutluyum. Ben antropologum. Tahsilimi, doktoramı ABD’de tamamladım. Buraya geldikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde çalıştım. Sonra emekli oldum” diyerek yaşamını özetliyor. 

Rezidansta mutlu olduğunu söyleyen Sanay Sokullu, “Yaşlı insan biraz şımartılmak istiyor. Çünkü o yaşa kadar hep şımartmış başkalarını. Bir parça pohpohlanmak istiyor. Bakın, burada o var. Bir kere değişmez bir kuralı var: bütün çalışanlar güler yüzlü. Kolay değil yüklendikleri görev. Ama çok güzel yapıyorlar” diyor.

Yaşamı boyunca el işleriyle uğraştığını belirten Sanay Sokullu, rezidansta sunulan hobi imkânlarından da çok memnun olduğunu söylüyor: “Dikiş dikmeyi, örgü örmeyi çok severim. Tam da kendime göre bir yer buldum. Hobi odamız fevkalade. O bakımdan da mutluyum” diyor. 

Rezidansın organize ettiği gezi ve aktivitelerin de kendisini aktif tuttuğunu ifade eden Sanay Sokullu, şunları söylüyor: “Konserlere gidiyoruz, yemeklere gidiyoruz, çaya gidiyoruz. Evde olduğumda üşeniyorum bir yere gidip çay içmeye, halbuki burada hazır götürülüyorsunuz. Arkadaş da oluyor. Yaşımız dolayısıyla evde oturmaya çok müsaitiz. Ama evde oturdukça insan gittikçe büzülüyor. Halbuki dışarıya ne kadar çok çıkarsanız, o kadar genişlersiniz.”

“Çok muntazam dikiş dikerim, çok güzel sofra örtüleri yaptım. Keçelerle, örgüyle çantalar yaptım. Çok güzel lavanta torbaları yaptık. Hep yaparım ve hep de sevgiyle yaparım” diyen Sanay Sokullu da kermese çok emeği geçenlerden… 

Kermesten elde edilen gelirin yine Darüşşafaka’ya bağışlanmasının çok güzel bir şey olduğunu söyleyen Sanay Sokullu, “Helal olsun. O çocukları gördükçe, düşündükçe eşimi hatırlıyorum. Kutsal bir emanet bizim için o çocuklar. Bazen geliyorlar buraya. Şeftali gibi yanaklar, hep merak dolu gözler… Bayılıyorum onlara. İnşallah hepsi eşim gibi yetişirler.” 

Tüm Haberlere Göz Atın