Nazıma Antel’in anısı yeni Nazıma Antel’leri yeşertecek!

 ›  Haberler  › ↓ 

Dünyaca ünlü keman virtüözü Cihat Aşkın ile piyanist Tuluğ Tırpan, Darüşşafaka Eğitim Kurumları’na kız öğrencilerin kabul edilmesinin 40. yılı nedeniyle hazırlanan “Darüşşafakalı Kızlar 40. Yıl” kampanyasına destek için 25 Mayıs’ta Kadıköy Süreyya Operası’nda konser vermeye hazırlanıyor.

Konserlerini Darüşşafaka’nın ilk kadın müdiresi ve kız öğrencilerin Darüşşafaka’ya alınmasının mimarlarından Nazıma Antel’in anısına ithaf eden ikili, o gün klasik müziğin ölümsüz eserlerini Nazıma Antel için çalacak.

Tüm geliri 2011-2012 eğitim yılında Darüşşafaka’ya başlayacak 10 kız öğrencinin 10 yıllık eğitim giderinin karşılanmasında kullanılacak olan konser öncesi keman virtüözü Cihat Aşkın ile konuştuk.

Öncelikle Nazıma Antel ile olan ilişkinizin kökenini öğrenmek istiyoruz. Nazıma Hanım’ı nereden tanıyorsunuz?

Nazıma Hanım, benim şimdiki eşimin -o zaman eşim değildi- büyük yengesiydi ve kendisiyle ne yazık ki vefatından iki yıl önce yani 1998’de tanıştım. Fakat Nazıma Hanım’ı hem yakın tarihimizin çok önemli şahsiyetlerden Sadrettin Celal Antel’in eşi, hem de Darüşşafaka Cemiyeti’nin değerli yöneticisi Fettah Aytaç’ın yakın arkadaşı –Fettah Bey’i de tanırdım-   olması vesilesiyle şahsen olmasa da ismen çok eskiden beri tanıyordum.

Peki, Nazıma Hanım’ı nasıl hatırlıyorsunuz? Yani sizde nasıl bir intiba bıraktı?

Nazıma Hanım, son derece hanımefendi, kültürlü ve yumuşak bir insandı. Söylemek istediği mesajları, büyük bir olgunluk ve kibarlıkla verirdi. Kanserdi ve rahatsızlığından dolayı şiddetli ağrılar çekiyordu. Fakat hiçbir zaman metaneti elden bırakmadı. Hasta yatağında bile son derece olgun, kibar ve her zamanki dirayetli tavrını sürdürdü. Çok yakın bir ilişkimiz olmasa da kültür, sanat ve eğitim alanında yaptıklarını onun ağzından dinleme şansım oldu. Vefatından sonra ise onu tanıyanların ondan hep sitayişle bahsetmesine, efsane olarak nitelendirmesine tanıklık ettim. Hakikaten onu yakından tanımış herkes onun için “Bir tanedir” diyor ve onun anılarını, ismini yad etmeden geçemiyor.

Darüşşafaka yararına düzenlenen bu konseri, Nazıma Hanım’ın anısına verme fikri nasıl ortaya çıktı?

Bana Darüşşafaka yararına konser vermeyi değerli arkadaşım Tuluğ Tırpan teklif etti.  Aslında prensip olanak İstanbul, Ankara ve İzmir’de yardım konserleri vermiyorum, çünkü buralarda bu tür faaliyetler yeterince yapılıyor. Bu nedenle ben, daha çok Anadolu’da bu tür etkinlerin içinde yer almayı tercih ediyorum. Fakat bu konser, ülkemizin en önemli eğitim ve hayır kurumlarından Darüşşafaka yararına olduğu için teklifi memnuniyetle kabul ettim. Tabii, pek çok insan gibi benim için de Darüşşafaka ile Nazıma Antel ismi hep yan yanadır. Darüşşafaka yararına bir konser verirken, onunla özdeşmiş, çok sevdiğim ve saygı duyduğum Nazıma Antel’i de anmayı, böyle bir kombinasyonla iki ismi tekrar bir araya getirmeyi istedim.

Konserin Nazıma Hanım anısına olması repertuarınızı nasıl etkiledi? Mesela; Nazıma Hanım’ın sevdiği eserlere yer verdiniz mi?

Nazıma Hanım klasik eserlerin hepsini severdi. Klasik müzik hayranı bir insandı o. Özellikle sevdiği bir eser olup olmadığını ne yazık ki hatırlamıyorum. Fakat konserde; Nazıma Hanım’ın ailesinden daha doğrusu, eşinin kardeşi olan Necip Celal Andel’in Özleyiş Tangosu’nu seslendireceğim.

Onun anısına bir konuşma yapmayı düşünüyor musunuz?

Elbette… Nazıma Hanım çok önemli bir şahsiyet. Onun kişiliği hakkında ufak bir konuşma yapacağım.

Bildiğiniz gibi bu sene kız öğrencilerin Darüşşafaka’ya alınmasını 40. yılı ve kızların Darüşşafaka’ya alınmasının mimarlarından biri de Nazıma Antel…  25 Mayıs’ta vereceğiniz konserin geliri de gelecek eğitim yılında Darüşşafaka’ya başlayacak 10 kız öğrencinin 10 yıllık eğitim giderinin karşılanması için oluşturulan bir projeye aktarılacak. Konserinizin gelirinin Daçkalı kızların eğitiminde kullanılması noktasında neler söylemek istersiniz?

Bence, Türkiye’de kız öğrencilerin eğitiminin birinci derecede önemli, çünkü toplumu değiştiren unsur hanımlardan başlıyor. Doğu toplumlarının Batı toplumlarına nazaran kötü bir imajı var ve bildiğiniz gibi ne yazık ki Doğu toplumları Batı’ya göre biraz daha geri kalmıştır. Bunun sebebi ise kızlar ile erkeklerin eşit oranda okuyamaması ve hayatta eşit şartlarda yer alamamasıdır. Aslında bu, dünyanın her yerinde var ama Doğu toplumlarında daha fazla... Cumhuriyetten sonra bu durum hızla değiştirilmeye çalışılsa da çok başarılı olduğumuz söylenemez. En azından ben, artık bu konuda fazla iyimser değilim. Yine de kızların okuması, çalışması, hayata eşit şartlarla hatta pozitif ayrımcılıkla katılması gerektiğine, birey olarak toplumda erkeklerle eşit şartlarda yer almasının elzem olduğuna inanıyorum. Bu nedenle kız çocukların okutulmasına yönelik yapılan her çalışma gibi Darüşşafaka’nın attığı bu adımın da daha ileri gitmesini yürekten istiyor ve önemsiyorum.

Son olarak konserinize ve Darüşşafaka’ya dair vermek istediğiniz bir mesajı var mı?

Türkiye genelinde zaten eğitim alanında gönüllü çalışmalar yapıyorum. 2001'den bu yana "Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları" (CAKA) projesini yürütüyorum. Bu projeyle; İstanbul, Ankara ve İzmir dışında Anadolu’muzun değişik yerlerindeki yetenekli çocukların bulunmasına, bir platform altında toplanmasına ve eğitmenlerinin belli bir eğitimden geçmesine yönelik çalışmalar yapıyorum. Çünkü bu tür çalışmaları devletin değil de sivil toplum örgütlerince yapılması gerektiğini düşünüyorum. Batılı toplumlarda çok kökleşmiş sivil toplum örgütleri var. Ne yazık ki bizde böyle köklü sivil toplum örgütü pek yok. İşte Darüşşafaka, Türkiye’nin bu az sayıdaki köklü sivil oluşumları arasında yer alıyor. Darüşşafaka ve benzeri kurum, dernek, vakıf ya da cemiyetler, insanlık için çalışarak çok ulvi bir amacı hizmet ediyor. Bu alanda yapılan her çalışmada benim için kutsaldır. Bunun yanı sıra Darüşşafaka’nın bu tür sanatsal etkinlikleri daha fazla gerçekleştirmesini ve daha fazla sanatla iç içe olmasını arzu ediyorum. Fettah Bey, çok sanatsever bir insandı ve sanatı desteklerdi. Nazıma Hanım ile birlikte çok iyi bir ikili oluşturarak, kültür-sanat alanında Darüşşafaka’da sayısız etkinlik düzenlediler. İşte Darüşşafaka, tarih bilincinden aldığı bu dersi çok daha ileriye götürmeli ve hiç kesintiye uğratmamalı. Bunun için nasıl bir hizmet gerekiyorsa ben memnuniyetle hazırım.

 

Efsanevi bir eğitimci: Nazıma Antel...

Nazıma Antel, 1918 yılında İstanbul’da doğdu. 31 Mart Harbiye Nazırı Nazım Paşa ile Tanzimat dönemindeki ıslahat hareketleri içinde maarifle de ilgilenen Mehmet Emin Ali Paşa’nın torunu olan Nazıma Hanım, Dr. Mehmet Necdet ve Azra Hanım’ın ilk çocuğuydu.
Sarıyer İlko
kulu’ndan sonra eğitimine Arnavutköy Kız Koleji’nde devam etti. İÜ Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nde lisans eğitimine başlayan Nazıma Antel için bu okul, hayatının önemli kilometre taşlarından biridir. 8 Mayıs 1943’te İÜ Pedagoji Kürsüsü’nün başında bulunan ve yaptığı bilimsel araştırmalarla genç Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş eğitim anlayışının oluşmasına büyük katkı sağlayan Sadrettin Celal Antel’le evlendi. 1943-44 öğretim yılında Beyoğlu Kız Okulu’nda yardımcı öğretmen olarak mesleki hayatına başlayan Nazıma Hanım, daha sonra Çapa Erkek Lisesi ve İstanbul Kız Lisesi’nde İngilizce öğretmenliği yaptı. 1954 yılında hayat arkadaşı Sadrettin Celal Antel’i kaybeden Nazıma Hanım, Darüşşafaka Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Aytaç’ın önerisi ve desteğiyle 1955-56 öğretim yılında Darüşşafaka’da göreve başladı. O artık bir Darüşşafakalıydı. Nazıma Hanım’ı Darüşşafakalı yapan bir başka neden ise fikirlerinin Darüşşafaka’nın eğitim anlayışıyla uyuşmasıydı. Darüşşafaka, 1955’te İngilizce eğitime geçtiğinde de 1971’de kız öğrencilere kapısını açtığında da Nazıma Hanım vardı. Darüşşafaka müdiresi olarak kız öğrencilerin kabulüne ilişkin Hayat Mecmuası’nın 1968 yılı 10. sayısında verdiği röportajda, okulun kuruluşunun karma eğitim mantığıyla temellendiğini, ancak daha sonra bundan vazgeçildiğini dile getiriyordu. Yüzyıllık gecikmişliğin telafisi 1971 yılında gerçekleştirildiğinde, bu tarihi ana dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da iştirak edecekti. 12 Aralık 1972 tarihinde Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi ile yaptığı röportajda Nazıma Hanım, eğitimin tüm enstrümanlarıyla birlikte bir süreç olduğunu ifade ediyordu. Öğrencilerin başarı oranı yüzde 98’lere varmasına rağmen, bununla yetinmeyerek, daha ileriye işaret ediyordu: “Biz bir öğretim kurumuyuz, daima mükemmele, daima daha iyiye gitmek azmindeyiz. Öğrencilerimizin adedini yükseltmek, kütüphanemizi çok daha zenginleştirmek. Laboratuvarlarımızı daha modern araçlarla teçhiz ederek daha çok deneyler yapma olanağı sağlamak arzusundayız. Onun için bize bu bütçe yetiyor, artık burada durabiliriz gibi bir şey söz konusu olamaz.” Nazıma Antel, 4 Kasım 2000 tarihinde 82 yaşında aramızdan ayrıldı
.

Konser Programı:

Ludwig van Beethoven İlkbahar Sonatı Op.24, Fa majör
Adagio molto espressivo
Rondo: Allegro ma non troppo
Delphin Alard La Traviata Fantezisi
Necip Celal Andel Özleyiş Tangosu (Düzenleme: Cihat Aşkın)

Sabri Tuluğ Tırpan Tango Macabre


Sabri Tuluğ Tırpan Tango


Brahms-Sonat No.3
1. Allegro agitato
2. Adagio
3. Allegretto Moderato
4. Allegro Molto
 

 
Cihat Aşkın - Tuluğ Tırpan Konseri
Yer: Kadıköy Süreyya Operası
Saat: 20.00
Teberru Bilet Fiyatı: 50 TL.
Biletix satışımız da başlamıştır.
 
Hiçbir ücret almadan Darüşşafaka yararına sahne almayı kabul eden değerli sanatçılarımız Cihat Aşkın ile Sabri Tuluğ Tırpan'a ve konserin gerçekleşmesi için büyük emek sarf eden Darüşşafaka'nın ilk mezun kız öğrencilerinden Asuman Akbabacan'a Cemiyetimiz adına teşekkürü borç biliyoruz.

 

Tüm Haberlere Göz Atın