Mucizenin İki Tarafı

 ›  Haberler  › ↓ 

Darüşşafakalı genç mezunlardan Cemiyet'e destek

Darüşşafaka Cemiyeti geçtiğimiz yaz, üniversite eğitimini sürdüren mezunları ile bağışçılarını buluşturan bir projeye imza attı. Projenin amacı, bir yandan Darüşşafaka’da okumuş gençlerin, kimlerin desteğiyle eğitim aldıkları hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamak diğer yandan da bu yuvayı yaşatmak için destek veren hayırseverlere bağışlarıyla Darüşşafaka’da okumuş, şimdi de lisans eğitimlerine devam eden gençlerle sohbet etme olanağı tanımaktı. Proje kapsamında gönüllü mezunlar yaz boyu yetişmelerine destek olan hayırseverleri arayarak teşekkür etti, Darüşşafaka’daki son gelişmeler hakkında bilgi verdi, sorularını yanıtladı. Projede görev alan Abdullah Arıkan (DŞ’2016), Kemal Çelik (DŞ’2015), Anıl Albayrak (DŞ’2016), Can Ataseven (DŞ’2016), Harun Baş (DŞ’2015), Ülkü Sarıkaya (DŞ’2016) ve Duygu Kılınç’la (DŞ’2016) bu deneyimlerine ilişkin izlenimleri üzerine konuştuk. 

Abdullah Arıkan: "O kadar fazla insanın desteğiyle büyümüşüm ki..."

Darüşşafaka Lisesi 2016 mezunu, ODTÜ Matematik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Abdullah Arıkan, Darüşşafaka’nın kendisine kattığı en önemli değerin öğrenmeyi öğrenmek olduğunu söylüyor: “Gerektiğinde denemeyi, başarısız olmayı, başarısız olmaktan korkmamayı, bir şekilde düşe kalka tek başıma her şeyi yapabileceğimi öğretti bana Darüşşafaka. Bunun farkını hayatınız boyunca görüyorsunuz. Bu, kitapta okuyabileceğiniz veya bir yerde rastlayabileceğiniz bir şey değil, deneyimle, hayatla öğrenilen bir şey. Darüşşafaka bu bakımdan özel bende.” 
Bağışçılarla iletişime geçmenin farklı bir deneyim olduğunu belirten Arıkan, “O kadar fazla insanın desteğiyle büyümüşüm ki, gerçekten sayıları inanılmaz ve bu insanlar, bana ‘oğlum emekli maaşım yatsın söz veriyorum bağış yapacağım’ diyen insanlar… İçimde daha da fazla minnet duygusu oluştu. Daha büyük sorumluluk ve borç hissettim Darüşşafaka’ya karşı. Bir de şunu fark ettim ki, Darüşşafaka, birbirini hiç tanımayan, birbirinden hiç haberi olmayan binlerce insanın destekleriyle ayakta duruyor. Darüşşafaka’nın temelini oluşturan bu insanlar, kendilerini eğitime adamış, eğitime destek vermiş binlerce apayrı insan. Belki birbirlerinin yanından geçiyorlar, belki hayatları boyunca hiç karşılaşmıyorlar, ama bu insanlar Darüşşafaka’yı oluşturuyorlar. Birbirinden bu kadar ayrı insanlar, bir bütün oluşturuyor. Çok enteresan” diye anlatıyor. “Birkaç işte çalıştım, Darüşşafaka benim gördüğüm en güzel iş ortamıydı” diyen Arıkan, bu süreçte en çok bağış yapmak için emekli maaşını bekleyen hayırseverden etkilendiğini belirtiyor: “Bağış yapabilmek için maaş bekliyor, o da emekli maaşı zaten, ama bağış yapabilmek için bekliyor, harcamak için değil. Çok bir varlığın içinde olmasa da eğitime bu kadar kendini adamış olması ve Darüşşafaka’ya bu kadar güvenmesi, mucize gibi…”

 

Kemal Çelik: “Sahnenin arkasındaki o kulisi gördüm”

Darüşşafaka Lisesi 2015 mezunu, Marmara Üniversitesi Fransızca Tercümanlık Bölümü 1. sınıf öğrencisi Kemal Çelik, “İnsanlar Darüşşafakalı olduğumuzu öğrenince, bize bir umut ışığı gibi bakıyorlar, bakışları değişiyor. Ben burada okumasaydım bir yabancı dil sahibi olabileceğimi sanmıyorum. İkinci yabancı dili de öğreniyoruz ki zaten ben bu sayede üniversite bölümümü de buna göre seçtim. Gitar çalmayı burada öğrendim. 2010’da başladım, annemi bir şekilde kandırıp bir gitar aldırmıştım bayram hediyesi olarak. O zamandan beri çalıyorum. Benim en sevdiğim dersti. Dışarıda çoğu insanın elde edemediği bir hobi… Bunu sana ders olarak veriyorlar, nerede var ki bu? Çok büyük bir ayrıcalık” diye anlatıyor Darüşşafaka’nın hayatına kazandırdıklarını. “Darüşşafaka’nın bu kadar geniş bir kitleye ulaştığını tahmin etmiyordum” diyen Çelik’i Cemiyet’te çalışması sırasında en çok etkileyen, bir kadın bağışçının bağış yapamadığı için kendisinden özür dilemesi olmuş: “Bunu beklemiyordum açıkçası… Aradığım için ben kusura bakmayın derim diye bekliyordum ama tam tersi oldu. Konuşurken birden ağlamaya başladı. O da kısıtlı imkanlarıyla çocuğunu okutmaya çalışıyormuş. Ülkemizde çok güzel insanlar varmış, bunu fark ettim.” Darüşşafaka’da çalışması sayesinde sahnenin arkasındaki kulisi gördüğünü ifade eden Çelik, “Genelde bir iş yapılırken en çok sonuca bakılır. Ama o sonucun arkasında kimler ne yapıyor, nasıl emek veriyor kimse bilmez. Ben sahnenin arkasındaki o kulisi, o hazırlığı gördüm. Kesinlikle mezunlara tavsiye ediyorum. Kimlerin bağış yaptığını, ne imkanlarla, hatta ne imkansızlıklarla diyeyim, bağışta bulunduğunu görmelerini isterim” diyor.

 

Anıl Albayrak: “Hayatımı değiştiren bir okul...”

Darüşşafaka Lisesi 2016 mezunu, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü 2. sınıf öğrencisi Anıl Doğan Albayrak ise Darüşşafaka’da hep çalıştıkça kendini geliştirebileceği olanakları bulduğunun altını çiziyor. Albayrak, “Üniversitede bile bu kadar geniş olanak bulamıyorum. Hayatımı değiştiren bir okul... Kesinlikle iyi ki buraya gelmişim, iyi ki Daçkalı olmuşum. Darüşşafaka bir kere tiyatroyu kattı hayatıma. Heykel yaptım, bunu hayal bile edemezdim. Hem sanatsal hem akademik olarak Darüşşafaka bana çok şey kattı. Edebiyatta, okuduğumuz kitaplar hala işime yarıyor. Darüşşafakalı olmak insanı her açıdan bir seviye öne taşıyor. Üniversiteye birikimle geliyorsun. Hocaların bile bakış açısı farklı oluyor.” Hem Darüşşafaka’ya katkıda bulunmanın hem de ailesinin içinde tekrar vakit geçirmenin onu çok mutlu ettiğini söyleyen Albayrak, Darüşşafaka’daki çalışma deneyimine ilişkin düşüncelerini şöyle açıklıyor: “En küçük meblağdan en büyük meblağa kadar destek olan tüm bağışçılarımızın bizi düşünmesi bile yeterli. O kadar iyi niyetli bir davranış ki bağış yapmak, kendi gönlünden bir şey koparıp başkasını düşünerek ona vermek. Paylaşarak çoğalan bir durum... O kadar duygulandırıcı bir şey ki… Özellikle telefonda konuşurken bazı bağışçılarımız bizim başarılı olduğumuzu duyduklarında gözyaşlarını tutamıyorlar. Benim hayatıma Darüşşafaka sayesinde nasıl yön verebildiğimi duyduklarında, çok mutlu oluyorlar. Bu da tabii beni de mutlu ediyor. Çünkü Darüşşafaka sayesinde ben, bütün hayallerime kavuşabiliyorum. Mesela bir bağışçımızın ‘çocuklara güzel bir gelecek emanet etmek istiyorum, Türkiye’nin geleceği sizsiniz’ demesi çok duygulandırıyor beni. O yüzden çok mutlu olduğum bir deneyim oldu.” 

 

Can Ataseven: “Tabiri caizse ekmek paralarını bağışlıyorlar”

Darüşşafaka Lisesi 2016 mezunu, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 2. sınıf öğrencisi Can Ataseven de “Darüşşafaka sayesinde hayatta bir şeyleri her zaman daha kolay elde edebilme şansım oldu. Beni sosyal açıdan çok geliştirdi. Öğretmenlerimiz, belletmenlerimiz hepimizle ayrı ayrı ilgileniyorlardı sağ olsunlar… O yüzden Darüşşafaka ikinci ailem, hatta yeri geliyor birinci ailem oluyor” görüşünü dile getiriyor. Ataseven, “İlk iş deneyimim de ailemin olduğu yerde olsun” demiş ve dört gün için gelip 50 güne yakın Darüşşafaka’da çalışmış. Bu deneyimin okuluna bakış açısını genişlettiğini ifade eden Ataseven, “Bağışçılarımızın hepsi milyoner insanlar değil, normal bir maaşla geçinen, hayatını sürdürmeye çalışan insanlar. Tabiri caizse ekmek paralarını bağışlıyorlar. Bu kadar zor şartlarda yaşayan insanların, bu kadar isteyerek bize destek verdiklerini bilmiyorduk. Onlar buraya ülkemizin geleceği, çocukların geleceği için bağış yapıyorlar. Özellikle Darüşşafaka’ya güveniyorlar” diye anlatıyor. Eğitimine destek için bağış yaptığı bir genç tarafından teşekkür için aranmanın, hayatına dokunduğu o gence dair bilgi almanın bağışçıları çok mutlu ettiğini gözlemleyen Ataseven, kendisini etkileyen birçok olaydan birini şöyle anlatıyor: “Bir hanımefendiyle konuşmuştum. İlk başlarda gayet güzel, mutlu konuşuyorduk. Bir anda ağlamaya başladı ve yakın zamanda eşini kaybettiğini, bizi şimdi daha çok anladığını söyledi. Ya da mesela bizimle yaşıt biri vardı, o da yakın zamanda babasını kaybetmiş. Yazın bir yerde çalışmış ve o paranın bir kısmını bize bağışlamış. Hatta ‘Okula gelip gönüllü de çalışırım’ dedi. Bu insanlar sadece maddi değil manevi destekle de yanımızda olmaya çalışıyorlar. Bu gerçektende çok önemli.”

 

Harun Baş: “Bağışçılarımızı arıyoruz, teşekkür ediyoruz, bizi unutmayın diyoruz”

Darüşşafaka Lisesi 2015 mezunu, Namık Kemal Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Harun Baş ise Darüşşafaka’nın hayatına kattıklarını şöyle anlatıyor: “Öncelikle zaten hepimizin bir ortak derdi vardı, babamızı kaybetmiş olmamız. Bu dışarıdan bakıldığı zaman dezavantaj olarak gözüküyor doğal olarak, ama Darüşşafaka’nın sağladığı ortam o dezavantajı ortadan kaldırıyor. 10 yıl boyunca aynı arkadaşlarınla birliktesin, arkadaşlıktan da öte kardeşlik sayılabilir aslında. Bu büyük bir avantaj… Mezun olduğun zaman da kocaman bir camia var arkanda. Hayata hazır oluyorsun. Darüşşafaka’nın başka bir artısı da, yabancı dil. Okuduğum bölümde çok avantajı oluyor.” Bağışçılarla konuşmak kendisini duygulandırdığını belirten Baş, “Bağışçılarımızı arıyoruz, teşekkür ediyoruz, bizi unutmayın diyoruz. Çok severek bağış yapıyorlar, bilinçliler. Bizim aramamız onları da mutlu ediyor, duygulandırıyor. Mezun olduktan sonra arayıp onlarla konuşmamızın böyle etkili olması, insanı duygulandırıyor.” Tüm mezunlara bu deneyimi yaşamayı tavsiye eden Baş, sözlerini şöyle noktalıyor: “İlk günden beri insanlar gayet olumlu, enerji de yüksekti. Hepsi birbirinden iyi, çok tatlı insanlar. Bağış biriminde işini canıgönülden yapan insanlar var. Burada kutsal bir iş yapıyorsun. Cemiyet’te çalışan insanlara yardım ediyorsun. Mezun olmuş bir Daçkalının bir ay, bir ay olmasa bile bir hafta burada çalışması gerekiyor. Ayrıca, doğum günümün hatırlanıp kutlanması çok ince bir davranıştı.”

 

Ülkü Sarıkaya: “İyi kalpli insanların desteğiyle burada işler yürüyor”

Darüşşafaka 2016 mezunu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Ülkü Sarıkaya, Darüşşafaka’nın hayatında değiştirdiklerinin bu röportaja sığmayacağını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Şu an Darüşşafaka sayesinde ben böyleyim. Sadece akademik anlamda değil, ruhsal, manevi anlamda da birçok şey kazandırdı. Kişiliğimi çok biçimlendirdiğini söyleyebilirim. Zorluklarla mücadele etmeyi, kendi başıma bir şeyleri başarabileceğimi öğrendim. Hepimiz farklı bir kültürel arka plandan geliyoruz ama burada hepimiz tek bir Darüşşafaka kültürü altında birleşiyoruz. Bu mozaiğin bir parçası olmak çok öğretici oldu.” Darüşşafaka’da çalışmanın bağışçılara duyduğu minnet ve sevgiyi artırdığını belirten Sarıkaya, “Burada yediğimiz yemekten yattığımız yatağa kadar bizi finanse eden insanlarla görüşmek çok keyifliydi. İnsanların hayatlarında neler olursa olsun bir şekilde burayı düşündüklerini öğrendim. Bu büyük bir incelik. Çünkü bizi tanımıyorlar ama karşılıksız bir şekilde bize yardım ediyorlar. Bu, iyiliktir. Sadece varlıklı insanların parasıyla değil de iyi kalpli insanların desteğiyle burada işler yürüyor. Bunu fark etmiş oldum. Bu da minnet duygumu daha da artırdı. Aynı zamanda, maddi durumu ne olursa olsun insanların bir şekilde bu dünyada bir değişiklik yaratmaya çalışmaları, beni motive etti. Bundan sonra yaptığım şeylerde o insanlar kesinlikle aklıma gelecek ve kesinlikle bir rol model olacaklar.” Bağışçılarla konuşunca kendisini çok daha kıymetli hissettiğini vurgulayan Sarıkaya,“Sadece maddi değil, manevi anlamda da size kıymet verip yardım etmişler, onun karşılığında istedikleri tek şey sizin mutlu olmanız ve bir şekilde hayatınızı değiştirmeniz. Onlarca hatta binlerce kişi, sırf sizin iyi bir hayatınız olması için yardım etmek istiyor, uğraşıyor. Bu inanılmaz bir şey” diye duygularını dile getiriyor.

 

Duygu Kılınç: “Her Darüşşafakalı burada geçirdiği yılların arkasındaki insanlarla tanışmalı”

Darüşşafaka 2016 mezunu, Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Duygu Kılınç, “Darüşşafaka'ya başlamak hayatıma yön veren en büyük şeylerden biri oldu. Dokuz yaşımda ikinci bir yuva sahibi oldum, bir sürü kardeş edindim. Kendimi keşfetme sürecimdeki en büyük pay Darüşşafaka'nındır” diyor. Cemiyet’te çalışmanın kendisi için güzel bir deneyim olduğunu belirten Kılınç, “Neredeyse her yaştan, her pozisyondan insanla konuştum. Burada çalışmak beni çok duygulandırdı çünkü Darüşşafaka'yı ayakta tutan onlarca bağışçımızla konuştum. Ne kadar güzel bir şey yaptıklarını, onlara ne kadar minnettar olmamız gerektiğini bir kez daha fark ettim. Bir keresinde bir bağışçımız duygulanarak ağlamaya başladı benimle konuşurken. Onun ağlaması beni çok derinden etkiledi. Bence her Darüşşafakalı burada geçirdiği yılların arkasındaki insanlarla tanışmalı” diye sözlerini noktalıyor.

Tüm Haberlere Göz Atın