Minnetle Anıyoruz

 ›  Haberler  › ↓ 

Darüşşafaka’nın vasiyet bağışçısı, aynı zamanda yaşamı boyunca yaptığı bağışlarla adını “Darüşşafaka’nın Kurucu Bağışçıları” arasına yazdıran ve 7 Haziran 2016’da aramızdan ayrılan Malike Bayülken’i 2010 yılında Darüşşafaka Rezidans Dergisi için verdiği röportajla vefatının 2. yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

 Darüşşafaka'nın vasiyet bağışçısı Malike Bayülken...

“Her zaman bir tasarrufum kalırsa Darüşşafaka’ya bırakmayı düşündüm”

Eski İstanbullu, hukukçu ve noter emeklisi bir isim Malike Bayülken… 1917’de İstanbul’da doğan Bayülken, “Annem de babam da İstanbul doğumludur. Onun için kendimizi eski bir İstanbullu olarak sayıyoruz” diye başlıyor yaşam öyküsünü anlatmaya… Çocukluğu Çengelköy’de geçmiş Bayülken’in: “Çok güzeldi oralar… Evlerimiz hep bahçe içindeydi. Meyve ağaçlarımız vardı. Yaramaz bir çocuktum, ağaçlara tırmanmayı severdim. Çengelköy’de herkes birbirini tanırdı, kışları İstanbul’a inildiğinde anahtar bekçiye bırakılırdı, o bakardı evlere. Bu kadar emniyetli idi. İstanbul artık, eski İstanbul değil ve şimdiki İstanbul’u tanıyamıyorum.”

Türk Hukukçu Kadınlar Derneği’nin kurucusu 

İlkokulu Çengelköy’de okuyan Bayülken, ardından bir Fransız mektebine gitmiş, ortaokulun son sınıfındayken de Kandilli Kız Lisesi’ne geçmiş. Doktor olmak isteyen Bayülken tıp fakültesine de müracaat etmiş: “Fakat kadavralarla çalışma fikri bana fena geldi. O nedenle hiç başlamadım ve hukuk fakültesine gitmeye karar verdim.” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1942 yılında mezun olan Bayülken, genç bir avukat olarak çalışma hayatına atılıyor: “Ceza ve boşanma davalarını hiçbir zaman sevmedim, bu nedenle hep hukuk davalarına baktım ve bazı müesseselerin avukatlığını yaptım.”

1967'de Varşova’da toplanan Uluslararası Hukukçu Kadınlar Federasyonu’nun yönetim kurulunun bir sonraki toplantısını İstanbul’da yapmak istemesi üzerine harekete geçerek, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği’nin kurulmasında görev alan Bayülken, “Hukukçu kadınlar her zaman bir araya geliyor, çeşitli etkinlikler yapıyorduk. Federasyondan böyle bir teklif gelince yedi arkadaş, bir ay içinde derneği kurduk ve onları davet ettik. Çok muvaffak bir toplantı oldu. Derneğimiz başlangıçta çok zayıftı, evlerimizde toplanıyorduk. Şimdi bir lokalimiz var, orada toplanıyoruz. Atatürk’ün ölüm yıl dönümü, kadın haklarının kabulü gibi muayyen günlerde bir araya geliyoruz” diyor.

Eyüp 1. Noteri

On beş sene serbest avukatlık yaptıktan sonra mesleki kariyerine noter olarak devam eden Bayülken, “Eyüp 1. Noteri olarak görev yaptım. Severek yaptığım bir işti noterlik… İnsanlara bilgi vermek, yapacağı işte yardım etmek huzur vericiydi. Yalnız çok mesuliyetli ve dikkat gerektiren bir işti. En ufak yanlışta ceza alabiliyorsunuz ya da tazminat ödeyebiliyorsunuz” diye konuşuyor.

Malike Bayülken, 2,5 yıl evli kaldığı karikatürist Cemal Nadir’in 1945’te yaptığı portresiyle…İki kez evlenmiş Malike Bayülken… İlk eşi, “Amcabey”, "Efruz Bey", "Dalkavuk", "Akla Kara", "Yeni Zengin" gibi tiplerin yaratıcısı ünlü karikatürist Cemal Nadir Güler ile iki buçuk yıl evli kalan Malike Hanım, “Avukatlık stajımı yaparken Cemal Nadir ile tanıştım. Aramızda çok yaş farkı vardı, neredeyse yirmi yaş büyüktü benden. İnanılmaz entelektüel biriydi, çok etkilenmiştim. 1944’te evlendik. Ne yazık ki bu evlilik iki buçuk sene sürdü ve 1947’de onu kaybettim” diye anlatıyor. Salonun duvarında asılı duran, Cemal Nadir’in 1945’te yaptığı portresini gösteren Bayülken, o günü şöyle anlatıyor: “Hasta, yatıyorum. Yanıma geldi, ‘Hadi, karşıma otur da senin bir resmini yapayım’ dedi ve kırk beş dakikalık bir seansla o resmi çizdi."

Darüşşafaka vasiyet bağışçısı

Cemal Nadir’in vefatından sonra yirmi dört sene evlenmeyen Malike Hanım, “Fakat yaşım ilerledikçe hayatı paylaşacak birine ihtiyacım olduğunu anladım. 1971’de şimdiki eşim Selçuk Bayülken ile evlendim. Çok müşterek taraflarımız olduğu için iyi anlaştık. Kırk senedir evliliğimizi devam ettiriyoruz” diyor. Kırk yıldır hayatı paylaşan Bayülkenler faaliyetlerini hep takdirle izledikleri Darüşşafaka’nın vasiyet bağışçısı olmaya da birlikte karar veriyor: “Ailemde Darüşşafaka ile irtibatı olanlar vardı, Darüşşafaka’dan yetişmiş hukukçu arkadaşlarım oldu. Mesela Fettah Aytaç’ı tanıdım. Erkek kardeşim Seyfettin Öcal, bir ara Darüşşafaka’da fahri öğretmenlik yaptı. Makine yüksek mühendisiydi, Amerika’da okumuştu, geri döndüğünde Darüşşafaka’da öğretmen eksiği varmış, o dönemki okul müdiresi ağabeyime teklif getirmiş. Ağabeyim memnuniyetle kabul etti ve bir yıl Darüşşafaka’da fizik, kimya derslerine girdi. Eşim de Darüşşafaka’ya gönül vermiş bir insan. Her zaman Darüşşafaka’ya destek olmamız gerektiğini söyler (Darüşşafaka’nın vasiyet bağışçısı Selçuk Bayülken, 7 Aralık 2015 tarihinde vefat etmiştir). Müessese ile yakınlaştıktan ve başta nazik, zarif ve mütevazı bir beyefendi olan Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım olmak üzere bütün emeği olanları tanıdıktan sonra Darüşşafaka’nın değeri daha iyi anlaşılıyor. 147 yıllık bir müesseseden destek görmek insanı rahatlatıyor.”

Cemal Nadir’in arşivini de Darüşşafaka'ya bağışladı

Cemal Nadir’in orijinal karikatür çalışmalarını, çizimlerini içeren arşivini Darüşşafaka’ya bağışlayan ve Darüşşafaka Velilerini Arıyor Programına da destek veren Malike Hanım, “Her zaman ‘Bir tasarrufum kalırsa Darüşşafaka’ya bırakayım’ diye düşündüm. Şimdi bunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Darüşşafaka çok güvendiğim bir müessese… Çünkü verdiğiniz şeyin karşılığını görüyorsunuz. Bu nedenle araştırma gereği bile duymadan bağışçı oldum” diye sonlandırıyor sözlerini…

Tüm Haberlere Göz Atın