Kurtuluş Savaşımızda Darüşşafakalı Bir Komutan: Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen

 ›  Haberler  › ↓ 

1897 yılında girdiği Darüşşafaka'da 4 yıl eğitim aldıktan sonra 1901 yılında ayrılan Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen’in hikayesini, Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Darüşşafaka Kültürü ve Tarih Komisyonu Üyesi Beşir Özmen'in kaleminden sizlerle buluşturuyoruz. I. İnönü, II. İnönü Zaferleri, ve Sakarya Meydan Muharebesi'nin 100. yılını kutladığımız 2021'de, bu savaşlarda görev almış bir Daçkalının hikayesini sunarken, Kurtuluş Savaşı'nda görev almış askerlerimizin ve sivil halkın önünde bir kez daha saygı ve minnetle eğiliyoruz.

Yazı: Beşir Özmen

Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen (1321.İs.1) (1884-1934)

Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalettin Sami Paşa 
Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalettin Sami Paşa 

Türkiye Cumhuriyetinin gelişmesinde ve kalkınmasında söz sahibi olmuş nice isimsiz kahramana ev sahipliği yapmış olan Dârüşşafaka, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan ve milletimizin bağımsızlığı için hayatını feda eden pek çok kahramana da sıcak bir yuva olmuştur. Nitekim Millî Kurtuluş Savaşımızın iki kahramanından Tümgeneral Yusuf İzzet Paşa ile Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen de bu yuvanın sıcaklığını tatmış iki büyük komutanımızdır.

30 Ağustos Zaferi’nin 2. yıldönümünde, Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen’in Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Korgeneral Kazım Karabekir ile birlikte yer aldığı yukarıdaki fotoğraf,[1] Kurtuluş Savaşımıza damgasını vurmuş bu komutanlarımızın yakın ilişkilerinin güzel bir anısı olarak Dârüşşafaka başarı albümünde yerini almıştır. 

31 Ağustos 1922, “Kemalettin Sami Paşa, seni tebrik ederim!”

Kurtuluş Savaşımızda Albay olarak hizmet veren Kemalettin Sami Bey, Büyük Zaferin hemen ardından, 31 Ağustos 1922 tarihinde, savaşta yararlılık gösteren bir grup subayla birlikte terfi ederek tümgeneral (mirliva) olur. Vefatının ardından Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan aşağıdaki satırlar, Kemalettin Sami Bey’in yükselmesi ile ilgili tarihi bir anektodu aktarıyor:         

“Cumhuriyet Halk Fırkası İstanbul Merkezi Reisi Cevdet Kerim Bey, fırka namına hararetli bir konuşma yapar ve generalliğe yükselmesi ile ilgili şu bilgiyi verir:

‘Kemalettin Sami Paşa, Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nde büyük bir mevcudiyet göstermiş, bu harbin ertesi günü Yunan Jeneralini esir etmişti. O zaman, Başkumandan, kendisini huzuruna davet etti. Kemalettin Sami Paşa, çok mütevazı, adeta bir mektepli çocuk gibi Gazi’nin huzuruna çıktı. Büyük Gazi, kendisine:

- Kemalettin Sami Paşa, seni tebrik ederim! dedi. Çolak Kemal Bey işte o anda Kemalettin Sami Paşa olmuştu. Bir kolunu yıllarca et yığını halinde taşıyan, kahramanlığın canlı bir timsali olan ve harp senelerinde vücudunu hiç esirgemeden delik deşik eden Kemalettin Sami’ye, bunun canlı bir alâmeti olmak üzere ordu arkadaşları: «Çolak Kemal!» demişlerdi. Paşa, şimdi öz çocuklarının, hakikî felâket arkadaşlarının, çocuklarının, yanındadır. Kemalettin Sami Paşa müsterihtir.”[2]

‘’Reisicumhur Hazretleri, Başvekil Hazretleri ile beraber dün Kemalettin Sami Paşanın mezarını ziyaret ettiler.’’

Kemalettin Sami Paşa’nın iki silah arkadaşı Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü, Kemalettin Sami Paşa’nın, 25 Nisan 1934 tarihindeki defin törenine katılamamış, çelenk göndermişlerdi. Yukarıdaki haber başlığı, silah arkadaşları Kemalettin Sami Paşa’nın kabrini, toprağa verilmesinden bir hafta sonra, 1 Mayıs 1934’de, muhtemelen İstanbul’a ilk gelişlerinde, ziyaret ettiklerini gösteriyor.[3]

"Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!’’

Mustafa Kemal Atatürk, tarihi geceyi, Nutuk’ta şöyle anlatıyor:

“Çankaya'ya gitmek üzere Meclis binasını terk ederken, koridorlarda bana intizar etmekte (beni beklemekte olan) olan Kemalettin Sami ve Halit Paşalara tesadüf ettim. Ali Fuat Paşa Ankara'dan hareket ederken bunların Ankara'ya muvâsalat eylediklerini (vardıklarını) o günkü̈ gazetede ‘Bir teşyi ve bir istikbal’ (bir uğurlama ve bir karşılama) serlevhası (başlığı) altında okumuştum. Henüz kendileriyle görüşmemiştim. Benimle mülakat (görüşmek) için geç vakte kadar orada intizarda bulunduklarını (beklediklerini) anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini Müdafaa-I Milliye Vekili Kazım Paşa vasıtasıyla tebliğ ettim. İsmet Paşa ile Kazım Paşa'ya ve Fethi Bey'e de Çankaya'ya benimle beraber gelmelerini söyledim. Çankaya'ya gittiğim zaman orada, beni görmek üzere gelmiş Rize Mebusu Fuat, Afyonkarahisar Mebusu Ruşen Eşref Beylere tesadüf ettim. Onları da yemeğe alıkoydum.

Yemek esnasında, Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz!’ dedim. Hazır bulunan arkadaşlar, derhal fikrime iştirak ettiler. Yemeği terk ettik. O dakikadan itibaren, hareket şekli hakkında kısa bir program tespit ve arkadaşları tavzîf ettim (vazifelendirdim).” [4]

Nutuk’ta yazılan bu cümlelerden anlıyoruz ki Kemalettin Sami Paşa, 29 Ekim 1923 gecesi Atatürk’ün ağzından Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!” sözlerini ilk duyan yedi kişiden biridir.

Başbakan İsmet İnönü’nün uğurlama mesajı

Kahramanlık dolu Silahlı Kuvvetlerdeki mesaisine devam ederken ihtiyaca binaen Berlin Büyükelçiliği ile görevlendirilen Kemalettin Sami Paşa, yukarıdaki fotoğrafın çekildiği tarihten yaklaşık 10 yıl sonra, 15 Nisan 1934’te, Berlin’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Berlin Büyükelçisi iken vefat etmiştir. Kendisiyle aynı yıl (1884) doğan, silah arkadaşı Başbakan İsmet İnönü’nün onu uğurlarken söyledikleri, hayatını çok güzel özetlemektedir:

“Sevgili ve heyecanlı günlerimizin en canlı hatıralarını taşıyan candan bir varlığımızı kaybettik. Yüreğinin ve dermanının bütün kabiliyetini muharebe meydanlarında vere vere bitirip tüketen Kemalettin, artık her insanın maruz bulunduğu sıhhat arızalarına karşı koyamayacak bir hale gelmişti. Onun göçmesinin asıl sebebini vatan uğrunda oluklar gibi akıttığı kanlarının erken bir neticesi saymalıyız.

Kemalettin, genç zabitliğinden beri fedakâr ve kahramandı. Balkan Harbi’nden yarım vücutla çıktı. İstiklâl Savaşı’nda, İkinci İnönü’nün en çetin bir sahasında idi. Yüksek kabiliyetle dövüştü ve yarım kolundan yeni bir yara aldı. Sakarya’nın 21 günü esnasında Kemalettin Paşa hemen arasız, duraksız vuruşmak vaziyetinde bulunmuştur. Gazi, Başkumandan[lık] Savaşı’nı idare ederken muharebe meydanında onun en yakın emirlerini almakla bahtiyar oldu.

Kemalettin Paşa son yirmi senelik harplerin içinde yetişmiştir. Harpte fedakârlık ve kahramanlığın bir kıt’a için ve bir kumandan için asıl meziyetlerin başında bulunduğuna daima misal olmuştur. Yarım vücudunu güçlükle eğer [eyer] üstüne attıktan sonra tek eliyle atını şiddetle sevk eder ve buhranlı zamanlarda azmini ve canlılığını yetiştirirdi. Şeref hissi [ile] vatanseverlik bütün mevcudiyetine hâkim kalırdı.

Sulhtan sonra Cumhuriyet’i Berlin’de temsil etti. Son hastalığına kadar bu büyük vazifesinde yüksek kabiliyet göstermiştir.

Bulunduğu memleketi hulûs ile severek vazife yaptı. Almanya’daki Türk cemiyetleri ve Türk talebesiyle yakından alâkadar oldu. Bu itibarla da kaybımız çok acıklıdır.

Kemal Paşa ile sinirlerin gergin olduğu müstesna zamanlarda beraber çalıştık. Kemalettin’i daima samimiyetle sevdik. Bu satırlar onun yüce hatırasına karşı eski bir arkadaşının derin acılı yüreğinin vefa, hayranlık ve saygı duygularının ifadesidir. 

 İsmet.”[5]

Darüşşafakalı Kemalettin Sami

Kemalettin Sami Paşa’nın eğitim hayatı ile ilgili, ulaşabildiğimiz bilgilerin Mühendishane-i Berrî-i Hümayun ile başladığını söyleyebiliriz. Kendisinin Darüşşafaka’daki eğitimi ile ilgili bilgiye Aralık 2020’de şu satırlarda rastladık:

“Mamafih Darüşşafaka’nın memlekete ifa ettiği hizmet yalnız mezunların kemiyetiyle (sayısıyla) ölçülemez. Tahsil kuvvetini bir kez kazandıktan sonra feyzini başka bir membadan almaya, başka bir mesleği tercih ederek şahadetname almaksızın bu suretle diğer mekteplere nakledenler yahut Darüşşafaka’nın son sınıflarına kadar tedrisatı takip edip de herhangi bir sebeple mektebi terk eyleyenler de ayrıca yüzlere baliğ olur. Bu meyanda Berlin Sefiri Kemaleddin Sami Paşa gibi geçenler de Bursa’da bir müsamerede bir münasebetle ilk feyiz membaına karşı şükran hislerini beyan edenleri görmekle Darüşşafaka ebedi bir iftihar duymakta haklıdır. Binaenaleyh Darüşşafaka hesabına bu mühim yekûn da hesaba dâhil edilmek iktiza eder.”[6]

Bu heyecan verici bilginin ardından Darüşşafaka Cemiyeti Müzeler Yetkilisi, Yeşim Temel, Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi Arşivi’nde bulunan Öğrenci Künye Defterinde Kemalettin Sami’nin kayıtlarının bulunmasını sağladı ve Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat da titizlikle bu belgenin transkripsiyonunu yaptı ve yukarıdaki paragrafta yer alan bilgi teyit edildi. Mustafa Özkat Hocam yazının tümünü de gözden geçirerek, her zaman olduğu gibi, çok değerli katkılarda bulundu. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Künye Defterinde yer alan bilgiler sırasıyla şöyledir:

Numarası: 1659, Yaşı: 13, Adı: Kemaleddin Efendi, Baba Adı: Abdurrahman, Memleketi: Sinop Kefevî, İkameti: Kasımpaşa, Notlar: Hastalığı tahsiline mâni’ olduğundan hüsn-i rızâsıyla terk-i tahsîl etmiştir, 3 Teşrîn-i evvel 1317 (16 Ekim 1901). Topçu Mektebine yazılmış. El-yevm (bugün), erkân-ı harb zâbitidir. Merhum Süleyman Paşa’nın akrabasıdır. Berlin Sefîr-i Kebîri (Büyükelçisi) iken ölmüştür.

Kendisiyle ilgili tüm bilgiler, Kemaleddin Sami Paşa’nın doğum tarihini 1884 olarak vermektedir. Bu durumda Darüşşafaka’ya 1897 yılında girmiş, 4 yıl eğitim aldıktan sonra, 1901 yılında ayrılmıştır. Ulaşabildiğimiz kaynaklar, Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’da eğitime başlama tarihini 1902 olarak vermektedirler ki bu da Darüşşafaka Künye Defteri’ndeki bilgilerle örtüşmektedir.

Darüşşafaka Öğrenci Künye Defteri  (7)
Darüşşafaka Öğrenci Künye Defteri  (7)

Askeri kaynaklarda yer alan kısa özgeçmişi 

Aile durumu

1884 yılında Sinop'ta doğdu. Abdurrahman Sami Bey'in oğludur. 15 Nisan 1934'te öldü. İstanbul'da Eyüpsultan 16 Mart Şehitliği’nde gömülü idi. Naaşı 25 Ekim 1988'de Devlet Mezarlığına nakledildi.

Öğrenim durumu

14 Aralık 1902'de Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’a girdi. 27 Mayıs 1905'te Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’u bitirdi. 1 Eylül 1908'de Harp Akademisi’nden mezun oldu. Almanca ve Fransızca biliyordu.

Yükselme tarihleri

27 Mayıs 1905'te teğmen, 26 Eylül 1906'da üsteğmen, 1 Eylül 1908'de yüzbaşı (kurmay), 1 Mart 1914'te binbaşı, 20 Ekim 1917'de yarbay, 1 Mart 1921'de albay, 31 Ağustos 1922'de mirliva (tümgeneral), 30 Ağustos 1926'da korgeneral.

Askerî görevleri

1 Eylül 1908'de 4'üncü Ordu emrinde 22'nci Topçu Alayı 3'üncü Batarya Komutanı, 14 Mayıs 1910'da 22'nci Süvari Alayı ve 76'ncı Piyade Alayında kurmay stajlarını yapmıştır. Bu esnada Erzincan'daki 17'nci Tümen Kurmaylığında ve Aşiret Alayları Tensik Komisyonunda çalışmıştır. 17 Kasım 1910'da Genelkurmay’da, 12 Nisan 1911'de Harp Okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığında bulundu. 20 Ekim 1911'de Mürettep Yanya Kolordusu Kurmay Subaylığına atandı. 11 Şubat 1912'de Harp Okulu öğretmenliğine getirildi. 9 Haziran 1912'de yarışma sınavını kazanarak, öğrenim için Almanya'ya gönderildi. 29 Eylül 1912'de Yanya Kolordusu 1'inci Şube Müdürü (bu görevi sırasında kolundan yaralandı) oldu.

15 Aralık 1913'te Genelkurmay 2'nci (İstihbarat) Şube Müdür Yardımcısı, 20 Mayıs 1914'te Karadeniz Boğazı İstihkâm İnşaat Komisyonu Başkanı ve sonrasında bu müstahkem mevkiin istihkâm subayı, 25 Ocak 1915'te Karadeniz Boğazı Müstahkem Mevki Komutanlığı Kurmay Başkanı, 11 Temmuz 1915'te Çanakkale Kuzey Grubu (3'üncü Kolordu) Kurmayı olarak hizmet etti. 1 Eylül 1915'te, Çanakkale'de yaralandığından, Genel Karargâh İstihbarat Şubesine alındı.

29 Eylül 1915'te Şehzade Ömer Faruk Efendi ile Avrupa'ya gitti. 25 Şubat 1917'de 2'nci Bulgar Ordusu Karargâhında irtibat subayı, 2 Mayıs 1917'de İstihkâm Kıtaları ve Müstahkem Mevkiler Genel Müfettişliği Kurmay Başkanı, 18 Ağustos 1917'de Hicaz Seferî Kuvvetleri Kurmay Başkanı, 28 Ocak 1918'de 8'inci Kolordu Kurmay Başkanı oldu. 25 Nisan 1918'de Berlin Ataşemiliter Yardımcılığına atandıysa da iptal edildi ve 8 Mayıs 1918'de Ukrayna Ataşemiliteri, 6 Haziran 1918'de Kuzey Kafkas Ordusu Kurmay Başkanı oldu. 8 Haziran 1918'de 9'uncu Ordu Menzil Müfettişliğine atandı, 20 Haziran 1918'de de 10'uncu Kafkas Tümen Komutan Vekilliğine değiştirildi. 13 Ekim 1919'da İstanbul Muhafızlığı ve 25'inci Kolordu Komutan Yardımcısı, 27 Ekim 1919'da 10'uncu Kafkas Tümen Komutanı, 22 Kasım 1920'de İstanbul'dan İstiklal Harbine katılmak üzere kaçıp Ankara'ya geldi. Ankara (Garnizon) Komutanlığı ile görevlendirildi. 18 Aralık 1920'de Ankara (Garnizon) Komutanlığına ilaveten 1'inci Tümen Komutanı, 4 Mayıs 1921'de 4'üncü Grup Komutanı, 13 Eylül 1921'de 4'üncü Kolordu Komutanı, 3 Ağustos 1924'te izinli addedilerek Berlin Büyükelçiliğine atandı. 24 Eylül 1928'de askerlikten emekli oldu. 15 Nisan 1934'te Berlin Büyükelçisi iken vefat etti.

Sivil hayattaki görevleri 

1923-1924'te Sinop Milletvekili, 1924-1934'te Berlin Büyükelçisi.

Katıldığı savaşlar

1912-1913 Balkan Savaşı, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, 1919-1922 İstiklal Savaşı.

Nişan, madalya ve takdirnameleri

Katıldığı harplerde Osmanlı, Alman ve Afgan Devletlerince çeşitli nişan ve madalyalarla, TBMM tarafından da İstiklal Madalyası ve takdirname ile ödüllendirilmiştir.[8]

10'uncu Kafkas Tümen Komutanlığı ve 16 Mart Şehitleri

16 Mart 1920, Kurtuluş Savaşı tarihimizin en acı sayfalarındandır. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta olaydan şu şekilde bahseder:

“Efendiler, 336 senesi Mart’ının 16. günü öğlenden evvel saat onda, makine başında şöyle bir telgraf verildi:

Deraliyye, 16.3.1336 (16.3.1920)
Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne
Bu sabah, Şehzadebaşı’ndaki Muzika Karakolu’nu İngilizler basıp, oradaki askerlerle İngilizler müsademe ederek, neticede şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar. Bera-yı ma’lumât ma’rûzdur.
Manastırlı Hamdi’’

Bu esnada efendiler; Harbiye telgrafhanesinden, memur Ali ma’lumât vermeye başladı:

Sabah İngilizler basarak altı kişi şehit ve on beş kadar da mecruh oldu. Şimdi, İngiliz askerleri Nezaret’e giriyorlar. İşte içeri giriyorlar. Nizamiye kapısına. Teli kes! İngilizler buradadır.”[9]

16 Mart 1920 Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanı’nda çok etkili bir biçimde anlatılır:

“… 920'nin 16 Martı
Uykuda kesti kâfir üçümüzü,
Kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
İngiliz'in hepsi değil domuzu
Sabaha karşı aldı canımızı.
920'nin 16 Martı
Basıldı Vezneciler'de karargâh.
Uyan be tosunum uyan.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,

üçümüz: Abdullah çavuş, Şarkışla'dan Osman,
                bir de Zileli Abdülkadir.

920'nin 16 Martı
Bozdoğan Kemeri'nde
kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
…”[10]

Mareşal Fevzi Çakmak bu saldırının hedefinde Yarbay Kemalettin Sami’nin de bulunduğunu şöyle anlatmaktadır:

“Yukarıdaki soruların ilkine işgal sırasında İstanbul’da bulunan Fevzi Paşa, BMM’nin 27 Nisan 1920 tarihli oturumunda yaptığı bir konuşmada ‘…O gece İngilizler otomobillerle İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu muhitlerine bahriye efradı çıkararak, lazım gelen noktaları tuttular ve sırf fesat başlangıcı olmak üzere’ Şehzadebaşı’ndaki 10. Kafkas Tümen Karargâhı’na saldırdıklarını belirtmekteydi. Bir başka neden ise İngilizlerin 10. Kafkas Tümen Kumandanı Yarbay Kemaleddin Sami Bey’i tutuklamak için aramakta olmalarıydı ki ellerindeki tutuklama listesinde 10. Tümen Kumandanı olarak geçen Kemaleddin Sami Bey’in, baskın sırasında karargâh binasında bulunmadığı anlaşılmıştı.”[11]

Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen, 15 Nisan 1934’te, 50 yaşında iken Berlin’de vefat eder ve 25 Nisan 1934 tarihinde İstanbul, Eyüp’te 16 Mart Şehitleri’nin yanında toprağa verilir.

26 Mart tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin 1. sayfasındaki haberin alt başlığı şu şekildedir: Büyük asker, Eyüpte, eski neferleri olan 16 mart şehitlerinin yanına defnedildi.”

 Aynı haberin devamında şu satırları okuyoruz:

“Gençliğin teessürü. Bunu müteakip Türk Talebe Birliği namına Birlik kâtibi umumisi Rüknettin Bey çok müheyyiç bir nutuk irat etmiş ve ezcümle şunları söylemistir:

‘Aziz büyüklerim, askerler, diplomatlar, arkadaşlar, Türk anaları, Türk babaları! Başınız sağ olsun! Türk vatanı başın sağ olsun! Büyük askeri, büyük başı 16 Mart şehitlerinin arasına bırakıyoruz. 16 Mart şehitleri! Aranıza kim geldi, tanıdınız mı? Aranıza başınız geldi. Onu yedi yaşından yetmiş yaşına kadar herkes tanır. Türk büyüğünü tanır. Kemalettin Sami bütün Türklerin kalbinde yaşıyor ve yaşayacaktır.’

 Kemalettin Sami Paşa’nın vefatı ve toprağa verilmesine çok geniş yer ayıran Cumhuriyet Gazetesi’nde Mithat Cemal imzalı bir şiir de yer almaktadır:

“Kemalettin Sami Paşa için
Onu bir hale olup başka nesiller saracak,
O, bu topraktaki zulmette muvakkat gömülü̈.
"Yaradan na’şı görünmez" diyerek şaşmayınız
Sizi kurtardı, halâs ordusunundur bu ölü̈.”[12]

“İstanbul’un işgâli sırasında yaşanan bu menfur olayın dört şehidine gelince, bunların üçü, önce Eyüp’te Bahariye yolu üzerindeki mezarlığa defnedilmiş, 1947’de de Edirnekapı Şehitliği’ne nakledilerek buradaki Sakızağacı Şehitliği’ne gömülmüşlerdir.”[13]

Berlin Büyükelçiliği

Kemalettin Sami Paşa’nın 10 yıl süren Berlin Büyükelçiliği yılları ile ilgili bazı bilgiler:

“Kemalettin Sami Paşa, 3 Ağustos 1924 günü Berlin Orta Elçiliği’ne atanmıştır. Ancak Almanya’nın Türkiye’deki elçisi Rudolf Nadonlny’i orta elçilik düzeyinden büyükelçilik derecesine getirmesi üzerine, Türkiye, 20 Ağustos 1924 tarihinde Kemalettin Sami Paşa’yı Berlin Büyükelçisi olarak atamıştır.’’[14]

“Bu dönemde Türk basınına yansıyan en önemli olaylardan biri de Kemalettin Sami Paşa’nın uğraşları sonucunda Dr. Kerim Erim’in, Albert Einstein’dan bir saatlik bir randevu alması olmuştur. Görüşmede Kemalettin Sami Paşa da bulunmuş olup Einstein ile tanıştıktan sonra karşılıklı memnuniyetlerini dile getirmişlerdir. Daha sonra Kemalettin Sami Paşa konuşmalar arasında Türkiye’nin de mühendis mekteplerinde izafiyet teorisi ile meşgul olduğunu ifade etmiştir. Erim ile Einstein’in konuşmalarından sonra Kemalettin Sami Paşa, Einstein’i büyük bir samimiyetle İstanbul’a davet etmiştir. Einstein ise şu cevabı vermiştir: ‘Biz şarklıyız, istical (acele) etmeyelim’,  Madam Einstein de hemen atılarak ‘Kocam Yahudi olması dolayısıyla kendisini şarklı addeder’ demiştir. Erim, Einstein ve Kemalettin Sami Paşa arasında geçen bu görüşmeler bir sohbet havası içerisinde geçmiş olup zaman zaman İstanbul’dan ve Kemalettin Sami Paşa’nın hatıralarından da bahsedilmiştir.”[15]

“1932 yılı Mayıs ayında Berlin’de Kemalettin Sami Paşa’nın otomobili tren yolu üzerindeki bir geçitten geçerken kaza yapmış ve otomobilin devrilmesi sonucu ağır yaralanmıştır. Kemalettin Sami Paşa’nın kaza sonucu kafatası çatlamıştır. Otomobilde bulunan Türkiye’nin Berlin Fahri General Konsolosu Metzini ve eşi ölmüş, Metzini’nin kardeşi ise yaralanmıştır.”[16]

“Kemalettin Sami Paşa, 12 Nisan 1934 yılında aniden mide rahatsızlığı geçirip ameliyata alınmış ancak tüm çabalara rağmen 15 Nisan’da 49 (50 olmalı) yaşında vefat etmiştir. Kemalettin Sami Paşa’nın ilk cenaze töreni Berlin’de yapılmış olup Almanya’nın ileri gelen devlet erkânının tamamı, ordu ve donanma temsilcileri, Nazi hücum kıtaları, büyükelçiler bu törene katılmıştır. ‘Büyükelçilikten istasyona kadar yolda Nazi himaye müfrezeleri iki tarafta dizilmişti. Bir tabur asker cenazeye iştirak etmiştir. İstasyon methalinde bir piyade bölüğü üç defa havaya ateş ederek cenazeyi selamlamıştır.”[17]

Ailesi 

‘“Dışişleri Bakanlığı Arşivi’ndeki 10186 sayılı sicil dosyasında Kemalettin Sami Paşa hakkında şu bilgiler bulunmaktadır:

İsim, mahlas ve lakabı:           Kemalettin Sami Paşa.

Babasının ismi:                       Abdurrahmen Bey.

Doğum yeri ve tarihi:             Sinop 301 (1884).

Öğrenimi:                               Kurmay Yüzbaşı olarak okuldan çıkmıştır.

Bildiği diller:                           Almanca.

Eşinin ismi:                             Emine Kemalettin Sami Hanım.

Çocukları:                              Ayşe Ayten Hanım, 17 Nisan 1926 Berlin doğumlu. Hariciyeye intisap ettiği tarih: 3 Ağustos 340 (1924). Devlet hizmetine girdiği tarih: 17 Ağustos 324 (1908)’’[18] 

Gökçen ailesi Bursa’nın tanınmış aileleri arasında yer almaktadır.

“3 Kasım 1942 tarihinde Süleyman Sami Bey’in o sırada Roma Büyükelçiliği’nde kâtip olan diplomat oğlu Fuat Kepenek, Berlin Eski Büyükelçisi Kemalettin Sami Paşa’nın kızı Ayten Hanım’la nişanlandı ve bir süre sonra da evlendiler. Fuat Kepenek, Paris Başkonsolosluğu, Dışişleri Bakanlığı’nda genel müdürlük ve Buenos Aires Büyükelçiliği yaptı. Bu evlilikle Süleyman Sami Kepenek, İsmet İnönü ile akraba oldu.”[19]

Vefatı

Yukarıda belirtildiği gibi Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen, ilk cenaze töreni Berlin’de yapılmış ve daha sonra 25 Nisan 1934’te İstanbul’da yapılan büyük bir törenle Eyüp’te 16 Mart (1920) Şehitleri’nin yanında toprağa verilmiştir. 1988 yılında da Devlet Mezarlığı’na nakledilmiştir. Burada Darüşşafakalı ağabeyi Tümgeneral Yusuf İzzet Met ile birlikte yatmaktadır. Kemalettin Sami Paşa’nın eşi Abbas Hilmi Paşa’nın kızı Prenses Emine’dir. Kendisi eşinin vefatının ardından, 30 Nisan 1934 tarihinde bir teşekkür ilanı vermiştir:

“TEŞEKKÜR

Zevcim merhum Kemalettin Sami Paşa’nın hatırasını izaz eden (saygı gösteren) yüksek Türk milletine ve asil silâh arkadaşlarına ve bizzat veya tahriren taziye lûtfunda bulunan zevatı kirama (soylu kişilere) şükranımı arz eylerim.
Emine Kemalettin Sami.”[20]

Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen, 50 yıllık yaşamına büyük savaşlar, kahramanlıklar, milletvekilliği, Berlin Büyükelçiliği, Olimpiyat Komitesi Başkanlığı (1930-1933)[21] sığdırmış çok yönlü bir Türk büyüğüdür. Zengin yaşamının, kapsamlı akademik çalışmalarla araştırılmaya değer olduğunu düşünüyorum.

Kemalettin Sami Paşa’dan geriye zengin anılar, fotoğraflar, belgeler kalmıştır. Sadece fotoğraflarından hareketle dahi nitelikli çalışmalar yapılabileceğini düşünüyorum.

Bu çalışma Kemalettin Sami Paşa’nın 87. ölüm yıldönümü vesilesiyle, bildiğimiz kadarıyla, Darüşşafakalı kimliğinin öğrenilmesinden sonra yapılan ilk çalışmadır ve Kemalettin Sami Paşa’yı bir nebze hatırlatmak, zengin hayatına dikkat çekmek amacıyla yapılmıştır.

2021 yılı içinde Darüşşafakalı kardeşim Bülent Topbaş ile konuşurken, Darüşşafakalı ressam, heyekeltraş Muhittin Sebati’nin 16 Mart Şehitleri için bir heykel çalışması olduğunu öğrendim. 26 Mart 2021 tarihinde, Bülent Topbaş’ın girişimiyle, değerli araştırmacı, yazar Ömer Faruk Şerifoğlu ile Darüşşafaka Müzesi’nde bir araya geldik. Konumuz, kendisinin üzerinde çalıştığı Muhittin Sebati idi. Görüşmemiz sırasında Ömer Faruk Şerifoğlu, dosyasındaki bir kupürü bizlerle paylaştı. 16 Mart Abidesi’nin, Sebati tarafından yapılan taslağıyla ilgili bir haber. Kendisine ve toplantıyı düzenleyen Bülent Topbaş’a müteşekkirim.

Darüşşafakalı Kemalettin Sami Paşa’yı vefatının 87. yılında saygı ve şükranla anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Tümgeneral Yusuf İzzet Met'in hikayesini okumak için tıklayınız.

Dipnotlar:

[1] http://www.yapikredisanalmuze.com/ataturklu-yillar/1938/59;detail=true erişim tarihi 26.03.2021

[2] Cumhuriyet Gazetesi, 26.04.1934

[3] Cumhuriyet Gazetesi, 02.05.1934

[4] Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, Mayıs 2011, s 680-681

[5] https://www.ismetinonu.org.tr/ismet-inonu-1933-1938.htm, erişim tarihi 27.03.2021

[6] Mehmet İzzet - Mehmed Esad - Osman Nuri - Ali Kâmi, Darüşşafaka - Türkiye’de İlk Halk Mektebi, 2. Baskı, Yayına Hazırlayan: Mehmet Kanar, Darüşşafakalılar Derneği Yay., İstanbul, 2000, s. 101-102

[7] Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi Arşivi

[8] https://ata.msb.gov.tr/Genel/icerik/kemalettin-sami , erişim tarihi 27.03.2021

[9] Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, Mayıs 2011, s 365-366

[10] Nazım Hikmet, Bütün Şiirleri, Kuvayı Milliye, Beşinci Bap, 920’nin 16 Martı ve Manastırlı Hamdi Efendi ve Reşadiyeli Veli Oğlu Mehmet’in Hikayesi, Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, Aralık 2007, s 576-577

[11] Doç. Dr. Serpil Sürmeli, ‘’Şehzadebaşı Karakolu Baskını ve Olay Mahalline Giren İlk Gazete Tevhid-İ Efkâr’’, Ankara Üniversitesi Türk İnk›lâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S 45, Bahar 2010, s. 103-116, s 107-108

[12] Cumhuriyet Gazetesi, 26.04.1934

[13] Doç. Dr. Serpil Sürmeli, ‘’Şehzadebaşı Karakolu Baskını ve Olay Mahalline Giren İlk Gazete Tevhid-İ Efkâr’’, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S 45, Bahar 2010, s. 103-116, s 114, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/20527, erişim tarihi 27.03.2021

[14] Bengül BOLAT, Ahmet NİZAMOĞLU, KEMALETTİN SAMİ PAŞA VE BERLİN BÜYÜKELÇİLİĞİNDEKİ FAALİYETLERİ (1924-1934), Avrasya İncelemeleri Dergisi-Journal of Eurasian Inquires 2019; VIII/II: 117-151, s 122, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/912059, erişim tarihi 27.03.2021

 [15] Bengül BOLAT, Ahmet NİZAMOĞLU, agm, s 136

[16] Bengül BOLAT, Ahmet NİZAMOĞLU, agm, s 141-142

[17] Bengül BOLAT, Ahmet NİZAMOĞLU, agm, s 143

[18] Dr. Bilal N. ŞİMŞİR, CUMHURİYETİN İLK ÇEYREK YÜZYILINDA TÜRK DİPLOMATİK TEMSİLCİLİKLERİ VE TEMSİLCİLERİ (1920-1950), s 70, https://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/64-65-66.-Say%C4%B1lar-Makaleler-15-90.pdf erişim tarihi 27.03.2021

[19] Dr. Mithat ATABAY, Başarılı Bir İdareci SÜLEYMAN SAMİ KEPENEK, İDARECİNİN SESİ / KASIM / ARALIK, s 43,

http://www.tid.web.tr/kurumlar/tid.web.tr/tid/%C4%B0darecinin%20Sesi/192/mithatatabay.pdf , erişim tarihi 27.03.2021

[20] Cumhuriyet Gazetesi, 30.04.1934

[21] https://www.olimpiyatkomitesi.org.tr/Detay/Hakkimizda/Tarihce/46/1 erişim tarihi 27.03.2021

Tüm Haberlere Göz Atın
 Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?