Jale Alpay: “Bütün çabam Darüşşafaka için”

 ›  Haberler  › ↓ 

Urla Rezidans bağışçısı Av. Jale Alpay, yaşamı boyunca kendi ayakları üstünde dimdik durmuş, güçlü bir kadın, bir avukat ve daha aydınlık yarınlara kavuşabilmemiz için kendini çocukların eğitimini desteklemeye adamış bir hayırsever… Onu en çok mutlu eden şeyse insanların gözlerinin içi gülerek gülümsemeleri… Darüşşafaka’ya gönül vermiş ve yılın belli bölümlerini Urla Rezidans’ta geçiren Jale Alpay’ı daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Sivas doğumlu Jale Alpay, liseyi İstanbul’da bitirdikten sonra bir yıl süreyle İstanbul’un gelir seviyesi düşük bir bölgesinde ilkokul öğretmenliği yapıyor: “Çok gurur duyduğum bir yerde çalıştım. Orada çocuğun ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu ve çocukların eğitime ne kadar aç olduğunu bizzat gözlerimle gördüm. Eğer iyi yol gösterilecek olursa bir çocuğun çok başarılı olabildiğini gördükten sonra bu beni eğitime verilmesi gereken öneme dair o genç yaşımda etkiledi ve hayatıma yön verdi.”
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Alpay, ikinci sınıftayken annesinin felç olması nedeniyle ailesinin geçimini sağlamak için çalışmaya başlıyor: “Çünkü evde bir hasta vardı, sorumluluğu bendeydi, okurken aynı zamanda çalışmak zorundaydım. Çok büyük bir hayat mücadelesi vererek üniversiteyi bitirdim. Başarı, azimle, hiçbir zaman yılmamakla olur. O kadar fazla şey yüklendim ki sırtıma gençlik dönemimde… Ailemin geçimini sağlıyordum. Güveneceğim hiç kimse yoktu, onun için de kendime güvenmem gerekti. Bu bana başarıyı sağladı ve hiçbir zaman yılmadım.

Avukat olduğum zaman 11 yıldır çalışıyordum, 40 yıl da avukatlık yaptım, toplam 51 yıllık çalışma hayatım var.” Öğrencilik hayatı boyunca; Mehmet Odabaş Prodüktivite Kurumu’nu kuran Nermin Odabaş’la birlikte bu kurumda çalışan Alpay, bu iş tecrübesinin de kendisine çok büyük katkıları olduğunu söylüyor: “Benim için çok büyük bir hayat dersi oldu ve Nermin Hanım’ı rahmetle anıyorum, benim için bir idoldü. Normalde tanıyamayacağım birçok insanla tanıştım, rahmetli Vehbi Koç dahil… Başarıya giden yolun sadece başarma arzusu ve inattan geçtiğini, Nermin Hanım’dan öğrendim.”

Hukuk Fakültesi’ni bitirmesinin ardından Anadolu Bankası ve Denizcilik Bankası’nda çalışan Alpay, 38 yaşında emekli olduktan sonra da Demirbank’ın büyüme döneminde hukuk müşaviri olarak görev yapıyor. Sonra oradan ayrılarak Bodrum’a taşınıyor ve burada bir ofis açıyor: “Bodrum’un en büyük ofislerinden biriydi, bir ara ofiste 12 kişi çalışıyorduk. Artık ofisimi ve işlerimi çok sevdiğim bir kızım var, ona devrediyorum. Ben artık biraz daha emekliliğe ve sosyal hizmetlere odaklanarak yaşamak, dinlenmek istiyorum.”

Çalışma hayatı boyunca elinden geldiği kadar öğrenci okuttuğunu ve onlarla gurur duyduğunu ifade eden Alpay, “En güzel şey de onların bizlerin desteğiyle okuması. Çorbada bir kaşık tuzumuzun olması çok keyif veriyor. Bu dünyaya boşuna gelmediğimize, bize verilen görevleri en iyi bu şekilde yerine getirdiğimize inanıyorum ve çok gurur duyuyorum. Yıllarca Kızılay’a da yardım ettim, yönetiminde bulundum. Kızılay’dan onursal üyeliğim, beratım ve madalyam var. Politika yaptım. Türk Kalp Vakfı, Sosyal Hizmetler Vakfı gibi birçok vakıf ve derneklerde üyeydim veya görev aldım. Çok dolu bir hayatım oldu. Bu tür şeyler çok güzel duygular veriyor” diye anlatıyor.

Darüşşafaka Rezidansları’nı burada yaşayan bir arkadaşı vasıtasıyla öğrendiğini belirten Alpay, Aralık 2011’de Urla Rezidans bağışçısı oluyor: “Burada sadece kendi hayatımıza değil, bağışımızla birçok çocuğun hayatına da faydalı olduğumuzu gördüm. Hem öğrencilerin okumasına yardım etmek hem de kendi hayatımı olabilecek en iyi şekilde, her türlü lükse sahip olarak yaşamak ve kaliteli bir yaşlılık geçirmek amacıyla buraya bağış yaptım.”

DEŞARJ OLMAK İÇİN URLA REZİDANS’A GELİYORUM

25 yıldır Bodrum’da yaşayan Alpay, Bodrum’un hareketini de Urla’nın sükûnetini de seviyor. Yılın büyük kısmını Bodrum’da geçiriyor ve halen çalışmayı sürdürüyor. Urla Rezidans’a ara ara gelerek rahatladığını ve yorgunluğunu attığını belirtiyor: “Rezidansa geldiğimde buradaki insanların yaşamını, ne kadar mutlu ve keyifli olduklarını görünce ben de keyif alıyorum. Özellikle de deşarj olmak için Urla Rezidans’a geliyorum. Hayatta yaşayabileceğim üç yer düşünüyordum: İstanbul, İzmir ve Bodrum. İzmir’in en güzel yeri Urla’ya geldim. Yani bütün hayallerim gerçekleşti sayılır. Mesleğimde de en yüksek yerlerde bulundum. Birkaç yıl üst üste vergi başarılısı olarak ödül aldım Maliye Bakanlığı’ndan. Şimdi de bütün çabam Darüşşafaka için ve de çok keyifliyim burada.” Urla Rezidans’ta mutlu olduğunu ifade eden Jale Alpay, şunları söylüyor: “Çünkü hakikaten beş yıldızlı değil yedi yıldızlı bir otel gibi. Personel ve yöneticiler çok güler yüzlü. Bizleri mutlu yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne kadar cansiperane çalıştıklarını, nasıl emek verdiklerini görüyorum. 30 yıl anneme baktığım için yaşlı psikolojisini, bir ilginin, sevgi göstermenin, dokunuşun onlara ne kadar mutluluk verdiğini biliyorum. Ayrıca burada en çok sevdiğim şey spor yapmak. Toplu spora katılıyorum. Sağlıklı olabilmek için öncelikle bunu yapmak gerekiyor.”

Geçen yıl Urla Rezidans’ta düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Balosu’nda Darüşşafakalı öğrencilerle buluşan ve sohbet eden Alpay, duygularını şöyle ifade ediyor: “O çocukların saygısını, pozitif iletişimini, sevgisini ve yüzlerindeki minneti gördüğüm zaman çok daha fazla duygulandım.

Gerçekten çok iyi bir şey yaptığıma inanıyorum ve elimden geldiği kadar da bütün çevreme, Türkiye’nin istikbalini sırtında taşıyacak gençlerin asıl burada yetiştiğini ve yetişmesi gerektiğini, bizlerin de son derece güven içerisinde bir yaşlılık yaşadığını anlatıyorum.”

Aynı zamanda 2012’den beri Darüşşafaka Cemiyeti Yüksek Danışma Kurulu’nun da üyesi olan Alpay, Darüşşafaka’nın daha fazla çocuğa ulaşması, bunun için de daha fazla desteklenmesi ve büyümesine ihtiyaç olduğunu vurguluyor: “Bağışlarla bu müessese büyür, ek okullar, ek rezidanslar açılır. Özellikle rezidanslardan ve dışarıdan gelen tereke bağışları çok önemli. Burada Türkiye’nin istikbali olan çocuklarımızı yetiştirebilmemiz için malı ve parası olan herkese ‘Darüşşafaka’ya bağışlayın’ derim. Bunu millet olarak yapmamız lazım. Bu kadar güzel, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, saygılı, terbiyeli, donanımlı, minnet duygusu olan, bilimde, sanatta, sporda, birçok alanda başarılı olan gençler yetiştirebilmek çok önemli. Toplumumuzda ve hatta dış ülkelerde yaşayan birçok başarılı iş kadını ve iş adamının Darüşşafakalı olduğunu öğrendiğim zaman bu mutluluğum ve gururum artıyor.”

JALE ALPAY’IN ŞİMDİKİ PROJESİ, İNTERNETTE YEMEK SİTESİ KURMAK

Bundan sonra daha önce hiç yapmadığı bir şeyi denemek istediğini belirten Alpay, internette bir yemek sitesi kurma fikrinden bahsediyor: “Anneme baktığım dönemde kendim sağdan soldan topladıklarım ve denediklerimle kocaman bir yemek kitabı oluşturmuştum. Kokteyller dahil, bütün et-balık ürünleri, tatlılar, kekler, börekler, çörekler hepsi var. Belki de bir site kurarak bu kitaptan her gün değişik bir sürpriz, değişik bir tarif paylaşabilirim. Bana keyif verebilir. Sağlıklı olduğum müddetçe sosyal yönden faydalı olmaya devam etmek istiyorum.”

“GÜLÜMSEMEK SİRAYET EDEN BİR REFLEKSTİR”

Jale Alpay’ı hayatta en çok ne mutlu eder diye sorduğumuzda “insanların gülümsemesi” diyor ve ekliyor: “Çünkü gülümsemek sirayet eden bir reflekstir. Gülümseyerek güne başladığınız zaman gülümseyerek de devam ettiğini görürsünüz. Gözünün içi güldüğü zaman karşı taraf ondan etkileniyor, onun için bir kere yüzde 50 başarıyla giriyorsun zaten her türlü konuya. Ben bunu kendi tecrübelerimle sabit kıldım. Bu noktada hiç unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum. Bir gün kahvaltı salonuna girdiğimde, bir an gürültülü mü girdim bilmiyorum, birçok kafanın bana doğru çevrildiğini gördüm. Ben orada tek tek masalara günaydın, afiyet olsun derim, onu yapacağıma kollarımı açtım ve ‘Günaydın!’ diye bağırdım ve o anda salonda birçok kolun açıldığını ve gülümseyerek bana günaydın dediklerini gördüm. Bu işte bu kadar sirayet eden bir şey.”

AZİM, YILMAMAK, HİÇBİR ZAMAN KÖŞEYE SİNMEMEK, İSYAN ETMEMEK…

Hayatta daima ayaklarının üstünde ve dik durduğunu ifade eden Alpay, insanın başarılı olabilmesi için küçük yaştan itibaren ayakta durmayı öğrenmesi gerektiğini söylüyor: “Belki de yaşadığım hayat, bu gücü verdi. Dik durmak ve güçlü olmak, kendine güvenmek çok önemli bir şey. Kendine güven de birincisi kendi karakterine güvenle oluyor. Kararlı, inançlı ve kendi prensipleri olan bir insansam kendime güvenirim. Çünkü hangi şartlar altında ne tür davranışlar uygulayacağımı bilirim.”

Azimle, inatla hedefine ulaşıncaya kadar savaşmak ve yoluna çıkan engelleri kaldırmak gerektiğini savunan Alpay, söyleşimize şu sözleriyle son veriyor: “Azim, yılmamak, hiçbir zaman köşeye sinmemek, isyan etmemek, daima akıllıca ve sakince düşünerek hareket etmek... Mesleğimin de kazandırdığı şeyler var. Bir şeyi yaparken adım adım nelerle karşılaşabileceğini hesaplaman lazım. Bu da çok okumak, çok tecrübe sahibi olmak, çok insan tanımak, sosyal çevrenin geniş olmasıyla olabiliyor. Değişik insanlardan kazıklar yemek de insanı olgunlaştırıyor ve güçlendiriyor. Çünkü her yıkılışın arkasından bir kalkış vardır, o kalkış çok büyük bir dersle kalkıştır. Seni yıkan şey neyse o konuda çok iyi bir ders almışsındır, ayağa kalktığında artık o tür bir konuyla karşılaştığın zaman ne yapacağını biliyorsundur veya neyle karşılaşacağını tahmin ediyorsundur. Bunlar güçlü kılıyor ve başarıyı sağlıyor.”

Tüm Haberlere Göz Atın