Büşra Kevran: “Bence bu program beni ‘yazmasaydım deli olacaktım’ boyutuna getirebilir."

 ›  Haberler  › ↓ 

Darüşşafaka 10. sınıf öğrencisi Büşra Kevran, 18 Temmuz - 1 Ağustos 2015 tarihleri arasında ABD’deki Iowa Üniversitesi’nde gerçekleşecek “International Writing Program for Young Writers (Genç Yazarlar için Uluslararası Yazma Programı)”ına Türkiye’den kabul edilen 5 öğrenciden biri oldu. 11. sınıf öğrencisi Muradiye Kaya ise aynı programda yedek listede yer alıyor.

ABD İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Bölümü tarafından başvuruların alındığı ve kabul edilen öğrencilerin tüm masraflarının karşılandığı programa; 17-20 yaş arası, roman, hikâye, deneme, şiir gibi edebiyat alanlarında yetenekli; Türkçesi ve İngilizcesi iyi olan adaylar kabul ediliyor. Detaylı başvuru evraklarının hazırlandığı programda adaylar, Türkiye’deki ve ABD’deki program sorumluları tarafından elenerek seçiliyor.

ABD’deki prestijli programlardan biri olan “International Writing Program for Young Writers”ın Ortadoğu, Kuzey Afrika, Rusya ve Amerika’daki yazarlara açık olan yetişkin programına, önceki yıllarda Türkiye’den Orhan Pamuk, Buket Uzuner gibi yazarlarımız katılmıştı. “Sınırlar arasında: Barış ve Yazma Deneyimi” teması çerçevesinde gerçekleşecek program, 17-20 yaş arasındaki gençler için bu yıl ilk defa düzenleniyor.

Programın 2008’den beri gerçekleşen ve 16-19 yaş arasındaki genç yazarları buluşturan ilk bölümü 21 Haziran - 5 Temmuz 2015 tarihleri arasında Rus ve Arap ülkelerinden gelen genç yazarlarla gerçekleşecek. 18 Temmuz - 1 Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek ikinci bölümünde ise 17-20 yaş arasındaki Ermenistan ve Türkiye’den gelen genç yazarlar bir araya gelecek.

Program hakkında ayrıntılı bilgi http://iwp.uiowa.edu/programs/between-the-lines adresinden alınabilir.


Programa katılmaya hak kazanan Büşra Kevran’la bir söyleşi gerçekleştirdik.

Büşra Kevran: “Bence bu program beni ‘yazmasaydım deli olacaktım’ boyutuna getirebilir."

Sekiz yıldır Darüşşafaka’da okuyan Büşra İstanbullu… İngilizce ve Türkçe öğretmenlerinin önerisiyle yarışmaya katılan Büşra, “Yarısı Türkçe, yarısı İngilizce olmak üzere toplam yaklaşık 15 sayfa yazı yazmamız isteniyordu. Yaratıcılık, özgünlük ve dile bakılıyor. Çok önemli bir sınavım varmış gibi bilgisayarın başından kalkmadım. Sadece yazı yazıyordum. 3 gecede bitirebildim. Türkiye’den 5 kişi seçilecekti. Seçilince tabii ki çok sevindim” diye anlatıyor.

Serbest konulu yarışmada, İngilizce öyküsünü tek bir cümleden yola çıkarak kaleme alan Büşra, “Beyaz bir meşe ağacıyla ilgili internette gördüğüm bir cümle vardı. Onu okuduktan sonra beyaz meşe ağacıyla ilgili bir hikaye yazdım. Kollarını cennete uzatmak istiyor. Bülbül gibi kuşlarla arkadaşlıkları oluyor. Sonra fark ediyor ki aslında zaten kendisi köklerini çoktan uzatmış.”

Türkçede de çocukluk anılarıyla ilgili bir öykü yazan Büşra, “Yok olan, yok edilen yerlerle ilgili. Mesela önceden çok sevdiğim bir ağacın artık yerinde olmaması ve benim ona üzülmemle ilgili. Ağaçları seviyorum” diyor.

Yazı yazmayı sevdiğini ifade eden ve ilk defa ABD’ye gidecek olan Büşra, Sait Faik'in meşhur sözünü anımsatarak, “Bence bu program beni ‘yazmasaydım deli olacaktım’ boyutuna getirebilir. Çünkü sadece yazı yazmak üzerine… Belki de gerçekten bir ihtiyaç haline getirecek benim için. Yeni insanlarla tanışmak da güzel oluyor” diyor.

Yabancı dil derslerine çok ayrı bir ilgisi olduğunu ifade eden Büşra, ileride çeviribilim ve diplomasi üzerine eğitim almak, Birleşmiş Milletler’de çalışmak istediğini söylüyor.

Darüşşafaka’nın kendisine neler kattığı sorusunu ise şu sözlerle yanıtlıyor: “Çoğu yaşıtıma göre çok daha fazla gelişmiş bir eğitim olanağı sağlıyor. Çok daha fazla spor seçeneği, kulüpler sunuyor. Söyleşilere gidiyoruz, münazaralara katılıyoruz. Çoğu insanın dışarıda böyle şansları yok. Karakter açısından da çok daha farklı, daha vefalı yetiştiriyorlar.” Darüşşafaka’ya büyük bir vefa duygusu hissettiğini belirten Büşra, “Gittiğim konferanslar için okul bana bir bütçe ayırıp bunu sağlıyorsa, bunun için çok fazla şey yapmalıyım düşüncesini yerleştiriyor ve bu yönde çalışıyorum. 152 yıllık bir kurum ama okulumuzu gerçekten o kadar fazla insan bilmiyor. Bir şekilde kendi alanımda en başarılı insanlardan biri olup, diplomasiyle uğraşırken, mezun olduğum okulu duyurmak, hep devam etmesini sağlamak istiyorum. Okulumuz, eğitim dışı aktivitelere de o kadar çok önem veriyor ki… İnsanları kültürlü yetiştirmeye uğraşıyor. Böyle kurum yok herhalde Türkiye’de” diyerek sözlerini bitiriyor.

Tüm Haberlere Göz Atın