"Başka Çocuklar da Darüşşafaka'da Okusun"

 ›  Haberler  › ↓ 

Levent Atıcı'dan yuvasına destek

“Herkesin kendini ait hissettiği bir şey vardır. Benim için bu, Darüşşafaka’dır. Sahip olduğum gayrimenkulleri Darüşşafaka’ya hibe ettim. Çünkü biz, başka insanların bağışları sayesinde orada harika bir eğitim aldık ve çok güzel bir camianın parçası olduk. Elbette başka çocukların da bundan faydalanmasını istiyorum.”

             

2017'de kullanım hakkı yaşam boyu kendisinde kalmak koşuluyla sahip olduğu gayrimenkulleri Darüşşafaka’ya bağışlayan Levent Atıcı, babasını üç yaşında kaybediyor. Kadıköy Osmangazi İlkokulu’nu bitiriyor. Darüşşafakalı Murat Gökoğlu’nun (DŞ’75) öğretmen annesinin yönlendirmesiyle Darüşşafaka Sınavı’na giren Atıcı, “Annem, Haydarpaşa Sağlık Koleji’nde idari memurdu. Murat Ağabey’in annesi de orada öğretmendi. Onun yönlendirmesiyle 5. sınıfı bitirdiğimde annem beni, Darüşşafaka Sınavı’na soktu. Birgün sokakta oyun oynuyordum, annem geldi, bana sarıldı: ‘Darüşşafaka’yı kazanmışsın’ dedi. Çok sevinmiştim” diye o günleri anlatıyor. Sınava girdiğinde Darüşşafaka’nın yatılı bir okul olduğunu bilmediğini belirten Atıcı, “Ancak benden ziyade evdekiler bunun için dertleniyordu. Benim için her şey değişikti. Hiç sıkıntı çekmedim, diğer çocuklarla hemen kaynaştık. Tabii, okulun imkanları da çok zengindi. Spordan sanata istediğimiz her şeyle ilgilenebiliyorduk. Bu da süreci kolaylaştırmıştı” diyor.

“Okulda o yıllar yabancı bir kolej atmosferi vardı”

1971-1976 yılları arasında Darüşşafaka’da okuyan Atıcı, “Hepsi birbirinden iyi, değerli eğitimciler bizleri yetiştirdi. Harika bir eğitim aldık. Yabancı öğretmen sayımız çoktu. Hepsi de öğretmeyi bilen ve mesleğini seven eğitimcilerdi. Okulda o yıllar yabancı bir kolej atmosferi vardı” diye konuşuyor.

Beş mutlu yıl…

Darüşşafaka’da geçirdiği beş yılı mutlulukla yad eden Atıcı, özellikle her sabah öğrencileri müzikle uyandıran yayın kulübündeki görevini mutlulukla anlatıyor: “Yemekhaneye inen merdivenlerin yanında yayın odamız vardı. Her sabah yediye çeyrek kala öğrencileri uyandırmak için müzik yapardık. Makara teybimiz vardı, her gün farklı bir müzik çalardık, tüm kulüp üyeleri çalınacak müziğe karar verirdi. Bütün yatakhane o müzikle uyanır, güne başlardı. Ayrıca sosyal yardım kulübünde de görev alırdım. Müthiş keyif aldığım bir kulüptü o da… Öğrenciler için her hafta toplu doğum günü etkinliği düzenlerdik. Genelde okulun yanındaki pastaneye gider, pastayı ben seçer ve alırdım, o etkinliklerde de çok eğlenirdik.”

Darüşşafaka’dan Fenerbahçe Lisesi’ne

Ortaokulu bitirdiğinde ailesinin, onu Darüşşafaka’dan alarak Fenerbahçe Lisesi’ne verdiğini belirten Atıcı, “1976 senesiydi. Türkiye’nin en hareketli yılları… Kimin kimi vurduğu bilinmeyen karanlık günler… Annem ve iki teyzemden oluşan küçük ailem, böyle bir ortamda gözlerinin önünde olmamı isteyince beni Darüşşafaka’dan aldılar. Ama bu okula olan bir güvensizlik değil, -ki okul en güvende olduğumuz yerdi- tamamıyla ülke durumu ve belki de biraz kendi aşırı endişelenmeleriydi. Tamamen onların kararıydı. Çok üzülmüştüm ama daha 15-16 yaşlarında bir çocuktum. Fenerbahçe Lisesi’nde de çok güzel anılarım, arkadaşlıklarım oldu ama Darüşşafaka bambaşka bir okuldur. Her şeyden önce Daçka’daki arkadaşlıktan öte kardeşliktir” diye duygularını dile getiriyor.

“Öğretmenlerimiz bizleri evlatları gibi seviyordu”

Darüşşafaka’da öğretmen-öğrenci ilişkisinin de çok farklı olduğunu vurgulayan Atıcı, bu noktada şu anısını anlatıyor: “Benim taklit kabiliyetim çok iyiydi, öyle ki üst sınıftan ağabeyler gelir, öğretmenleri taklit etmemi isterdi. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış, Türkçeyi aksanlı konuşan Süheyla Berker isimli bir öğretmenimiz vardı. Aksanı nedeniyle Süheyla Hanım da benim en fazla taklidini yaptığım öğretmenlerden biriydi. 1976’da nakil evrakları için Darüşşafaka’ya gittiğimde Süheyla Hanım’la karşılaştık. İçimden okuldan ayrıldığım için mutlu olduğunu düşünüyordum. Yanıma geldi, ‘Gittiğini duydum, keşke devam etseydin, çok üzüldüm’ dedi. Yüzüne baktığımda gerçekten üzgündü. Çok şaşırmıştım, onun bu haline… O zaman anladım, ne yaparsak yapalım oradaki hocalar gerçekten bizleri evlatları gibi seviyordu.” Fenerbahçe Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tecrübi Psikoloji Bölümü’ne giren Atıcı, bir yıl orada eğitim gördükten sonra yeniden sınava giriyor ve bu kez İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni kazanıyor. 1984’te burayı bitiren Atıcı, CNR Fuarcılık’ta çalışma hayatına atılıyor. Ardından da otomotiv sektörüne geçiyor. Uzun yıllar otomotivde çalışan Atıcı, 1998’de ABD’ye gidiyor. İki yıl orada yaşadıktan sonra ülkesine dönüyor ve yine otomotiv sektöründe çalışmaya devam ediyor. 

“Darüşşafaka benim için ‘aidiyet’ anlamına geliyor”

Sahip olduğu gayrimenkulleri Darüşşafaka’ya bağışlayan Atıcı, bu kararının gerekçesini şöyle açıklıyor: “Darüşşafaka benim için ‘aidiyet’ anlamına geliyor. Herkesin kendini ait hissettiği bir şey vardır. Benim için bu, Darüşşafaka’dır. Sahip olduğum gayrimenkulleri Darüşşafaka’ya hibe ettim. Çünkü biz, başka insanların bağışları sayesinde orada harika bir eğitim aldık ve çok güzel bir camianın parçası olduk. Elbette başka çocukların da bundan faydalanmasını istiyorum. İnsan, memnun kaldığı şeyi destekler. Ben de Darüşşafaka’dan o kadar memnun ayrıldım ki onun daha iyi hale gelmesi, daha fazla çocuk alabilmesi, öğrencilerine daha iyi eğitim ve yaşam kalitesi sunabilmesi için üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Bizler orada sağlanan fırsat eşitliğinden yararlandık, şimdi başka çocukların da yararlanmasında bir nebze katkım olsun istiyorum.”

"Bir çocuğun hayatında bu kadar güzel anılar bırakan bir okul elbette desteklenmelidir."

Her zaman aklının bir köşesinde bağışçı olma fikrinin yattığını vurgulayan Atıcı, “Benim, en büyük arzumdu. Hep Darüşşafaka için bir şey yapmam gerektiğini hissediyordum. Çünkü oraya bir vefa borcumuz var. Ben orada beş yıl, çok mutlu olarak okudum. İlk formasyonum Darüşşafaka’dan… Bizim dönemimizde Darüşşafaka’nın eğitimi tartışılmazdı. Ben, İngilizceyi Darüşşafaka’da öğrendim.  O kadar iyi bir İngilizceyle Fenerbahçe Lisesi’ne gitmiştim ki sınavlarda öğretmen kopyayı önlemek için benim başımda beklerdi.” Atıcı sözlerini şöyle noktalıyor: “Ben orada çok güzel beş sene geçirdim. Bir çocuğun hayatında bu kadar güzel anılar bırakan bir okul, elbette desteklenmelidir.”

Tüm Haberlere Göz Atın