"Darüşşafaka, Bizim Ailenin Baş Tacıdır"

Abidin Çarpa (DŞ'83): "Altımız da Darüşşafaka sayesinde okuduk, adam olduk"

“Darüşşafaka, bizim ailenin baş tacıdır. Altımız da Darüşşafaka sayesinde okuduk, adam olduk. Darüşşafaka, annesi veya babasını kaybetmiş, maddi imkanı yetersiz bir çocuk için büyük bir fırsattır. Bağışlarla ayakta duran bir kurumda hiçbir kimseye, düşünce odağına ve mihraka bağımlı olmadan bağımsız, hür vicdanla hayatı keşfetmektir.”

                 

Geçtiğimiz yıl yaptığı vasiyetle tüm mal varlığını Darüşşafaka’ya bağışlayan iş adamı Abidin Çarpa’nın (DŞ’83) ailesinde beş Darüşşafakalı var: Petrol ve jeoloji konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Arif Yükler (DŞ’66), Prof. Dr. Ahmet İrfan Yükler (DŞ’68), Ali Altıparmak (DŞ’72), Afitap Oflaz Altıparmak (DŞ’80) ve Mehmet Çarpa (DŞ’81)… Her biri farklı dönemlerde Darüşşafaka’nın tedrisatından geçmiş, alanında başarılara imza atmış, kendi ayaklarının üzerinde dimdik durabilmiş beş insanın hayatındaki değişim tanıklığına, kendi hayatını da ekleyince genç yaşına karşın adını Darüşşafaka’nın vasiyet bağışçıları arasına yazdırıyor. Abidin Çarpa, 1964’te yedi kardeşin sonuncusu olarak Ceyhan’da doğuyor. Baba tarafı Adana-Mısır, anne tarafı Kosova-Selanik kökenli olan Çarpa’nın ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş yıllarında Anadolu’ya göç ediyor. Dedesi Zeynel Abidin Oksal, İstiklal Savaşı’nda Batı Karadeniz Sahil Savunma Gücü’nde başçavuş olarak görev yapıyor. Babası Mustafa Kemal Bey ise Ziraat Bankası’nda şube müdürü olarak Anadolu’nun birçok şehrinde görev alıyor. Mustafa Kemal Bey, 45 yaşında Bursa’da hayata veda ediyor. Bunun üzerine yedi çocuğuyla bir başına kalan annesi Hüsniye Hanım, her biri farklı bir ilde doğmuş yedi çocuğunu da yanına alıp İstanbul’a dönüyor.

                      Abidin Çarpa'ya Darüşşafaka Cemiyeti Bağış ve Bağışçı İlişkileri Yetkilisi Nuray Apaydın tarafından "Bağışçı Belgesi" takdim edilirken...
Aynı Aileden Altı Darüşşafakalı

Darüşşafaka’nın ailesinin hayatında hep var olduğunu belirten Abidin Bey, bunun gerekçesini şöyle açıklıyor: “Teyzelerimin eşleri de erken yaşlarda vefat ettikleri için ailemde benden önce Darüşşafaka’da eğitim görmüş beş kişi daha var. Kuzenlerim Prof. Dr. Arif Yükler, Prof. Dr. İrfan Yükler, Afitap Oflaz Altıparmak ile eşi Ali Altıparmak ve ağabeyim Mehmet Çarpa, Darüşşafaka’da okudu. İlk olarak Arif Ağabey giriyor, ardından da kardeşi İrfan Ağabey… Onlar, Fatih’te oturdukları için Darüşşafaka’yı tesadüfen biliyorlar. Ben de ilkokulu bitirince hem Kadıköy Maarif ve Devlet Parasız Yatılı Okulları’nın hem de Darüşşafaka’nın sınavına girdim, hepsini de kazandım. Elbette tercihimiz Darüşşafaka oldu. Kuzenlerim ve ağabeyimin aldığı eğitimin kalitesi, sunulan imkanlar bizler için istisnaydı.” Darüşşafaka’nın öğrencilerine Türkiye’de bir okulda verilebilecek en üst düzey eğitimi verdiğini vurgulayan Çarpa, “Hocalarımız arasında çok sayıda yabancı uyruklu eğitimci vardı. Türk hocalarımız ise branşlarında ülke çapında itinayla seçilmiş üst düzeyde donanımlı kişilerdi. Füsun Elioğlu, Nihal Yöneyman, Gönül Soysallıoğlu, Erol Açıkgöz, Kemal Bek, Hayrettin Cete… Hepsi de seçkin eğitim ve aile geçmişlerine sahip kişilerdi. Salt para için değil, eğitime de gönül verdiklerinden çalışıyorlardı. Düşünün bir milletvekili kızı olan Gönül Soysallıoğlu, her gün üşenmeden Pendik’ten Fatih’e gelirdi. Hocalarımızın pedagojik formasyon ve karakterlerinin oturmuş olması bizler için birer nimetti. Eğitimin dışında bizleri evlerinde ağırlarlardı, geziler düzenlerlerdi, yaz tatillerinde bile bizleri ararlardı. Yaz ödevi olarak en az bir-iki İngilizce roman verilir, bunları sonbahara kadar okur özetlerdik. Eğitimi bir yandan tatlı-sert bir disiplinde verirken, diğer yandan bizlerle yakından ilgilenirlerdi” diye anlatıyor.

Darüşşafaka’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne

Fen bölümünü bitirmesine karşın hayalinin diplomatlık olduğunu vurgulayan Çarpa, “Annemin kuzeni, Diplomat, Birleşmiş Milletler Afrika Kalkınma Direktörü ve TCMB Senatörü Mehmet Ali Oksal’a öykünürdüm. Bu sebeple Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne girdim. Lisans eğitimimi 1987’de bitirmem gerekiyordu ama bir sene uzattım. Çünkü üniversite hayatım boyunca hep çalıştım, konferanslarda rehberlik, tercümanlık yaptım. Sonra, o yıllarda Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na katılım görüşmeleri çok güncel olduğundan Marmara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Enstitüsü’nün ilk yılında davetli yüksek lisans öğrencisi oldum. Ancak okula gündüz devam zorunluluğu ve benim maddi olarak çalışma hayatına bir an önce başlama zorunluluğum yüzünden ilk yılın ortasında eğitimi bıraktım. O sırada Dış İşleri Bakanlığı’nın sınavına girdim. Ancak Dış İşleri’nin verdiği maaş, Ankara’da yeni bir hayata başlamak için yetersizdi. Böylelikle ideallerimi bıraktım, o yılların en popüler sektörlerden bankacılığa girdim. İlk Pamukbank’ta başladım.” On iki yıl bankacılık sektöründe görev alan Çarpa, 2001’de yaşanan büyük krizde kapanan bankalardan biri olan Kentbank’ta Dağıtım Kanalları ve Nakit Yönetimi Müdürü iken bankacılık kariyerini sonlandırıyor. Ardından kendi firması EPC Elektromekanik Tic. Ltd. Şirketi’ni kuran Çarpa, alçak ve orta gerilim elektrik malzemeleri konusunda Avrupa kökenli firmaların Türkiye temsilciliğini yürütüyor.

Daçka Anıları

“Darüşşafaka, bizim ailenin baş tacıdır. Altımızda Darüşşafaka sayesinde okuduk, adam olduk” diyen Çarpa, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Darüşşafaka, annesini veya babasını kaybetmiş, maddi imkanı yetersiz bir çocuk için büyük bir fırsattır. Bağışlarla ayakta duran bir kurumda hiçbir kimseye, düşünce odağına ve mihraka bağımlı olmadan bağımsız, hür vicdanla hayatı keşfetmektir. Verilen üst düzey eğitim, disiplin ve sunulan imkanlarla hayata bir adım ileride başlamaktır. Son olarak adına yaraşır şekilde bir şefkat yuvasıdır.” Kendisine Darüşşafaka yıllarına dair unutamadığı bir anısını sorduğumuzda “O kadar çok ki” diyor ve anlatmaya başlıyor: “İlk zamanlar anneden kopmanın verdiği eksikliği tamamlamada büyük rolü olan oyun odasını ve şimdi adını hatırlayamadığım rehber öğretmenimizin desteğini hiç unutmam. Bizimle monopoli, scrabble gibi oyunlar oynar, derdimizi dinler, bizi rahatlatırdı. Mis gibi kokardı odası, hâlâ burnumdadır o koku… Efsane hocalarımızdan Hayrettin Cete’nin verdiği cezalar bile eğitimdi aslında; koca bir İngilizce kitabı yanında boş sarı bir defterle verir, kitabı deftere kopya ederdik, sonra fark ettim ki o cezalar, İngilizce gramer ve yazımızı geliştiriyordu. Son sınıfta öğrenci başkanı olduğumda, görevlerim arasında hastalanan alt sınıflardaki küçük kardeşleri Çapa Tıp Fakültesi’ne götürmek de vardı. Özellikle Çarşamba Pazarı’ndan sonraki sabahlarda köpek orduları olurdu sokaklarda... Sabahın altı - yedisinde sokak köpekleriyle köşe kapmaca oynayarak hastaneye giderdik.”

“Darüşşafaka Hep Yanımızdaydı”

1980 İhtilali ve öncesinde yaşanan süreç de Çarpa’nın anılarında geniş yer buluyor: “Biz, Türkiye’nin en kötü döneminde yetiştik. Terör her yerdeydi. Evimizde pencere açamazdık. O kötü dönemde bile Darüşşafaka, öğrencilerine çok iyi bir eğitim verdi ve sahip çıktı. Yağ, et gibi her şey için kuyruklara girilen dönemde Darüşşafaka’da tam bir müreffeh ortam yaşardık.” Üniversite eğitimi süresince de Darüşşafaka’dan burs alan Çarpa, “Cemiyet, her zaman yanımızdaydı. Mesela Beymen, Vakko gibi markalar seri sonu koleksiyonlarını bağışladığında Cemiyet, bizi arardı. Şişli’deki Cemiyet binasına gider, ihtiyacımız olan kıyafetleri alırdık. Ben, hayatımda bu markaları ilk olarak Darüşşafaka sayesinde giyindim” diyor gülümseyerek.

Varisi Darüşşafaka

Bağışlarıyla her zaman okulunu destekleyen Çarpa, Darüşşafaka’ya vasiyette bulunma fikrinin hep aklında olduğunu belirterek, “Bu kararımı erken bir tarihe çekmemin sebebi ise beni doğuran, büyüten, annem, babam, can yoldaşım, şefkat abidesi annem Hüsniye Çarpa’yı 25 Mart 2017’de 92 yaşında kaybetmiş olmam. Herkesin annesi değerlidir ancak o benim için anlatılmaz bir değere sahipti. Hayatının son beş yılındaki sağlık problemleri nedeniyle kimi zamanlar Darüşşafaka Rezidansları’na yerleşmesi
konusunu aramızda konuşurduk. Ancak evini bir türlü bırakmak istemezdi. Onun vefatıyla daha önce düşündüğüm bu konuyu erken bir tarihe çekmeye karar verdim” diye konuşuyor. Bağışından ötürü kendini huzurlu hissettiğini kaydeden Çarpa, “Türkiye’nin en eski eğitim kurumlarından birisi sayesinde maddi olanakları olmayan yetim çocuklara bu kadar uzun bir süre üst düzey eğitim vererek fırsat eşitliği sunulması dünyada ender görülen bir durumdur. Bu imkandan yararlanan birisi olarak bana bu imkanı veren kuruma elimden geldiğince destek vermeyi bir ödev olarak kabul ediyorum. Elbette henüz yaş olarak önümüzde uzun yıllar var, daha çok çalışıp daha çok katkılarda bulunmak en büyük arzum” diye sözlerini noktalıyor. 

Tüm Haberlere Göz Atın