Bitmeyen hikayede yepyeni bir sayfa

Bir buçuk asrı aşkın süredir eğitimle değişen yaşam öyküleri yazan Darüşşafaka Eğitim Kurumları, her yıl olduğu gibi bu yıl da ülke genelinde düzenlediği sınavda başarılı olan 121 öğrenciyi ailesine kattı. Ülkemizin dört bir köşesinden, on bir yıllık ömürlerini sığdırdıkları küçük valizleriyle Darüşşafaka’ya gelen 121 yeni öğrenci, bundan sonra eğitim hayatlarına Darüşşafaka’da devam edecek ve kolej seviyesinde eğitim alacak.

Darüşşafaka Eğitim Kurumları, her yıl olduğu gibi bu yıl da ailesine katacağı yeni öğrencileri belirlemek için Türkiye genelinde 21 ilde sınav düzenledi. Babası veya annesi hayatta olmayan, 4. sınıfta okuyan 11 bini aşkın potansiyel öğrenciye ulaşmak için yoğun bir kampanya yürüten Darüşşafaka’nın bu çağrısına 1.139 aday yanıt vererek, 27 Mayıs’ta gerçekleştirilen sınava katıldı. Sınavda başarılı olarak asil ve yedek listelere giren 160 adayın isimleri, haziran ayında kamuoyuna duyruldu. Ardından da tüm adaylar için İstanbul’da Rehberlik Görüşmesi ile Sağlık Kurulu düzenlendi. Adayların yatılı eğitim için engel teşkil edebilecek bir sağlık sorunlarının olup olmadığının tespitinin ardından yıllardır süren bir başka geleneğe, ekonomik durumların tespitine geçildi. Darüşşafaka Yönetim Kurulu Üyeleri, yöneticileri, öğretmenleri ve mezunları, 2-31 Temmuz tarihleri arasında 41 farklı ilden sınavda başarılı olan 160 adayın ev ziyaretlerini ve mali durum araştırmasını gerçekleştirmek için yollara düştü.

Çaldıkları her kapıda farklı bir hikâyeyle karşılaşan Darüşşafaka gönüllüleri hem adayların aileleriyle tanıştı hem de gerçekten çocuklarına iyi bir eğitim verme olanağına sahip olup olmadıklarını inceledi. Ziyaret ettikleri evlerden kimi hüzün, kimi yokluk, kimi yoksunluk kokan ama hep umutlu hikâyelerle geri dönen Darüşşafaka dostlarının hazırladığı raporların değerlendirilmesi neticesinde, bu yıl Darüşşafaka’da okumaya hak kazanan 67’si erkek 55’i kız toplam 122 çocuk belirlendi. 122 öğrenci ve velileri için 31 Ağustos-3 Eylül tarihleri arasında oryantasyon programı düzenlendi. Bu süreçte hem öğrenciler hem de veliler, üç gün boyunca kampüs içinde birlikte zaman geçirdi, seminerlere katıldı, okulun kurallarını öğrendi. Yatakhanelerde birlikte uyudu, yemekhanede birlikte yemek yedi. Bu alışma sürecinin ardından veliler Darüşşafaka’dan ayrıldı, yeni Daçkalılar ise eğitimle değişecek yaşamlarına ilk adımlarını attı. Bu yıl Darüşşafaka Sınavı’nın ilk üçü; Aydın’dan Ahmet Baki Mavi, İstanbul’dan Zeynep Özdemir ve Balıkesir’den Elif Yılmaz olurken, ikiz kardeşler Doruk ve Kıvanç Öğretmenoğlu, eğitim hayatlarına birlikte devam etmenin mutluluğunu yaşadı. Gazetemizin yeni sayısında Batman’da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Çocuk Evi’nde yaşarken Darüşşafaka Sınavı’nı kazanan Taybet Sevinti ile oryantasyon sürecinde yanında olan öğretmeni Ramazan Sütpak’ı, 2014 yılında annesini kaybeden ve Mersin’den gelen Salihe ile babası Fevzi Kızıltoprak’ı, İstanbul’dan sınavı kazanan Belinay ve babası Erol Eğer’i, Diyarbakır’dan gelen Ömer Birhat ile annesi Sultan Gündoğdu’yu konuk ettik ve Darüşşafaka’daki ilk günlerine ilişkin izlenimlerini, geleceğe dair hedeflerini konuştuk.

Çocuğumuzun burada çok güzel bir sosyal ve eğitim ortamında yetişeceğine, geleceğe sağlam adımlarla yürüyeceğine, hedeflediği gibi cerrah olacağına inanıyorum. Ayrıca bir öğretmen olarak mesleğimin doyumunu yaşıyorum. Taybet, bana bunu yaşattığı için de çok kıymetli…

Taybet Sevinti ve Ramazan Sütpak

Ramazan Öğretmen ve Taybet…
Bu yıl Darüşşafaka Sınavı’nın 58.’si olan ve altı kardeşiyle birlikte Batman’da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Çocuk Evi’nde yaşayan Taybet Sevinti, Darüşşafaka’nın31 Ağustos-3 Eylül tarihlerinde düzenlediği oryantasyon programına Bakanlığın görevlendirdiği öğretmeni Ramazan Sütpak’la katıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda altı yıldır öğretmen olarak görev yapan Sütpak, Taybet’in Darüşşafaka’ya uzanan yolculuğu boyunca hep onun yanında olmuş, idealist bir eğitimci… Tek beklentisi, Taybet’in hedeflediği gibi bir cerrah olması, hem de Türkiye’nin en iyi cerrahlarından biri olması…

Taybet’in Kurumda koruma ve bakım altında kalmasının sebebinin babasının vefat etmiş olması ve annesinin sağlık sorunlarından kaynaklandığını söyleyen Sütpak, “Sekiz kardeş, 4-5 yıl önce devlet koruması altına alınmış, Şırnaklı bir ailenin çocukları… İki yıl önce Batman’a nakil oldular. Ben de nakilden sonra Taybet ve kardeşleriyle tanıştım. Kardeşlerin altısını çocuk evine yerleştirdik. O günden beri de altı kız kardeşin eğitim hayatlarını, kişisel ve zihinsel gelişimlerini ben takip ediyorum” diye süreci özetliyor. Taybet’in başarılı bir öğrenci olduğunu vurgulayan Sütpak, “Hem davranışları hem de akademik başarısından ötürü herkesin methettiği bir çocuk. Bir eğitimci olarak bu süreçte Taybet’te bir cevher olduğunu hissettim. Bu çocuğun geleceğinin parlak olabileceği, bir sınavda başarılı olacağı düşüncesi bende sürekli mevcuttu. Bu nedenle ara sıra özel okul sınavlarına sokuyorduk. Ama çok fazla özel okul taraftarı bir öğretmen olmadığım için başka ne yapabileceğimizi de konuşuyorduk. Bir gün Taybet’le ilgilenen Sosyal Çalıştırmacı Hüseyin Okan ve plastik cerrah olan arkadaşımız Fatih Ceran’la sohbet ediyorduk. Söz, Taybet’in eğitimine geldi. O sırada cerrah arkadaşımız, ‘Niye Taybet’i Darüşşafaka Sınavı’na sokmuyorsunuz?’ dedi. O da Darüşşafaka’nın bağışçısıymış… Hemen Darüşşafaka’nın internet sitesine girdik, sınava ilişkin tüm bilgileri edindik ve Hüseyin Öğretmen’le Taybet’i bu sınava hazırlamaya karar verdik.”

Ardından Darüşşafaka’ya ilişkin Taybet’le konuştuğunu belirten Ramazan Öğretmen, “Ona, Darüşşafaka’yı anlattım, internetten Darüşşafaka’ya ilişkin videolar izlettim. Sınavını kazanırsa Darüşşafaka’nın onu varmak istediği noktaya ulaştırabilecek bir okul olduğunu söyledim. Özellikle videolardan çok etkilendi. Sonuçta, Taybet, sınava hazırlanmak istediğini söyledi. Bütün evrakları tamamladım. Hüseyin Okan’a teslim ettim. O da başvurusunu yaptı.” Ardından Ramazan Öğretmen, kendi deyimiyle Taybet’i sınav için bir kampa alıyor: “Sınava 25 gün kalmıştı. Beraber oturup bir ders programı yaptık. Oldukça ağır bir programdı. İki saatlik bloklar halinde ders çalışması gerekiyordu. Zamanımız kısıtlı olduğu için çocuğumuzu biraz sıktık. Taybet, çok istekli çalıştı. Düşünün Türkçe soru bankası kitabı veriyordum, ertesi gün tüm kitabı çözmüş olarak bana veriyordu. Kurumda, Taybet için hazırlık kitabı almayan kimse kalmadı. Arada bıkkınlıkları oluyordu o zaman da ona Darüşşafaka’nın videolarını izletiyordum, motivasyonu yerine geliyordu.”

Sınav günü gelip çattığında da Taybet’i Diyarbakır’daki sınav merkezine Ramazan Öğretmen ile Hüseyin Okan götürüyor. Sınavı kazandığı haberini de yine Taybet’e o veriyor: “Darüşşafaka’dan telefon geldi, kazandığını söylediler. Taybet’e haberi ben verdim, çok sevindi, dakikalarca evin içinde zıpladı. Sonra sağlık kontrolüiçin birlikte Darüşşafaka’ya geldik. Üç gün burada kaldık. Okulun olanaklarını görünce şevki daha da arttı. Hatta okul açılışına kadar geçen bir aylık süreçte buraya gelmek için sabırsızlanmaya başlamıştı. Burada okuma sevinci onu çok etkilemiş olacak ki kardeşlerinden ayrılma sürecinde beklediğimiz kadar zorlanmadı. Çocuk, burada okumak istiyor, bunu anladık.” Taybet’in burada okumasının tüm Kurum çalışanlarını mutlu ettiğini vurgulayan Sütpak, “Taybet, çok özel ve ayrılınca üzüntü duyacağımız bir çocuk ama Taybet’in burada okuması, bu başarıyı göstermesi bizleri çok mutlu etti. Onun, bu okulun olanakları sayesinde güzel bir gelecek elde edeceğine inandığımız için onu Darüşşafaka’ya emanet ettik. Kendi içimizde de bunun muhasebesini çok yaptık ve Taybet’in geleceği için en doğru yerin Darüşşafaka olduğuna karar verdik. Buraya geldiğimde de hikayesi birbirine benzeyen o kadar çok çocukla tanıştım ki, o zaman Taybet’in burada yalnız kalmayacağını anladım. Daha da önemlisi Kurum olarak çocuklarımıza bir yuva sıcaklığı ve aile ortamı sağlamaya çalışıyoruz, aynı şey Darüşşafaka’da da var. Bu da içimizdeki kaygıları bertaraf etti” diyor.

Taybet’in kayıt işlemlerini yapan ve oryantasyon sürecinde onun yanında olan Ramazan Öğretmen, bu süreçteki duygularını ise şöyle ifade ediyor: “Çocuğumuzun burada çok güzel bir sosyal ve eğitim ortamında yetişeceğine, geleceğe sağlam adımlarla yürüyeceğine, hedeflediği gibi cerrah olacağına inanıyorum. Ayrıca bir öğretmen olarak mesleğimin doyumunu yaşıyorum. Taybet, bana bunu yaşattığı için de çok kıymetli… Tabii, bu çocuğumuzu burada bırakıp gitmek benim için zor bir durum. Sorumluluğu ağır… Herkesi annesi ya da babası ya da bir akrabası getirirken, ben bir emaneti, Darüşşafaka’ya emanet ediyorum. Bir emaneti bu okula emanet edecek kadar da güveniyoruz.” Taybet’in koruma altındaki iki kardeşini de sınava hazırlayacaklarını belirten Sütpak, “Bu küçük dokunuş, Taybet’in hayatında güzel bir başlangıç yarattı. Diğer iki kardeşi de Darüşşafaka Sınavı’na sokacağız. Üç kardeşin de bu çatı altında eğitimlerini sürdürmelerini ve mezun olmalarını çok isteriz” diye sözlerini sonlandırıyor.

Fevzi ve Salihe Kızıltoprak

Fevzi Kızıltoprak: “Gözüm arkada kalmadan, kızımı buraya bırakıyorum”
Fevzi Kızıltoprak, bu yıl Darüşşafaka’ya başlayan öğrencilerden biri olan Salihe’nin babası… Kızının kayıt işlemlerini yapmak ve uyum sürecinde yanında olmak için Mersin’den gelen Kızıltoprak, Salihe’nin Darüşşafaka yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Kızım, Mersin’de Akkent 100. Yıl İlkokulu’nda okuyordu. Ben, açıkçası Darüşşafaka’yı bilmiyordum. Kızımın sınıf öğretmeni Refik Ekinci, söyledi. Zaten ben, bütün yetkiyi öğretmene vermiştim. Kızım birinci sınıfa başladığında öğretmenine, ‘senin çocuğundur’ demiş ve kendi çocuğuna nasıl davranıyorsa kızıma da öyle davranmasını istemiştim. Öğretmeni, Darüşşafaka Sınavı’na sokacağını söylediğinde de kabul ettim.” İnşaat işçisi olan Kızıltoprak, “Dört çocuğum var. İkisi lisede okuyor. En küçüğünü de seneye Darüşşafaka Sınavı’na sokacağım. Çünkü buraya geldim, gördüm. Bu imkanları ben çocuklarıma veremem” diyor. Kızının yeni okuluna alışma sürecinde yanında olan Kızıltoprak, “İçim rahat, gözüm arkada kalmadan kızımı burada bırakıyorum. Çünkü tüm öğretmenleri ve çalışanları güven verdi. İki gündür buradayım. Çok güzel zaman geçirdik, her şeyden önemlisi kızım burada çok mutlu… Doktor olmak istiyor ve burada alacağı eğitimle başaracağına inanıyorum” görüşlerini dile getiriyor. “Başarılı olacağını, iyi bir gelecek sahibi olacağını bildikten sonra ayrılık zor gelmiyor” diyen Kızıltoprak, “Ben Salihe’ye bir gelecek sağlayamam, buradaki imkanları veremem. Burada en iyi koşullarda okuyup, geleceğini kurtaracak. Daha ne isteyebilirim ki… Kızım için en büyük temennim vatana, millete hayırlı bir insan olsun… İyi bir insan olsun” diye sözlerini noktalıyor.

Erol ve Belinay Eğer

Belinay Eğer: “Sanki şu an dünyalar benim olmuş gibi…”
Darüşşafaka’yı bu yıl İstanbul’dan kazanan ve gelecekte astronot olmayı hayal eden Belinay Eğer, okulun ilk gününde kendini mutlu ve heyecanlı hissettiğini söylüyor: “Sanki şu an dünyalar benim olmuş gibi… Kendimi rahat veevimde hissediyorum. Türkiye’nin en iyi okullarından birinde olmam, öğretmenlerimin iyi olması, benimle ilgilenmeleri beni mutlu ediyor. En çok, okulun büyük olmasını ve görsel sanatlar dersini beğendim. Görsel sanatları seviyordum ama bazen yapmaya fırsatım olmuyordu, burada rahatça yapabiliyorum.” Belinay’ın astronomiye merakı gördüğü bir rüyayla başlamış: “Aslında önce doktor olmaya karar vermiştim, sonra bir gece rüyamda uzaylıları gördüm, düşündüm, araştırdım ve en sonunda astronot olmaya karar verdim. Burada aldığım eğitimle astronot olabileceğime inanıyorum. Zaten burada uzayı izlemek için büyük bir teleskop varmış. Darüşşafaka’da her çocuk istediğini olabilmek için iyi bir eğitim alabilir, çünkü bütün kulüpler var. Darüşşafaka’da bir gözlemevi var ve bu gözlemevinde Ay’ı, gezegenleri, yıldızları, Güneş’i izleyebileceğim. Daha iyi araştırmalar yapabileceğim.”

Erol Eğer: “‘Bak kızım’ diyorum ‘hayallerin gerçekleşiyor’”
Belinay’ın babası Erol Eğer, Darüşşafaka Sınavı’ndan 21 Mayıs’ta yani son başvuru tarihinde Posta gazetesinde gördüğü bir ilan sayesinde haberdar oluyor ve aynı gün mesai bitimine kadar ne yapıp edip başvuruyu yetiştiriyor. Erol Bey hikayelerini şöyle anlatıyor: “O gün gazete aldım, sayfalarını karıştırdım, Darüşşafaka ismini görünce heyecanlandım, okudum. Sınav başvurularının son günüydü. Sınıf öğretmenini aradım, durumu anlattım, koşarak gittim. ‘Erol Ağabey bir hafta süremiz var, Belinay başarır, sen evrakları hazırla ben de Belinay’a ders yaptırmaya başlayayım’ dedi. Evrakları hazırladım, saat 16.00’da Gaziosmanpaşa’dan kızımla beraber yola çıktık, 16.40’ta geldik Darüşşafaka binasına. Tabii çok heyecanlıyım yetişebilecek miyiz diye. Geldik Fatma Atabay diye bir hanımefendi bizi karşıladı sağ olsun, çok ilgilendi, başvuru yaptık, ben daha da duygusallaştım. O da ‘Üzülmeyin, endişe etmeyin, eğer nasibinde varsa olacak’ dedi. Sonra sınava girdik. Sınavda ‘Bu kadar kalabalığın içerisinde biz kazanamayız, bizim için çok uzak’ dedim. Sonra bir gün sabah işteyken Darüşşafaka’dan aradılar, ‘Kazandı mı?’ dedim, ‘Kazandı’ dediler. Daha sonra sağlık kontrolü ve maddi durum araştırmasından geçtik. Çok şükür 8 Ağustos’ta yine Fatma Hanım aradı, kazandınız dedi, tebrik etti. Tabii çok sevindik ve bugün buradayız. O gazetedeki o küçük ilan bizi buraya getirdi. Çocuğumun buraya girmesini çok istiyordum. Baba olmak başka bir şey. Çocuğumdan ayrılmak çok zor ama beni teselli eden onun burada alacağı eğitim, geleceği, kariyeri… Belki de ben okutamayacaktım onu.” Belinay’ın da Darüşşafakalı olmayı çok istediğini söyleyen Erol Bey, daha önce yıldızlar kadar uzak olan hayallere artık daha yakın oldukları görüşünde: “Uzaya çıkmak, astronot olmak istiyorum derdi. ‘Bize çok uzak’ diyordum 2 ay öncesine kadar. Ama şimdi, gözlemevi var burada, okuyoruz internette, yıldızları yakından görme diye bir şey var teleskopla. ‘Bak kızım’ diyorum ‘hayallerin gerçekleşiyor’. Bilmiyorum nasibi devam eder başarırsa kızım gerçekten istediği yerdedir. Çok istiyordu, lider olma tutkusu çok fazla var. Okulunu birinci bitirdi, diploma notu 99,97’dir. ‘İlle astronot olacağım, uzaya çıkacağım baba’ diyor. ‘Tamam kızım oku, sonra çık uzaya istiyorsan git gör’ dedim, ‘hayallerini yaşa…’”

Ömer Birhat ve Sultan Gündoğdu

Ömer Birhat Gündoğdu: “Darüşşafaka’da iyi bir eğitim alarak iyi bir savcı olacağıma inanıyorum”
Darüşşafaka’ya Diyarbakır’dan gelen Ömer Birhat Gündoğdu, ileride iyi bir savcı olmak için okuyacağı yeni yuvasını ilk gününden sevmiş: “Darüşşafaka’yı beğendim, çok güzel bir okul. Büyük, eğitimi iyi, hocalar çok iyi davranıyor, insanı etkiliyor, insan anlıyor dediklerini, bunu beğendim. Yatakhane iyi, güzel, temiz, rahat, iyi yatıyorum. Yatakhaneye giderken duvarlarda resimler var, insanın hoşuna gidiyor. Ben savcı olmak istiyorum. Savcı olmak için her gün düzenli çalışmam gerekiyor. Darüşşafaka’da olmak, Türkiye’deki en iyi okullardan birinde olmak insanın hoşuna gidiyor. Ben Darüşşafaka’da iyi bir eğitim alarak iyi bir savcı olacağıma inanıyorum.”

Sultan Gündoğdu: “Bence Türkiye’de böyle bir okul yok”
Ömer’in annesi Sultan Gündoğdu oğlunu Darüşşafaka’ya gözü hiç arkada kalmadan emanet edebildiğini söylüyor ve Darüşşafaka’yı kurup yaşatanlara, destekleyenlere teşekkür ediyor: “Çok güzel bir okul, geze geze bitiremiyoruz. Gerçekten bence oğlum çok şanslı. Anneyim, ayrılık beni biraz üzüyor. Ama yine de gözüm arkada kalmayacak. Bundan eminim. Aileme, çevreme, öğretmenlerine de anlatıyorum, resimlerini yolluyorum, güzel bir okul. Biz bugüne kadar hep ağladık, üzüldük, belki de bugünden sonra mutlu oluruz. Çocuğumun burada iyi bir eğitim alacağına ve hayallerine kavuşacağına inanıyorum. Ben Diyarbakır’dan geliyorum, Ömer dışında 3 çocuğum daha var, kızım bu yıl üniversiteye yerleşemedi, belki de Ömer bu tür şeyleri yaşamayacak. Böyle bir okulda Ömer belki daha şanslı olur ablasından. Bence Türkiye’de böyle bir okul yok. Allah razı olsun burayı kuranlardan, düşünenlerden, buraya yardımcı olanlardan, bin kere razı olsun. Darüşşafaka kesinlikle doğru bir tercih. Ben çocuklarının çok üstünde duran bir anneyim, şu an Ömer’den büyük olan oğlumun ayakkabı bağcığını bağlıyorum. Ömer’i Darüşşafaka’ya emanet ediyorum, ayaklarının üstünde dursun diye, tek başına yaşasın diye, özgüveni olsun diye…” 

Tüm Haberlere Göz Atın