Gary Fletcher: “Çok şanslıyız, umarım sonsuza dek devam eder”

Gary Fletcher, Türkiye’de doğup büyümedi ama kader bir şekilde onu önce Türkiye’ye getirdi daha sonra da Darüşşafaka Ailesi’ne katılmasını sağladı. Bugün o, Darüşşafaka’da anadili İngilizce olan 13 öğretmenden biri... Üç yıldır Darüşşafaka’da İngilizce öğretmenliği yapan ve Türkiye’nin geleceği olacak öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunan Mr. Fletcher ile buluştuk ve çok sevdiği Darüşşafaka’yı ondan dinledik. O Darüşşafaka’nın misyonuna ve öğrencilerine hayran, biz ise onun Darüşşafaka’ya gönül vermişliğine...

Mr. Gary Fletcher, üç yıldır Darüşşafaka’da İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyor. 54 yaşında ve aslen İngiltere’nin güney batısındaki Bath kenti yakınlarından. 20 yıl boyunca Britanya Ordusu’na hizmet veren Mr. Fletcher, ülkesi dışında, çoğunlukla da Almanya’da yaşamış. Asker bir aileden geliyor. Annesi, babası, erkek kardeşleri ve kız kardeşi, hepsi de onun gibi orduda görevliymiş. Ailesinin tüm üyeleri İngiltere’de yaşıyor ve onları yılda en az iki kez ve her Noel’de ziyaret ediyor.

11 yıldır Türkiye’de yaşayan Mr. Fletcher’a göre, onu buraya getiren şey aslında tesadüf veya şans: “Britanya Ordusu’nda tam zamanlı olarak çalıştıktan sonra, son üç yılda sivil hayat için başka bir mesleğin eğitimini alabilirsiniz. Askeri hizmetimi tamamladıktan sonra ben, öğretmenliği seçtim. İngiltere’de yaşayamayacağıma karar verdim çünkü çok uzun süredir orada değildim. Öğretmenlik için internet üzerinden başvurular yaptım. Üç teklif geldi: İstanbul, İstanbul ve İstanbul… Ben de, ‘o zaman İstanbul’u deneyeyim’ diye düşündüm ve geldim. Başlangıçta biraz zorlandım ama zamanla buraya aşık oldum ve kaldım.”

“BURAYA GELMEK İÇİN NE GEREKİRSE YAPARDIM”

Bu yıl Mr. Fletcher’ın Darüşşafaka’da üçüncü yılı. Buraya gelmeden önce iki farklı okulda çalışmış. Darüşşafaka ekibine nasıl katıldığını şöyle anlatıyor: “Ben aslında önceki okulumdan öğrencilerimi burada düzenlenen bir MUN konferansına getirdim ve buradaki harika öğrencilerin bir kısmıyla tanıştım. Daha sonra burada açık bir pozisyon olduğunu öğrendim. Buraya gelmek için ne gerekirse yapardım. Çok şanslıydım.” Darüşşafaka’da öğretmenlik yapmayı ‘muhteşem bir fırsat’ olarak tanımlıyor ve şöyle devam ediyor: “20 yıl önce Darüşşafaka gibi bir okulda öğretmenlik yapacağım söylense, ‘nasıl böyle bir şansa sahip olabilirim ki?’ diye düşünürdüm. Ama farklı tesadüfler sonucunda, bu gerçek oldu. Şans benim yanımdaydı. Sabah uyandığımda öğrencilerimi ve onlar için yapmaya çalıştıklarımızı düşündüğümde, bu bana yataktan kalkmam için güç veriyor.”

Mr. Fletcher, bu sene 11. ve 12. sınıflara ders veriyor. Ayrıca, TOEFL sınavına girecek öğrencileri çalıştırıyor. Öğrencileriyle ilişkilerinin ona yaşama sevinci ve enerji verdiğini belirten Mr. Fletcher, “Sanırım bir kelimeyle, Darüşşafaka’daki deneyimim benzersiz” diyor. Mr. Fletcher, öğrenciler öğrenirken kendisinin de öğrencilerden öğrendiğini söylüyor. Ve burada kesinlikle ‘sevgiyi’ hissettiğini ifade ediyor: “Öğretmenlik yaptığınız her yerde öğrencilerinizle ilişkileriniz olur, ama burada öğrenciler gerçekten bunun çok ötesine geçiyor, sizi gerçekten önemsiyorlar. Ve siz de onları önemsemeden yapamıyorsunuz. Sadece gelip sizinle konuşmak ya da size sarılmak isteyen öğrencileriniz oluyor. Bazen tek ihtiyaçları onlara sarılmanız ve harika olduklarını söylemeniz... Morallerinin nasıl bir anda düzeldiğini görebiliyorsunuz. Nöbetçi olduğum günlerde bile, ben koridordayken, gelip sohbet etmek isterler. Bu harika bir şey… Diğer yerlerde göremezsiniz. Çoğu okulda öğretmenin geldiğini görüp onu görmezden gelirler. Buradaki öğrenciler ise özellikle gelip sizi buluyorlar. Sadece derslere girip çıkan ve onları çalışmalarıyla baş başa bırakan bir öğretmenden fazlasına ihtiyaç duyuyorlar. Onlara o sevgiyi, güvenceyi, zamanı verecek birini istiyorlar. İyi olup olmadıkları, ne düşündükleri, hayatlarında neler olup bittiğiyle ilgilendiğinizi onlara göstermenizi, hissettirmenizi istiyorlar. Onları önemsediğinizden emin olmak istiyorlar. Önceki yıllardan bazı Daçkalı öğrencilerimle hala irtibat halindeyim. Sanırım hayatımın sonuna kadar da onlarla iletişim halinde olacağım.”

Mr. Fletcher Darüşşafaka’nın misyonunun çok önemli olduğunu çünkü Türkiye’nin geleceği olacak öğrencileri burada yetiştirdiklerini belirtiyor. Öğrencilerine her zaman daha geniş bir dünya görüşü kazandırmaya ve açık fikirli olmaları için bakış açılarını genişletmeye çalışıyor. Darüşşafaka gibi yatılı bir okulda, eğitim sadece sınıflarla sınırlı kalmıyor, hayatın içinde de devam ediyor. Mr. Fletcher, öğrencileriyle onların ilgisini çeken konularda sohbet etmeyi çok sevdiğini söylüyor: “Öğrenciler her şeyle çok ilgileniyor. Benim deneyimlerim üzerinden onlara dünyayı keşfetme fırsatı vermek çok güzel. Sünger gibiler, onlara vereceğiniz her bir bilgiyi hemen emiyorlar, özellikle de Türkiye’nin dışıyla ilgili bilgileri. Bana her zaman ailem ve arkadaşlarımın Türkiye ve Türk insanları hakkında ne düşündüğünü sorarlar. Bana bunları sormak için İngilizce konuşuyorlar. Fark etmiyorlar çünkü bir konuyla ilgili merak duyuyorlar, geliyorlar ve sohbet ediyoruz. Onlara alıştırma kağıdı dağıttığımız bir dersten çok daha faydalı oluyor.” 

“ÖĞRENCİLERİMİZ BENİ HEP ŞAŞIRTIYOR VE KENDİLERİNE HAYRAN BIRAKIYOR”

Mr. Fletcher öğrencilerinin sınıf içi performans projelerindeki başarılarını gördüğünde çok mutlu olduğunu belirtiyor. “Projeleri üzerinde çalışıp daha sonra size sunmaları gerekiyor. Bir konuda kalkıp konuşmaları ve yeteneklerini sergilemeleri için bir şans. Çok çaba gösteriyorlar ve projeleriyle gurur duyduklarını görebiliyorsunuz. Başlangıçta endişeli oluyorlar ama oraya çıkıp başladıklarında, onları görmelisiniz. Bizim işimiz de bu zaten, bu çocukları konuşmaya teşvik etmek ve bu, muhteşem bir şey.” 

Mr. Fletcher, Darüşşafaka MUN Kulübü’nden sorumlu öğretmenlerden biri. Kulüpteki öğrencilerin harika olduğunu ve onlarla gurur duyduğunu belirtiyor: “Tüm öğretmen ve öğrencileri davet edip, ‘gelin bakın öğrencilerimiz neler yapıyor’ demek isterim. Anadili İngilizce olan kişilerle ve kendi ülkeleri bile olmayan bir ülkenin konuları üstüne tartışıyorlar. Farklı bir bakış açısını savunuyorlar, bu kendi bakış açıları olmayabilir de, ama onu savunmak zorundalar. Onları bunu yaparken görmek gerçekten inanılmaz. Onlarla böyle bir konferansa gidip geliyorsunuz ve onları daha da fazla seviyorsunuz. Hiçbir zaman da bir problem yaşamıyoruz. Bu öğrencileri nereye, ne zaman olursa olsun götürürüm. Neden bilmiyorum ama öğrencilerimiz beni hep şaşırtıyor ve kendilerine hayran bırakıyor. Şimdiye kadar bunun geçmiş olması gerekirdi, ama hayır.” 

Yüzlerce anısı olduğunu ifade eden Mr. Fletcher, özellikle birinin kendisi için özel olduğunu söylüyor. Geçen yıl kendisi ve Tracey Jordan isimli bir başka öğretmenden, son dakikada Kapadokya’ya hafta sonu gezisine giden 10. sınıf öğrencilerine eşlik etmeleri isteniyor: “Nasıl geçeceği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Hemen eve gittim, valizimi hazırladım, hiçbir şey bilmeden… Daha önce Kapadokya’yı hiç görmemiştim. Harika bir hafta sonuydu. Otobüsle gidip geldik, her birimizin sorumlu olduğu bir öğrenci grubu vardı. Ama sınıftaki resmiyet bu gezide hiç yoktu, öğrenciler rahattı ve bizimle bol bol sohbet ettiler. Bizimle konuşmayı, vakit geçirmeyi, bize Kapadokya’yı, ülkelerini göstermeyi çok sevdiler. Tur rehberlerinin hepsi Türk’tü ve başlangıçta hafta sonunun bizim için çok yavaş geçeceğini düşündük çünkü hiçbir şey anlamayacaktık. Ama hiç öyle olmadı. Öğrenciler bizim tur rehberlerimiz oldu. Bu gezi, uzun ve resmi olmayan bir İngilizce dersi gibiydi. Ve sonsuza kadar benimle kalacak, hep hatırlayacağım. Öyle müthiş bir tecrübeydi ki...”

Darüşşafaka’nın, misyonu ve kendisini bu misyona adayanlar bakımından benzersiz olduğu görüşünde olan Mr. Fletcher, “Yönetilme şekli ve çalışanların zihniyeti bakımından dünyada Darüşşafaka gibi bir yer olduğunu zannetmiyorum. Burada çalışan tanıdığım herkes bu işi, bu öğrencilerle çalışmak ve onlar için elinden geleni yapmak için yapıyor” diyor.

Darüşşafaka’yla ilgili en sevdiği şeyi sorduğumuzda, “Öğrenciler” diyor, “Onları kim sevmez ki?” “Çünkü muhteşemler. Onlarla geçirdiğim zamanlardan çok büyük keyif alıyorum. Onlarla olmak her zaman gurur duymanızı sağlıyor. Gerçekten faydalı bir iş yaptığınızı hissediyorsunuz. Ve tabii ki, iş arkadaşlarımla çalışmayı da çok seviyorum. Burada harika bir ekibimiz var, hepimizin zihniyeti aynı. Çok şanslıyız, umarım sonsuza dek devam eder.”

Mr. Fletcher mutlulukla Türkiye’nin artık ikinci ülkesi olduğunu ve Darüşşafakalı öğrencilerle kalmayı planladığını söylüyor. “Türk kültürünü ve Türk insanlarını çok seviyorum. Artık nerenin evim olduğunu söylemek güç. Kalabildiğim kadar burada kalmak istiyorum.”

Tüm Haberlere Göz Atın