Leyla Alaton: Güçlü ve mutlu kadının sembolü

Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, başarılı bir iş kadını, iki çocuk annesi ve kendini kadınların güçlenmesine ve mutlu olmasına adamış bir girişimci… Darüşşafaka’yı geleceğe daha güçlü taşımak amacıyla görüşler üreten Yüksek Danışma Kurulu ve Darüşşafaka için kaynak yaratan Konuşmacı Platformu’nun ilk üyeleri arasında yer alan Alaton, fikrini, gönlünü, emeğini Darüşşafaka’ya veren bir eğitim gönüllüsü... Her zaman Darüşşafaka’nın ve öğrencilerinin yanında olan Leyla Alaton, Alarko Holding’deki ofisinde sorularımızı yanıtladı. 

 
“DARÜŞŞAFAKA’DAKİ ÖĞRENCİLER ÇOK ÖZEL ÇOCUKLAR”

Darüşşafakalı öğrencilerle zaman zaman söyleşiler yaptığını ifade eden Leyla Alaton, sohbete şu sözlerle başlıyor: “Darüşşafaka’daki öğrenciler çok özel çocuklar. Bütün Türkiye’den toplanmış, çok zor şartlardan gelen ve değer bilen öğrenciler. Onlar yokluktan geliyor ve bence çok daha ileri gidecekler. Darüşşafaka’ya gidip konuşma yapmayı çok seviyorum. Konuşmama da şöyle başlıyorum: Darüşşafaka öğrencileri seçilmiştir, özeldir ve ilerinin Türkiye’sinde önemli çocuklardır.” 

Bugün eğitim sisteminin bölgeden bölgeye değişen, çok büyük, dinamik bir sistem haline geldiğini ifade eden Leyla Alaton, değişim hızının giderek arttığı, medyanın çocuklar ve gençlerin yaşamında daha etkili olduğu bugünün dünyasında öğretmenlerin de kendilerini geliştirmesinin önemine vurgu yapıyor: “Öğretmenlerin ‘yeni dünya’ koşullarına çok çabuk adapte olacak şekilde seçilmesi lazım. Kendilerini sürekli geliştirmeliler” diyor. Öğretmenlerin artık öğrencilerle çok daha yakın bir ilişki içinde olduğunu gözlemlediğini de söyleyen Alaton, “Bizim yaşadığımız o ast-üst ilişkisi, o çok saygılı, korku dolu ilişki yok. O günleri hakikaten negatif anıyorum. Korkunun güdümünde giden bir eğitim sisteminden bambaşka bir eğitim sistemine geçtik” diye anlatıyor. Bugünün gençliğine çok geniş imkânlar verilmesini savunan Alaton, “Çincenin bile öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. En azından böyle bir imkân olmalı” diyor. 

“DARÜŞŞAFAKA’NIN MİSYONUYLA GURUR DUYUYORUM”

2009 yılından beri Darüşşafaka Cemiyeti Yüksek Danışma Kurulu’nun (YDK) üyesi olan Alaton, “Çok güzel bir danışma kurulumuz var. Darüşşafaka, benim içinde olmaktan gurur duyduğum bir eğitim-öğretim yeri. Misyonuyla gurur duyuyorum. Türkiye’ye çok değerli kişiler yetiştiren ve doğru kişiler tarafından yönetilen bir kurum” diye görüş bildiriyor. 

Alaton, YDK üyelerinin Ocak 2015’te başlattığı gönüllü bir sosyal sorumluluk girişimi olan Konuşmacı Platformu’nun da kurulduğundan beri üyesi. Çeşitli şirketlerde yaptığı konuşmalar karşılığında aldığı ücretleri Darüşşafaka’ya bağışlıyor. Dilek Ergül’ün öncülüğünde 2014’te Darüşşafaka yararına gerçekleştirilen Rota Atlantik projesine destek vermek amacıyla Ankara’da özel koleksiyonundan eserleri “Alaca” isimli sergiyle sanatseverlerle buluşturan Alaton, sosyal medyada da her fırsatta Darüşşafaka’yı destekliyor. 

 

ÖZGÜR VE MUTLU KADINLAR IÇIN: FREE’N HAPPY

Kadının ekonomik bağımsızlığının özgürlüğü ve mutluluğu da beraberinde getirdiğini belirten Alaton, Free’n Happy isimli bir hareket başlatıyor. Diyor ki: “Free’n Happy, özgür ve mutlu demek. Kadın eğer kendi parasını kazanabilirse ayakta durabilir, kendi seçimlerini yapabilir ve mutlu olur. Zorluklarla daha kolay başa çıkar. Ekonomik bağımsızlık ailede eşitliği getirir. Daha dengeli ve sıhhatli aileler olur. Bir kadın parasını kazanabiliyorsa, kendini daha güçlü hisseder.” 

Sağ kolunu göğe doğru uzatarak, “Yapabilirim” dercesine güçlü ve kararlı bir şekilde eliyle yaptığı işaret de “Free’n Happy”nin sembolü… Bu pozuyla kadınlara ilham ve güç veriyor. “Yapabilirsiniz” diyor, “siz de başarabilirsiniz”. Sosyal medyada bu pozu vererek paylaştığı fotoğrafları görebilirsiniz.

Sosyal medyanın gücüne inanıyor ve onu çok iyi kullanıyor: “Sosyal medya bugünün en önemli iletişim aracı.” Instagram’da 60 binden fazla takipçisi olan, Facebook, Twitter, LinkedIn ve Snapchat’i aktif olarak kullanan Alaton, sevenlerine ve sevdiklerine sosyal medya aracılığıyla ulaşıyor, sık sık paylaşım yapıyor ve yenilikleri takip edip uyum sağlıyor. Paylaşımlarıyla takipçilerini sürekli motive ediyor. Kendi yaşama sevincini yayarak büyütüyor.

“Bayan Yanı” dergisinin tanıtımına da destek veren Alaton, “Oradaki yazarlar çok önemli, canı yanmış, progresif ve çağdaş kadınlar. Takip edin, hem çok güler hem de çok şey öğrenirsiniz. Bu yazarlar Darüşşafaka’ya davet edilmeli ve genç kızlarla konuşmalı. Çünkü ağaç yaşken eğilir” diyor.

Yaratıcılığının, enerjisinin kaynağını soruyoruz. Olumsuz tecrübelerden sonra insanın daha yaratıcı olduğunu ifade ediyor ve “Ben boşandıktan sonra daha yaratıcı oldum. Çünkü canım en çok o zaman yandı. İş hayatında da öyle, canım yanınca çok daha kükreyerek çıktım. Allah vermesin ama ne kadar büyük bir acı çekersen o kadar büyük çıkıyorsun. Ne kadar çok bastırılırsan volkan gibi o kadar yukarı doğru fışkırıyorsun” diye anlatıyor.

Yıllar geçtikçe hayır demeyi de öğrenmiş: “Hayatımın bu döneminde, en çok biriktirdiğim, gördüğüm, en çabuk kavradığım, en kolay analiz ettiğim devredeyim. 10 yıl önce, utandığın veyahut da çok ayıp olur dediğin çok şeyden bugün gururla bahsediyorsun. Ve kendinde aşama gördüğün için iyi hissediyorsun. Yani yerinde saymamışsın, bir yol almışsın. Ve kadınların da hayır demeyi öğrenmelerini istiyorum. Ben bir sürü şeye hayır demedim, siz deyin istiyorum. Hayır demediğimiz
için bugünlere geldik.”

“BAŞLATMAYI SEVİYORUM”

On üç yaşından beri çalışan Alaton, iş yaşamından her zaman büyük keyif aldığını ve kendini “starter (başlatıcı)” olarak tanımladığını belirtiyor. Çalışmayı, üretmeyi, toplum için, başkaları için bir şeyler yapmayı seviyor. Enerjik… “Ben başlatmayı seviyorum. Mesela TurkishWIN’i başlatanlardan biriyim. Topraktan çıkma, yeşerme safhasını seviyorum. Sonra güller açmasını da dışarıdan seyretmeyi seviyorum” diyor. İnsanlardaki ön yargıları yıkmak için de çalıştığını ifade eden Alaton, Common Purpose Türkiye - Ortak İdealler Derneği’ne destek verdiğini söylüyor. “Çok değişik çevrelerden insanlar, bu dernekte bir sene içinde 60 saat bir arada zaman geçiriyor. İnsanların bir araya gelince ne kadar daha ön yargısız ve güzel bir beraberlik geçirebileceğini görüyorsunuz. Çevrelerine karşı daha az ön yargılı hale geliyorlar ve hale hale genişliyor bu.”

“GÜÇLÜLÜK KAZANILAN BİR ŞEY”

Leyla Alaton, iş dünyasında ve hayatta güçlü duruşuyla tanınan bir kadın. Sebebini sorduğumuzda, “O bir genetik, o bir karakter, o bir bastırılmadan sonra çıkış ve o bir Leyla olmak” diye yanıtlıyor ve devam ediyor: “Bugünkü Leyla kendine güvenen, kendi becerisine, kendi sebatkârlığına, kendi yılmazlığına inanan bir kadın… Bu da hayatın bu evresinde sahip olduğum güzel bir his, yaşlanmak böyle bir şey. Kendinden emin olmak yaşla geliyor.” Güçlülüğün kazanılan bir şey olduğunu söyleyen Alaton, “Kimse sana o gücü vermiyor. Sen kendin tecrübeleri yaşadıkça güçleniyorsun, kendine güvendiğin için güçleniyorsun ve sonunda kendine o kadar güveniyorsun ki hiçbir şey beni yıkamaz, yıldıramaz, ben neysem oyum noktasına geliyorsun. Ve korkusuzlaşıyorsun. Bence güçlü olma hissi korkusuzluktan gelir. Ben, babamın genetiğini taşıdığım için korkusuz olduğumu düşünüyorum” diye anlatıyor.

Babası İshak Alaton’dan söz açılınca ondan aldığı çok özelliği olduğunu belirten Leyla Alaton, babasını şöyle anlatıyor: “O çok iyimserdir. Herkese çok fazla güvenir. Yaratıcıdır. Üç adım ileriyi görür. Çok şeffaftır. Çok vericidir. Çok insan sever. Memleket için yaşar. Maddeye o kadar önem vermez. Giydiği kıyafet sıfır önem taşır” dedikten sonra gülerek ekliyor: “Tabii, ben bir kadın olarak o bakımdan ona o kadar benzemiyorum çok şükür…” Babasının dünyaya geldiği toplum koşullarıyla kendi içine doğduğu koşulların da birbirinden çok farklı olduğunu ifade eden Leyla Alaton, “O Varlık Vergisi’ni görmüş, 14 yaşındayken evindeki soba bile gözünün önünde sökülüp alınmış. Tamam, biz de benzin ve kahve kuyruğu görmüş bir nesiliz ama onların gördüğü yokluğu da görmedik doğrusu. Onlar, en kötüsünü gördüğü için de çıkışı çok büyük olmuş, büyük bir şirket kurmuş, Türkiye’ye çok büyük katkısı olmuş. Çok güzel bir hikâyesi var” diye anlatıyor. 1954’te Bankalar Caddesi’ndeki Vefai Han’da küçük bir odada kurulan bugünün koskoca Alarko Holding’inin ve İshak Alaton’un ilham verici yaşam öyküsü, Mehmet Gündem’in kendisiyle yaptığı söyleşilerin yer aldığı “Lüzumlu Adam” ve “Lüzumsuz Adam” isimli kitaplarda anlatılıyor. “Lüzumsuz Adam” ismi, İshak Alaton’un mütevazı kişiliğinden ileri geliyor.

“Zenginlik nedir?” sorusuna “Servetini kaybettiğinde geride kalandır!” cevabını veren İshak Alaton şöyle diyor “Lüzumlu Adam”ın 285’inci sayfasında: “Zor ve sıkıntılı bir geçmişten geliyorum. Çok çalıştım, büyük mücadeleler verdim. İş kurdum, adım adım büyüdük, holding sahibiyim, zengin olduğum söylenir, ama hiçbiri beni anlatmaya yetmez. Bütün bunlar beni tatmin de etmez. Bir miktar paraya sahip olduktan sonra daha fazla paranın mutluluğa çok fazla katkısı olmadığı neticesine vardım. Saygın bir ömür, zengin bir hayata tercih edilir diye düşündüm. Bu benim hayat felsefem haline geldi ve çok erken bir dönemde, belki şirket olarak veya aile olarak çok da zengin olmayacağız, ama saygın olacağız dedim. Türkiye’deki şartlarda dahi saygınlığın her şeyin ötesinde olduğu neticesine vardım.”

“Sizi hayatta en çok ne mutlu eder?” diye sorduğumuzda şöyle yanıt veriyor Leyla Alaton: “Önce yavrularımı sıhhatte ve mutlu görmek, ailemin yanımda olması, işimde huzurlu olmam beni çok mutlu eder. Ayrıca genç kızların benim rol modelliğimden, mentorluğumdan faydalanıp benim kadar çok hata yapmamalarını ümit etmek beni mutlu ediyor. Ben başıma gelenleri, yaşadıklarımı mümkün olduğu kadar şeffaf anlatmaya çalıştıkça onların bundan ders almaları beni mutlu ediyor. Ben başkalarından farklı olarak çok göze sokuyorum bazı gerçekleri. Ve çok da faydalı bir iş yaptığımı düşünüyorum. Cennette yerimin ayrıldığına eminim orası sıkıcı olsa da. Şaka…” diyor ve gülüyor. Leyla Alaton’un Darüşşafakalı öğrencilere tavsiyelerini almadan onu bırakamazdık. İşte tavsiyeleri: “Beni sosyal medyada takip etsinler, hayatlarında mutlaka sevdikleri işi yapsınlar, çalışkan olsunlar, hata yapacaklar elbet ama kendilerine güvensinler, başkalarından çok kendilerine güvensinler. Kendilerini sevsinler…”

Tüm Haberlere Göz Atın