“Kendimle gurur duyuyorum”

Darüşşafaka bağışçılarından Ömran Hamuluoğlu’nun yaptığı bağışla Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, eşi Yahya Bey’in ve kendisinin ismini alıyor. “Kendimle gurur duyuyorum” diyen Ömran Hanım’ın bağışı sadece çocuklara değil, hastalara da umut oluyor.

Ömran Hamuluoğlu, 1930 yılında İzmir’de dünyaya geliyor. Beş yaşında çok sevdiği İzmir’den ayrılıp İstanbul’a taşınıyorlar. Ancak babaannesi orada olduğu için hayatı İstanbul-İzmir arasında geçiyor. On altı yaşında da eşi Yahya Hamuluoğlu’yla evleniyor. İstanbul’a ilk geldiklerinde Kadırga’da Cinci Meydanı’nda oturan, sonra Edirnekapı’ya yerleşen Ömran Hanım’ın çocukluğu Tarihi Yarımada’da geçiyor.

Darüşşafaka’ya yaptığı bağışla eşinin ve kendisinin ismini Maltepe’deki Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşatan Ömran Hanım, şu anda adını verdiği merkezde tedavi görüyor. 2014 yılının Nisan ayında adım atamayacak kadar ağır bir haldeyken merkezde tedaviye başlayan Ömran Hanım, artık “Mercedes’im” dediği tekerlekli sandalyesini kullanmadan, tek başına yürüyebiliyor. Aynı zamanda Darüşşafaka Yakacık Rezidans bağışçısı olan Ömran Hamuluoğlu’ndan Darüşşafaka’yı ve fizik tedavi merkezindeki günlerini dinledik.

Nerede okudunuz?

3. sınıfa kadar okuttular beni, okuyamadım. Ama konservatuara gitmeyi çok istedim. Halam, ilkokul öğretmeniydi. Fakat babama söz geçiremedi.

Şarkı söyler misiniz?

Çok söylerdim eskiden. Hiç ağzım kapanmazdı. 

En sevdiğiniz şarkı hangisiydi?

Hiç seçim yapmam ki, hepsini severim. Alafranga, Türk Sanat Müziği, fasıl… Benim için hepsi de makbul.

“EŞİM VEFAT EDİNCE DARÜŞŞAFAKA’YA BAĞIŞ YAPMAYA KARAR VERDİM”

Sonra eşinizle tanıştınız… Nasıl oldu tanışmanız?

Görücü usulü evlendik biz. Babam verdi, ben de gittim. Şimdiki gibi gezmek, konuşmak yok. Üç ayın içinde evlendik. Ama çok mutlu olduk. Mühim olan o zaten.

Darüşşafaka’ya bağış yapmaya nasıl karar verdiniz?

Eşim vefat edince karar verdim.

Eşiniz ne zaman vefat etti?

1996 yılında vefat etti. O çok şeyler yapmak istedi, yapamadı. Yahya Bey’i kaybettikten sonra ben yaptım. Nereden bilsin ki ölüm o kadar erken gelecek. Aniden oldu hastalığı. İlk acım babam, ardından eşim. Vefatlarının arası beş sene. Hep acı… İnsan gülüyor ama o yara içinde mahşere kadar kalıyor. Ne kadar gülsen de o eski neşen kalmıyor. Sonra mahkeme oldu. Mirasçılar hakkını alınca ben de elim ayağım tutuyorken, aklım yerindeyken bunu uzatmak istemedim. Birden bakarsın bir ölüm gelir. Darüşşafaka geldi aklıma. Elimle vereyim, nereye gidiyor, nasıl yapılıyor göreyim istedim.

“YATAĞA BAĞLI KALACAĞIM DİYE ÇOK KORKTUM”

Rezidans’ta kaldınız mı hiç?

Yakacık Rezidans’ta çok kalmadım. Bacaklarımdan başka sağlık sorunum yok. Çocukken ameliyat olmuşum, kaval kemiğim alınmış. Onun problemi bu aslında. Hiç yürüyemedim ama şimdi çok şükür iyiyim. Yatağa bağlı kalacağım diye çok korktum.

Ne yaptınız sonra?

Sonra Mehmet Hoca (Beyazova) geldi, kuvvetimi ölçtü. Bana “Yakacık Rezidans’ta kalın. Sizi Maltepe’ye tedaviye alalım. Daha çabuk iyileşirsiniz. Siz de gayret edeceksiniz, biraz sabredeceksiniz. Çok çabuk geçmez” dedi. Hakikaten de öyle oldu. Yedi aydır buradayım.

Ama çok hızlı toparlanmışsınız…

Evet, Allah’ın izniyle toparlandım. Ayaklarım çok şişti. Şimdi normale döndü. İlk geldiğimde ne terlik, ne ayakkabı giyebildim.

Tedavi sürecinizden bahseder misiniz?

Hiç hareket edemiyordum. O yüzden bir süre yatakta bazı hareketler yaptırdılar. Biraz canım yanıyordu. Buradakiler de sağ olsunlar yavaş yavaş, ayağımın şekline göre hareketleri yapıp ağrılarımı hafiflettiler. Artık ayağa kalktığım için yürüyüş üzerinde duruyorlar. Sürekli yürüyüş yapıyorum.

Hangi tedaviler uygulandı?

İlk tedavi dışarıdan uygulandı. Kardeşim araştırdı. Gittiğimiz yerdeki doktor tedavi için hastaneye yatmam gerektiğini söyledi. Ben de “Darüşşafaka’da yerim var” dedim. Araştırdık ve buranın fizik tedavi merkezi daha iyi olduğu için buraya geldim. Şimdi düzenli olarak tedavimi sürdürüyorum. Çünkü doktorlarım bu tedavileri bırakırsam emeklerimin boşa gideceğini söyledi. Bu nedenle sürekli devam ediyorum. Jimnastik, terapi, havuz var.

Giriyor musunuz havuza?

Şimdiye kadar Maltepe’de bir kere girdim havuza. Çünkü hareket edemiyordum. Bir daha giremedim. Buranın havuzu biraz daha farklı.

“BU MERKEZ SAYESİNDE YÜRÜYEBİLİYORUM”

Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi dışında uygulanan bakımdan, hemşire ve diğer çalışanlarla ilişkilerinizden bahseder misiniz?

Hepsinden çok memnunum ve onları çok sevdim. Çok iyi muamele yaptılar bu süre boyunca bana. Önce Allah, sonra onların yardımıyla ayağa kalktım, yürüyebiliyorum artık.

Doktorunuz Mehmet Beyazova değil mi?

Evet, çok seviyorum doktorumu. Zaten ilk gördüğüm an çok hoşuma gitti. Bir hasta önce doktorunu sevecek ve güvenecek. Bu çok önemli.

Buraya geldiğiniz günü ve şimdiyi kıyaslarsanız ne durumdasınız?

Çok farklıyım evden çıktığımdan beri. Yakacık Rezidans’ta hiç kalkmadan bir buçuk ay kaldım. Şu an yürüyebiliyorum.

Tüm ihtiyaçlarınızı artık kendiniz karşılayabiliyorsunuz değil mi?

Evet. Onda biraz geç kaldım. Benim ihmalim oldu. Buraya daha erken gelseydim her şey daha farklı olabilirdi. Bunları da yaşayacağım varmış demek ki. Belki de buraya bile gelmeden Yakacık Rezidans’ta tedavim yapılırdı. 

Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde çok ağır hastalara hizmet veriliyor. Birçoğu buradan sağlığına kavuşarak ayrılıyor. Böyle bir merkeze isminizi vermiş olmak size ne hissettiriyor?

Büyük haz duyuyorum. Çok mutlu oluyorum. Allah bana versin, ben de bu şekilde bir yerlere vereyim istiyorum.

Yakacık Rezidans nasıldı?

Ben zaten Yakacık’ı eskiden beri çok severim. O yüzden rezidansı da çok sevdim. Bundan sonra daha çok Yakacık Rezidans’ta kalırım. Her gün jimnastik var. Sonra terapi yapılıyor. Havuza girecekseniz havuza giriyorsunuz. Orada tüm aletler var zaten. Onları kullanabiliyorsunuz. Ağır hastalar, bu tedavilerin yapıldığı katta kalıyor. Çok ağırsa da benim gibi Maltepe’ye gönderiyorlar tedaviye.

Burada nelerle ilgileniyorsunuz?

Yürüyüş yapıyorum. Fizik tedaviye iniyorum. Seanslarım var. Dinleniyorum. Bu şekilde günlerim geçiyor.

Bağışlarla binlerce çocuğun hayatını değiştiriyorsunuz. Bu size neler hissettiriyor?

Kendimi çok mutlu hissediyorum ve gurur duyuyorum. Allah herkese nasip etsin. Bizler bağışta bulunmayınca bu çocuklar nasıl okuyacak? Bu çok önemli bir şey. Akmasa da damlar diye düşünüyorum.

Tüm Haberlere Göz Atın