​Fiziksel tıp ve rehabilitasyonla değişen hayatlar…

​Rezidans bağışçılarına en iyi koşullarda tedavi olanağı sunmak ve Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda okuyan öğrenciler için sürdürülebilir kaynaklar yaratmak amacıyla 2005'te kurulan Darüşşafaka Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, bugün fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında bir marka konumunda… Merkezde gördükleri tedavilerle sağlıklarına kavuşan Mehmet Ali Çetin, Erol Kastamonu, Serkan Özkan ve Şenesenevler Rezidans bağışçısı Nedret Nuray Derinol ile tedavi süreçlerini konuştuk.

FTR bina_10102013.JPG
 

Nedret Nuran Derinol:
“Yirmi seans fizik tedavinin ardından ağrılarım geçti”
 
 Darüşşafaka Rezidansları’nda yaşayan bağışçılara en iyi koşullarda tedavi olanağı yaratmak amacıyla 2005 yılında kurulan Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, bugün ihtiyaç sahibi herkese en ileri teknolojiyle tedavi olanağı tanıyor. Merkezden, rezidans bağışçıları ihtiyaç duydukları her an ücretsiz olarak yararlanabiliyor. Şenesenevler Rezidans bağışçısı Nedret Nuran Derinol da bu isimlerden…
nedretderinol_10102013.jpgKurtuluş Savaşı’nda gösterdiği yararlılıktan ötürü İstiklal Madalyası sahibi Vahdettin Derinol’un kızı olan Nedret Hanım, 29 Ekim 1927 tarihinde dünyaya geliyor. Kendini “bayram çocuğu” diye tanımlayan Derinol, “Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında dünyaya gelmişim. Annemin doğum sancıları tuttuğunda ailem, ebe bulmakta zorlanıyor, çünkü herkes merasimlerde. Büyükbabam en sonunda çok genç bir ebe buluyor. Ebe o kadar gençmiş ki büyükannem, hiç güvenmiyor. Meğerse diplomalı ebeymiş. Ben dünyaya ters gelmişim ve o ebe olmasaymış yaşamayabilirmişim” diye anlatıyor. İstiklal Madalyası sahibi babasından gururla bahseden Derinol, “Babam, Samsun’da Fransız mektebinde okumuş, aydın bir insandı. PTT’den emekli oldu. Kurtuluş Savaşı’nda büyük fayda sağlamış. Erzurum’da telgrafçı olarak çalışırken, Ruslar şehri işgal ediyor, şehrin düştüğü haberini babam İstanbul’a veriyor. Ruslar postaneyi ele geçirene kadar görevinin başında kalıyor. Ardından ayağında mestle Erzurum’un kışında İstanbul’a doğru yola koyuluyor. Her gittiği şehirde postaneye gidip, görev alıyor. O yıllar telgrafçılar büyük önem taşıyor tabii… Dört yılın sonunda İstanbul’a varıyor” diyor ve ekliyor: “Türkiye bugünlere kolay gelmedi.”

Gazetede okuduğu bir haberle Darüşşafaka Rezidansları’ndan haberdar olduğunu belirten Derinol şöyle konuşuyor:”Ablamla birlikte yaşıyorduk. 2007’de onu kaybettim. Bu sırada Darüşşafaka Rezidansları’na ilişkin bir haber okudum. 2008’de Şenesenevler Rezidans’a gidip gezdim, çok beğendim ve oradan bir daire aldım. Ama evimde yaşamaya devam ettim. Bazen rezidansa gidip, yemek yiyorum, sağlık kontrollerimi onlara yaptırıyorum. Fakat evimden ayrılmak istemiyorum, çünkü 65 yıldır bu evde yaşıyorum, o kadar çok anım var ki bırakamıyorum.”

Şiddetli eklem ağrısı şikâyetiyle Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne giden Derinol, “Son dönemde çömelip kalkamıyordum. Dizlerimde şiddetli ağrılar vardı. Öyle ki ancak birine tutunarak yürüyebiliyordum. 28 Mayıs’ta Merkeze gittim, Prof. Dr. Mehmet Beyazova, beni muayene etti. Yirmi seans fizik tedavi gördüm. Çok iyi geldi, ağrılarım geçti. Prof. Dr.  Beyazova bana ayrıca idman verdi. Her sabah kalktığımda ilk işim onları yapmak oluyor” diye anlatıyor.

Mehmet Ali Çetin:
“Yedi yılda yürüyebileceğim söylendi, bir yılda ayağa kalktım”
 
 Mehmet Ali Çetin, 1954 doğumlu bir sanayici… 24 Haziran 2011’degeçirdiği trafik kazası sonucu felç oluyor. Doktorlar, iyi bir fizik tedavi ve rehabilitasyonla en iyi ihtimalle yedi yıl sonra yürüyebileceğini öngörüyor. 18 Temmuz 2011’de Darüşşafaka Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne sedyeyle getiriliyor. Geldiğindeki durumunu “parmağımı dahi oynatamıyordum” diye açıklıyor. Uzun ve yoğun tedavi sürecinin sonunda hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
 
mehmetalicetin_101012013.jpg
 
İş adamı Mehmet Ali Çetin’in kâbus dolu günleri, 24 Haziran 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasıyla başlıyor. Bedeninde ve ruhunda hâlâ o kazanın izlerini taşısa da yeniden hayata dönmenin, yüzde 100 felçliyken, yeniden yürüyebilmenin,  kendi başına ihtiyaçlarını giderebilmenin, araba kullanabilmenin mutluluğunu yaşıyor. Kazadan sonra kendisine en iyi tahminle yedi yılda yeniden yürüyebileceği söylenen Çetin, geçirdiği trafik kazasını ve ardından yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: “Düğüne gidecektik. Eşimi almak için evime gidiyordum. Karşıdan karşıya geçen bir kadına yol vermek için durmuştum. Ters yoldan gelen bir kamyon durur vaziyetteyken arabama vurdu. Bir devlet hastanesine kaldırıldım. Sekiz gün orada kaldım. Ameliyatımın orada yapılamayacağı anlaşılınca özel bir hastaneye geçtim. Omurilikten ameliyat oldum, C3 ve C7 bölgelerimde implantlar var. Bu özel hastanede ayağa kalkmam için bana yedi sene gibi bir süre verildi. Devlet hastanesinde ise hiç ayağa kalkamayacağım söylendi.”
 
“Yüzde 100 felçtim”
Ameliyatı gerçekleştiren doktorunun tavsiyesi üzerine Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne geldiğini kaydeden Çetin, “Hastaneden taburcu olur olmaz ambulansla buraya geldim” diyor ve o günkü sağlık durumunu şöyle açıklıyor: “Hiç kıpırdayamıyordum. Yüzde 100 felçtim, parmağım dahi oynamıyordu. Sadece konuşabiliyordum.”
 
“Bir yılda ayağa kalktım”
mehmetalicetin_101012013_2.jpgKazadan yaklaşık bir ay sonra geldiği Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi programına hemen başladığını anlatan Çetin,”Lokomattan, havuzdan,  parafinden kısacası buranın bütün nimetlerinden yararlandım. Hepsinden fayda gördüm. Başlangıçta beni Lokomata vinçle getiriyorlardı. Tedavimin birinci yılının sonunda yeniden yürümeye başladım. Tabii başlangıçta iki kişi koluma giriyordu ve kısa mesafe yürüyebiliyordum. Yedi-sekiz aydır ise hiç kimseye ihtiyaç duymadan, kendi başıma yürüyorum” bilgisini veriyor.

“Ben yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk, buradaki tüm sağlık personeli ise bir anne gibiydi”
Çetin, yeniden yürümeye başladığı ilk gününü ise şöyle anlatıyor: “Yürümek için yataktan ilk kez kaldırıldığım zaman dünyam değişti. Bu arada o dönem ben, 125 kiloydum. Dört-beş kişi, beni kaldırabiliyordu. İlk defa yürüyeceğim, fizyoterapistim arkamda duruyor. Bana adım attırıyor. Hasta bakıcı ve hemşireler de yanı-mızda… Adım atmaya başladım. Dediler ki bu iş olacak. Ardından fizyoterapistim, ‘Şimdi de geri yürüyeceğiz’ dedi. Bir an durdum, çünkü geri yürümenin ne olduğunu bilmiyordum. Bunun üzerine fizyoterapistim bana geri geri yürümeyi gösterdi. Ben yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk, buradaki tüm sağlık personeli ise bir anne gibiydi.”
 
“Araba kullanmaya başladım”
mehmetalicetin_101012013_1.jpg
Şu anki durumunu değerlendiren Çetin,“Artık kimseye ihtiyaç duymadan yürüyebiliyorum. Tabii bazı işlevlerim hâlâ kısıtlı. Mesela yalnız başıma ayakkabı ya da çorap giyemiyorum. Ama her geçen gün biraz daha iyiye gidiyorum. Mesela araba kullanmaya başladım. Yeniden ehliyete müracaat edeceğim” diyor ve Merkezden aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti şu cümlelerle dile getiriyor: “Burada görev yapan doktorundan hemşiresine, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar hepsini çok seviyorum. Onlarla konuşurken gözlerimden yaş geliyor. En kötü günlerimde o kadar güzel ilgilendiler ki benimle... Bir gün biri-sinin yüzünde gülümsemenin eksik olduğunu görmedim.”
 
Fizyoterapistle çalışmak faydalı
Yaz döneminde tedaviye ara verdiğini kaydeden Çetin, “Burayla bağımı koparmayı düşünmüyorum. Yazın denizden faydalanıyorum, yazlığıma gidiyorum ve bol bol yüzüyorum ama yakın zamanda yine haftada birkaç seans almayı istiyorum. Çünkü burada elektroterapiler yapılıyor, bu da beni çok rahatlatıyor. Ayrıca terapistlerden ayrılmak da istemiyorum. İnanın çok faydası var. Mesela el ve boynumda kasılmalar oluyor. Burada 20 dakika da olsa bir seans aldığımda iki - üç gün rahatlıyorum. Gösterilen hareketleri kendi başıma yaptığımda aynı sonucu alamıyorum. Fizyoterapistle çalışmanın faydasını gördüğüm için bir süre daha burada devam edeceğim.” 
 

Erol Kastamonu:
“Tekerlekli sandalye aldım ve neredeyse hiç kullanmadım”
 
Erol Kastamonu, 35 yaşında… Geçirdiği trafik kazası sonucu omuriliği hasar görüyor. İki kez ameliyat oluyor. İki haftaya yakın yoğun bakımda kalıyor. Boyundan aşağısı felç olan Kastamonu, hastaneden taburcu olduğu gün sedyede Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne getiriliyor.
 
erolkastamonu_10102013.jpgErol Kastamonu, 1977 doğumlu…  23 Şubat’ta Çorum’da geçirdiği trafik kazası sonucu boyundan aşağısı felç oluyor. İlk müdahalesi Çorum Devlet Hastanesi’nde yapılıyor, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk ediliyor ve orada ameliyat oluyor. Yaklaşık iki hafta yoğun bakım ünitesinde kalıyor. Ardından özel bir hastaneye geçen Kastamonu, burada ikinci kez ameliyat geçiriyor. Doktorunun yönlendirmesiyle 26 Mart’ta Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne sedyede getirilen Erol Kastamonu’nun durumunu ilk günden bu yana tedavisini üstlenen fizyoterapist Buğra Burçak Bakal şöyle özetliyor: “Erol Bey’in yüksek seviyeli omurilik felci vardı. Boyundan aşağısı tutmuyordu. Sol bacağında ve sol elinde çok az hareket vardı. Oturma dengesi yoktu. Ayrıca vücudunda bası yaraları oluşmuştu.” Bir ay içinde yeniden yürümeye başladı. Bu doğrultuda spinal kord (omurilik) yararlanması tedavi programına başladıklarını kaydeden Bakal, “Vücudunda yarası olduğu için ‘Havuz Terapi’ veya ‘Lokomat’ gibi tedavi araçlarını kullanamadık. Bu bağlamda günde iki seans fizik tedavi ve rehabilitasyon uyguladık. Bir ayın sonunda ayağa kalktı” diyor.

 
erolkastamonu_10102013_1.jpgKastamonu’nun artık bağımsız hareket edebildiğini kaydeden Bakal, “Sağ elinde kasılma gibi ufak problemleri kaldı. Yazın tatil yapmak istediği için seanslara ara verdik. Bol bol yüzmesini tavsiye ettik, o da bunu yapıyor. Eylül ayından itibaren genel durumuna bakıp, tedaviye devam edip, etmeyeceğimize karar vereceğiz” görüşlerini dile getiriyor.
Trafik kazası geçirene kadar Merkezden haberdar olmadığı belirten Erol Kastamonu, çok kısa sürede hızlı yol katetmesini Darüşşafa-ka’nın deneyimli sağlık ekibine borçlu olduğunu söylüyor. Kastamonu, “Ameliyat sonrasında çekilen MR sonuçlarına göre benim şu an tekerlekli sandalyede olmam gerekiyordu. MR sonuçlarımı gören tüm hekimler, bana bunu söyledi. Buğra Bey  (Bakal) eşliğinde Mehmet Hoca’nın (Beyazova) tedavileriyle kısa sürede çok hızlı bir ilerleme gösterdim. Onların tecrübe ve bilgisi, buradaki yoğun çalışma ve doğru teşhisler sonucunda hiç kimsenin beklemediği kadar çabuk yeniden sağlığıma kavuştum” diyor.
Kendisinin de bu kadar hızlı iyileşmeyi beklemediğini vurgulayan Kastamonu, “Bir sene sonra belki tekerlekli sandalyeden kalkarım diye düşünüyordum ama
o kadar hızlı iyileştim ki aldığım tekerlekli sandalyeyi neredeyse hiç kullanmadım” diye konuşuyor. Alet ve ekipman açısından da Merkezin hastalarına sınırsız olanak sunduğuna dikkat çeken Kastamonu, “Buradaki alet ve ekipmanların da çok iyi olması bir an önce beni ayağa kaldırdı” görüşünü dile getiriyor.
 

Serkan Özkan:
“Buraya iki kişinin desteğiyle gelmiştim, çıkarken tek başıma yürüyordum”
 
Serkan Özkan, 31 yaşında… On sekiz yıldır çektiği bel ağrılarından kurtulmak için art arda iki bel fıtığı ameliyatı geçiriyor. Ancak ağrılardan kurtulamıyor. Disk iltihaplanması, ardından kas spazm tanısıyla yeniden tedavi oluyor. Bu kez de belinde hareket özgürlüğünü kısıtlayan inatçı bir ağrı ve eğrilik oluşuyor. Bu noktada Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne gelen Özkan, bir aylık bir tedavinin sonunda tüm ağrılarından kurtulmuş ve postür bozukluğu düzelmiş olarak eski hayatına geri dönüyor.
 
serkanozkan_1010201_5.jpg
Serkan Özkan 1982 doğumlu… Ticaretle uğraşıyor. Üç yıllık mutlu evliliğinden Sefa Emir isminde bir oğlu var. On sekiz yıldır bel ağrısından muzdarip olan Özkan’a, 2012’nin sonlarına doğru bel fıtığı teşhisi konuyor: “Gittiğim 4-5 farklı doktor ameliyat olmamı söyledi. Ben de son çare olarak 4 Ocak 2013’te bel fıtığından ameliyat oldum. Yirmi gün istirahat ettim. Ayağa kalktığımda ağrıla- rım tekrar başladı. 7 Şubat’ta ikinci kez ameliyat geçirdim. Ancak ağrılarım her gün çoğalıyordu, yerimden kalkamıyordum” diye geride bıraktığı süreci özetliyor. Süreç boyunca 9-10 farklı doktora gittiğini vurgulayan Özkan, “En sonunda disk iltihaplanması ve kas spazmı tanısı kondu. Uzun süre hastanede yattım, antibiyotik tedavisi ardından kas spazmı tedavisi uygulandı. Bir ay hiç kıpırdamadan yattım. Böylelikle vücudumdaki şiddetli ağrılar geçti ama vücudum Pisa Kulesi gibi yamuldu. Eğilemiyor, kalkamıyordum. Bunun için fizik tedavi önerdiler. Onun üzerine 29 Nisan’da Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne geldim“ diye anlatıyor ve ekliyor: “Merkeze geldiğimde iki kişi koluma girdiğinde ancak yürüyebiliyor, belimi hareket ettiremiyor, tek başıma hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyordum.”
 
serkanozkan_1010201_4.jpgserkanozkan_10102013_1.jpg

Yaklaşık bir ay boyunca günde iki seans fizik tedavi ve rehabilitasyon  gören Özkan, “İki kişinin desteğiyle geldiğim Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nden tek başıma yürüyerek ayrıldım” diyerek duygularını ifade ediyor. Sağlığına kısa sürede kavuşmayı beklemediğini vurgulayan Özkan, “Çünkü tüm doktorlar çok uzun bir tedavi süreci olacağını ve hemen iyileşmeyi beklemememi söyledi. Bir de benim durumum ender rastlanıyormuş. Öyle ki gittiğim doktorların çoğu meslek hayatları boyunca ya ilk kez ya da ikinci kez böyle bir vaka gördüklerini söyledi” bilgisini veriyor. Tedavisi tamamlanan Özkan, “İşime gidiyorum, gündelik işlerimi yapıyorum, araba sürüyorum. Her geçen gün daha iyiye gidiyorum” diye sağlık durumunu özetliyor.

Bu süreçte hep eşinin yanında olan Merve Özkan ise, geride bıraktığı beş ayı kâbus olarak nitelendiriyor. Her gün eşiyle birlikte Merkeze gelen Merve Özkan, “Buranın en güzel yönlerinden biri de boş umut vermiyorlar. Mehmet Hoca (Beyazova) eşimi ilk muayene ettiğinde ’iyileşebilirsin’ dedi. Ben burada ‘sizin için yapabileceğimiz bir şey yok’ diyerek gönderilen hasta da gördüm. Ocak ayından beri yaşadığımız süreç düşünüldüğünde bunun çok büyük bir erdem olduğunu biliyorum. Ne mutlu ki ülkemizde böyle kurumlar da var ” diye sözlerini noktalıyor.
30 seansın sonunda ağrıları kayboldu, beldeki  eğrilik belirgin bir şekilde düzeldi
Serkan Özkan’ın tedavisini en başından bu yana takip eden fizyoterapist Belinda Set Minaser, meslek yaşantısı boyunca ilk kez bu kadar eğri bir postürle karşılaştığını belirtiyor.
Minaser, “Günde iki seans, bir elektroterapi ve bir hidroterapi olmak üzere fizik tedavi programına aldık. Tedavide bele nemli sıcak, vakum, egzersiz ve kinesiotape bant uygulaması yapıldı. Otuz seansın sonunda ağrılarında kaybolma, belindeki eğrilikte belirgin bir düzelme kaydedildi. Artık Serkan Bey, tüm aktivitelerinde bağımsızlaştı ve iş hayatına geri döndü” diyor.
 
 
 Prof. Dr. Mehmet Beyazova:
“Nörolojik rehabilitasyon hastalarının hekimle ilişkilerinde süreklilik önemli”
 
Darüşşafaka  Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Beyazova, Mehmet Ali Çetin, Erol Kastamonu, Serkan Özkan ve Nedret Nuran Derinol’un tedavi süreçlerini ve bugünkü durumlarını konuştuk. Darüşşafaka Lisesi’nden 1963 yılında mezun olan ve 2012’den bu yana Darüşşafaka Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin başhekimliğini yürüten Prof. Dr. Mehmet Beyazova ile, Merkezde gördükleri tedaviyle sağlıklarına kavuşan dört hastanın durumunu değerlendirdi. 
 
mehmetbeyazova_10102013.JPGErol Kastamonu
Trafik kazası sonucu boyun düzeyinde omurilik yaralanması geçiren Erol Kastamonu’nun nörolojik hasta grubunda olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Beyazova, “Erol Bey, bize sondayla gelmişti. Kol ve bacaklarında çok belirgin, kuvvet kaybı vardı. Erol Bey’in tedavisinde bizi zorlayan en önemli olumsuzluklardan biri yarasıydı. Bu, bizi biraz yavaşlattı. Önce bası yarası koruma ve tedavi programını, bağırsak ve mesane rehabilitasyonunu başlattık. Tabii kas iskelet sistemi açısından yürüme işlemi, denge işlemi gibi çalışmalar da başlatıldı. Erol Bey’in ilerleyişi çok düzenli ve verimli seyir gösterdi” diye konuşuyor. Kastamonu’nun şu anki durumu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Beyazova şöyle konuşuyor: “Kendi başına yürüyebiliyor. Sol elini çok güzel kullanabiliyor. Sağ elinde spastisite dediğimiz elini kullanmasını engelleyen durum hâlâ var. Ama onunla da baş etmek için çaba içerisindeyiz. Günlük işlerinde çok fazla yardıma ihtiyacı yok. Erol Bey’in şifaya yakın bir düzeyde hayatını devam ettireceğini söyleyebiliriz.”
“Darüşşafaka’nın en önemli farklarından biri yoğun rehabilitasyon uygulamasıdır” diyen Prof. Dr. Beyazova, “Bu yaklaşım Erol Bey’i dört ay gibi bir sürede ayağa kaldırdı. Çünkü Erol Bey’in tedavisinde bası yarası olduğu için ‘Havuz Terapi’, ‘Lokomat’ gibi olanakları da kullanamadık. Günde iki seans rehabilitasyon sürdürdük” görüşünü dile getiriyor.Rehabilitasyonda başarının belirleyicilerinden birisinin de hastanın motivasyonu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Beyazova, “Erol Bey’de de çok güzel bir motivasyon vardı. Bu da iyileşme sürecini hızlandırdı” diyor.
 
Mehmet Ali Çetin
Mehmet Ali Çetin’in durumunu değerlendiren Prof. Dr. Beyazova, Mehmet Bey’in Temmuz 2011’de başlayan tedavisinin Aralık 2012’de tamamlandığını ifade ederek, “Mehmet Ali Bey, artık kondisyonunu sürdürmek için Merkezimize geliyor. Böyle bir grup hastamız da var. Belli bir iyiliğe kavuşmuş ama bizden ayrılmak istemeyen ve kondisyonunu korumak için bizimle beraber çalışmayı tercih eden” diyor ve ekliyor: “Tabii, böyle durumlarda kondisyon korumanın yanı sıra oluşan problemleri de tedavi edebiliyoruz. Mesela, Mehmet Ali Bey, yaşından da kaynaklı bel ağrısı sorunu yaşıyor. Ayrıca kas dengesizlikleri ve bağırsak sorunları var. Merkezimizdeki rehabilitasyonunu sürdürmesi bu tarz sorunların giderilmesine de destek oluyor” diye bilgi veriyor.
Mehmet Ali Çetin’in nörolojik rehabilitasyon hasta grubuna girdiğini kaydeden Prof. Dr. Beyazova, “Özellikle nörolojik rehabilitasyon hastalarının, hekimle ilişkilerinde süreklilik büyük önem arz ediyor. Çünkü uzun dönemlerde sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Erken tanı, bu sıkıntıların tedavisini hızlandırıyor. Elbette hastaların, hekimle iletişimi her zaman kolay olmuyor ama Darüşşafaka bu kolaylığı hastalarına sunuyor. Hastalarımız çok rahatça sağlık ekibimizle iletişime geçebiliyor. Bu da hasta için çok önemli bir katkı” diyor.
 
Serkan Özkan
25 yıllık hekimlik hayatında ilk kez Serkan Özkan kadar ağır bir postür bozukluğu sergileyen bel ağrısı olgusuyla karşılaştığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Beyazova, “Serkan Bey, bize bel ağrısı ve çok kötü bir postürle geldi. Meslek hayatım boyunca iki ameliyata rağmen bu kadar bozuk bir postürle gelen ilk hastam Serkan Bey idi. Bu durum onun günlük yaşamını son derece olumsuz etkiliyordu, desteksiz yürüyemiyor, işe gidemiyordu. Ayrıca psikolojik olarak da zor bir dönem geçiriyordu. Düzelme umudunu kestiğini söylüyordu. İlk görüşmede bize de güven duymadı, onun güvenini tedavisiyle birlikte iyi sonuçlar elde edince kazanabildik. Merkezimizde gördüğü bir aylık tedavi sonucunda duruşu normale erişti. Artık normal hayatını sürdürüyor. İşine başlamış, araba kullanıyor, her türlü hareketini bağımsız yerine getiriyor” bilgisini veriyor.
 
Nedret Nuray Derinol
Nedret Derinol’un romatizma ve eklem ağrısı şikayetiyle Merkeze geldiğini ifade eden Prof. Dr. Beyazova, “Özellikle eklemdeki sorunu oldukça ileri boyuttaydı. Bu da çömelme, kalkma ve yürümede zorluk yaratıyordu. Kendisine 20 seanslık bir fizik tedavi programı uyguladık. Özellikle egzersizlere ağırlık verdik. Sonuçta; çok güzel bir şekilde kaslarında gelişme sağlandı, buna paralel olarak günlük yaşantısında da rahatlama... Tedavisi bittiğinde rahat yürüyebilir, oturup kalkabilir durumdaydı. Şu an egzersizlerini evinde sürdürüyor” değerlendirmesini yapıyor.
 
Tüm Haberlere Göz Atın