Safa ve Kocatürk’ün Darüşşafaka şiirleri!

 ›  Haberler  › ↓ 

Darüşşafakalılar "Sevgili Mektep"lerine karşı duygularını, düşüncelerini şiirlerle de anlatmışlardır.

Darüşşafakalı 917 Nusret (Aziz Nesin), ‘’Aziz Nesin’in Anıları - Böyle Gelmiş Böyle Gitmez’’ adlı kitapta  (s. 238) toplanan anılarında, bu şiirlerin en tanınmış ikisinden şu sözlerle bahseder; 

‘’1961’de Darüşşafaka günündeki izlenimlerimi de, 8 Nisan 1961 tarihli Akşam’da ‘Boş çekenler’ başlıklı yazımda şöyle anlatmıştım:
Darüşşafaka’lılar birbirinin kardeşidir, küçükleri büyüklerine ağabey der. Bu geleneğe göre, Peyami Safa’nın babası şair İsmail Safa da benim ağabeyim oluyor. İsmail Safa’nın ‘Darüşşafaka’ adlı manzumesini, daha on yaşındayken ezberlemiştik:

‘Mihmân-ı yetîmiydim evet dâr-ı fenânın 
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Üç öksüz… o mektep bize mâder, peder oldu
Eyvâh… “Vefâ” korkarım artık heder oldu!
Lâkin tanıyan girye ile yâd eder oldu
Birkaç seneler hemdemi, “Kâmî”yle “Vefâ”nın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın’

İsmail Safa, Vefa, Ali Kami, bu üç öksüz Darüşşafaka’nın ‘sâye-i sakfında’ yani damının gölgesinde yetişmiş. Küçükleri Ali Kami Akyüz, büyük ağabeyimizdi, okulumuzun da müdürüydü. Biz İptidai’deyken ‘tali’de okuyan Vasfi Mahir ağabeyimiz, bir müsamerede kendi yazdığı ‘Darüşşafaka’ şiirini okumuştu:

‘Koynunda yetişmiş nice kıymetli zekâlar:
Sâlih Zekiler, Mehmed Eminler ve Safâlar…

Darüşşafaka bahçesinin gülleridir hep.
Darüşşafaka, nûr ocağı, sevgili mektep,

Mağrûr olurum, çünkü yerim oldu benim de…’

1927’de dinlemişim bu manzumeyi, 34 yıl geçmiş aradan.’’

Darüşşafaka 1886 yılı mezunu İsmail Safa ve 1927 yılı mezunu Vasfi Mahir Kocatürk’ün Darüşşafaka adlı şiirleri, Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Eski Üyesi Beşir Özmen’in (DŞ’74) girişimiyle Darüşşafaka Lisesi eski edebiyat öğretmenlerinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat tarafından orijinal kaynaklar esas alınarak yeniden gözden geçirildi ve yayına hazırlandı.

İsmail Safa’nın, tüm Darüşşafakalıların hafızasında yer eden, 31 Aralık 1885 tarihli Darüşşafaka şiiri, 1896 tarihinde yayımladığı “Unutulmuş Şeyler” anlamına gelen Mensiyyât adlı kitabının [İsmail Safâ, Mensiyyât, Birinci Tab’ı, Âlem Matbaası – Ahmed İhsân ve Şürekâsı, Kostantiniyye (İstanbul), R. 1312/1896] 106-109. sayfaları arasında yer almıştır. 

İsmail Safa'nın şirinin ilk baskısı
İsmail Safa'nın şirinin ilk baskısı... (Kaynak: Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat)
İsmail Safa'nın şirinin ilk baskısı
İsmail Safa'nın şirinin ilk baskısı... ((Kaynak: Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat)

Dr. Mustafa Özkat şiirin Arap alfabesinden Türk alfabesine transkripsiyonunu ve günümüz Türkçesine aktarılmasını titizlikle gerçekleştirdi.

Şiir, daha önce Darüşşafaka tarihi ile ilgili, aşağıda belirtilen, üç kaynakta bazı eksiklik ve hatalarla yayınlanmıştır; 
1. Darüşşafaka Türkiye’de İlk Halk Mektebi, Haz. Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiyye Azasından Mehmet İzzet, Mehmed Esad, Osman Nuri ve Ali Kami Beyler, Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiyye Yayını, İstanbul, 1927, s. 146-147. Bu kitap Darüşşafakalılar Derneği tarafından 2000 yılında Latin harflerine aktarılarak hizmete sunulmuştur; Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet Kanar, s. 155-157.
2. Darüşşafaka Türkiye’de İlk Halk Okulu, Darüşşafakalılar Cemiyeti (şimdiki Darüşşafakalılar Derneği) tarafından yayınlanmıştır, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul – 1948, s. 24-25.
3. Darüşşafaka Tarihi 1863-1998, Darüşşafaka Cemiyeti için Tarih Vakfı tarafından hazırlanmıştır. İstanbul Temmuz 1988, Ser Ofset San. ve Tic. Ltdi Şti, s. 89-91.
Bu kaynaklarla birlikte Şair-i Mader-zad İsmail Safa Bütün Şiirleri, (Çeviriyazı-Tıpkıbasım), Yayına Hazırlayanlar, Prof. Dr. Bahri Selçuk, Doç. Dr. Özcan Bayrak, Doç. Dr. Hasan Şener, Öğr. Gör. Mesut Algül, Editör Prof. Dr. Süleyman Çaldak, hiperyayın, İstanbul, 1. Baskı, 2019, s. 292-294 (çeviriyazı), s. 868-871 (tıpkısbasım) adlı kapsamlı eserden de yararlanılmıştır.

İsmail Safa'nın Darüşşafaka şiirinin orijinali:

Darüşşafaka lâyıkı her türlü senânın
Öksüzlük içinde çekilen renc ü ‘inânın
Mâhîsi o, kâşânesidir belki cinânın
Mihmân-ı yetîmiydim evet dâr-ı fenânın 
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın 

Bânîleri yâ Rab ne büyükmüş, bu ne himmet!
Şâkirtler elbette olur şâkir-i ni‘met
Elbette unutmaz bu büyük ni‘meti ümmet
Melce bugün evlâdına birçok fukarânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

On altı yıl evvelce ki mahrûm pederden
Bî-vâye vü bî-kes, yine vâreste kederden
Ma‘sûm, çocuk, bî-haber ahkâm-ı kaderden
Oldum burada fâriki her sûd u riyânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Ma‘mûr olasın dembedem ey dâr-ı emânım     
Sâyende sa‘âdetle mürûr etti zamânım
Kâfî mi teşekkür bu kadar deyne zımânım
Feyz-ile olup nâmzedi hâl-i gınânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binân

Gelsem ne zamân yolda onunla mütenâzır,
Her revzeni çeşm-i şefkattir bana nâzır
Tebrik ediyor sanki beni cümle menâzır
Bir şey diyorum savt-ı hazîn-ile cenânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Üç öksüz… o mektep bize mâder, peder oldu
Eyvâh… “Vefâ” korkarım artık heder oldu!
Lâkin tanıyan girye ile yâd eder oldu
Birkaç seneler hemdemi, “Kâmî”yle “Vefâ”nın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Yâ Rab o ne âlemdi sezâvâr-ı tezekkür!
Bilmezdim onun kadrini, lâyıktı teşekkür
Mâzînin o hengâmını ettikçe tefekkür
Mahsûlü şu söz olmada bir hiss-i nihânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Darüşşafaka: en büyük âsâra zamîme
Darüşşafaka: sâlib-i ahlâk-ı zemîme 
Darüşşafaka: câlib-i eşfâk-ı ‘amîme
Teskînine mahsûs yetîmâne figânın
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Allâh! Ne mekteptir o şâyân-ı temâşâ
Bânîleri mensî mi kalır dehrde, hâşâ
Bir heykel-i yekpâre olunmuş demek inşâ
Rahmet okumaktır demesi bunca lisânın:
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Eytâma o, sermâye, dih-i nân ü nemektir;
Hâmî o, mürebbî o, müzekkî o demektir
Takdîs! Bu mektep, bu ne kıymetli emektir!
Tenvîrine şâyeste nucûmiyle semânın 
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın

Ey sâye-i sakfında bunun toplanan etfâl!
Mes‘ûdsunuz,  tâli‘iniz gerçi siyeh-fâl,  
Gayret! Sizi hiç eylemesin nefsiniz iğfâl,
Gayret! Ki eder gıpta size kalbi Safâ’nın…
Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binanın

İsmail Safa'nın Darüşşafaka şiirinin günümüz Türkçesine aktarılmış hali:

Darüşşafaka layıkı her türlü övgünün
Öksüzlük içinde çekilen sızı ve zahmetin
Gidereni o, yuvasıdır belki gönüllerin
Yetim misafiriydim evet bu dünyanın
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın  

Kurucuları yâ Rab ne büyükmüş, bu ne gayret
Talebeler elbette bu nimetlere şükreder
Elbette unutmaz bu büyük nimeti ümmet
Sığınaktır bugün evladına birçok fukaranın
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın 

On altı yıl önce mahrum kalınca pederden,
Nasipsiz, kimsesizdim ama kurtuldum kederden 
Masum, çocuk, habersiz kaderin hükümlerinden
Burada ayırt ettim yararlı olanı ve ikiyüzlülüğü  
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın

Şen olasın daima ey sığındığım emin ev.                                    
Sayende saadetle geçti zamanım
Kafi mi teşekkür bunca borcuma karşılık 
Bu yuva, feyziyle bolluk ve bereketin adayıdır
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın  

Gelsem ne zaman yolda onunla yüz yüze 
Her penceresi şefkat gözüyle bana bakar
Tebrik ediyor sanki beni cümle manzaralar
Bir şey diyorum hazin sesiyle kalbimin
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın 

Üç öksüz… o mektep bize anne, baba oldu
Eyvah… Vefa korkarım artık heder oldu
Lakin tanıyan gözyaşı ile anar oldu
Birkaç sene arkadaşıydı Kami ile Vefa’nın
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın 

Yâ Rab o ne âlemdi anmaya değer!
Bilmezdim onun kadrini, lâyıktı teşekkür
Geçmiş zamanları düşünüp edince tefekkür
Mahsulü şu söz olmada bir gizli hissin 
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın 

Darüşşafaka: en büyük eserlere bir katkıdır
Darüşşafaka: kötü alışkanlıkların düşmanıdır 
Darüşşafaka: herkesin şefkatini çekmektedir 
Yetîmâne figanların sakinleştirildiği, dindirildiği
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın

Allahım! Ne mekteptir o seyretmeye değer
Kurucuları hiç unutulur mu dünyada, hâşâ
Sanki yekpare bir heykel gibi olunmuş inşâ
Rahmet okumasıdır bunca dilin:
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın

Yetimlere o, sermaye, ekmek ve tuz verendir;
Himaye eden o, eğiten o, temizleyen o demektir
Kutsal! Bu mektep, bu ne kıymetli emektir!
Yıldızlarıyla âdetâ semayı aydınlatan
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın

Ey bu (binanın) çatısının altında toplanan çocuklar! 
Mesutsunuz, talihiniz kötü olsa da
Gayret edin! Sizi hiç aldatmasın nefsiniz,
Gayret edin! Zira gıpta eder size kalbi Safa’nın…
Ben çatısının gölgesinde yetiştim bu binanın

19 Kânûn-ı evvel 311

Beşir Özmen'in kaleminden İsmail Safa'nın Darüşşafaka şiirinin yeniden gözden geçirilme sürecini okumak için tıklayınız.
Vasfi Mahir Kocatürk’ün Darüşşafaka Şiiri 

Vasfi Mahir Kocatürk’ün Darüşşafaka’nın son sınıfında yazdığı şiir ise yukarıda ayrıntıları belirtilen 1. Darüşşafaka Türkiye’de İlk Halk Mektebi’nin 158-159. sayfalarında; 2. Darüşşafaka Türkiye’de İlk Halk Okulu’nun 39. sayfasında ve 3. Darüşşafaka Tarihi 1863-1998 isimli kitabın 92-93. sayfalarında bazı eksikliklerle ve hatalarla yer almıştır. 
Beşir Özmen tarafından yeniden ele alınan şiirde bu üç kaynağın yanı sıra Levent Tumlu’nun (DŞ’79) arşivinde bulunan 1 numaralı kaynağın Arap harfleriyle basılmış orijinal nüshasından yararlanılarak metin kontrol edilmiş ve metnin orijinal noktalama işaretleri korunmuştur. 
Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat tarafından gözden geçirilerek, son şekli verilen Vasfi Kocatürk’ün “Darüşşafaka” isimli şiirinin son halini aşağıda okuyabilirsiniz: 

Darüşşafaka

Darüşşafaka annesi yüzlerce yetîmin
Onlarla eder milletin âtîsini temîn.

Hicranla giren koynuna şefkatle gülümser, 
Tahsîle gelen milletin evlâdına ‘’Gel!’’ der.

İnsanlığı telkin ediyor, gün gelecektir
Mutlak barınan sînesine yükselecektir.

Ma‘bed gibi feyz almada Hakk’ın güneşinden.
Mihrâbının üstünde yanan ilm ateşinden

Kaç alnı açık nûr alıp etrafına yurdun
Neşretti.. bütün ilme ve insanlığa meftun

Koynunda yetişmiş nice kıymetli zekâlar:
Sâlih Zekiler, Mehmed Eminler ve Safâlar…

Darüşşafaka bahçesinin gülleridir hep.
Darüşşafaka, nûr ocağı, sevgili mektep,

Mağrûr olurum, çünkü yerim oldu benim de… 
Yâ Rab o ne hicrandı ki hiç sönmez içimde:

Bin dert ile hıçkırmada her parçası yurdun,
Üstündeki her aile bir dert ile solgun.

Ölmüş babalar cephede, öksüzdü çocuklar,
Her gün vatanın derdini söylerdi ufuklar.

Bin türlü elem kalbini günlerce kanatmış,
Mektepliliğin zevkini, hicrânını tatmış,

Düşmüş gibi bir ailenin şen kucağından
Bir nazlı çocuk, ben de, bu şefkat ocağından

Hicranla yanan kalbime son çareyi sordum,
Mektep! diye mecnun, mütehassir geziyordum.

‘’Darüşşafaka’’ tam o zaman karşıma çıktı,
Her derdi saran kolları şefkatle açıktı,

Düştüm açılan göğsüne, hicrânı unuttum.
Yıllarca süren derdimi koynunda uyuttum.

Rûhumda yaşar artık o şefkat ebediyyen.
Rûhum ki bugün feyz alıyor her köşesinden.

İlmim, şerefim her nemi andımsa onundur.
Nem varsa onun, her ne kazandımsa onundur.

Bazen diyorum kendime rûhuyla Safâ’nın:
‘’Ben sâye-i sakfında yetiştim bu binânın’’.

29 Kanun-i sani 1927, Vasfi Mahir

Vasfi Mahir Kocatürk'ün Arap harfleriyle basılmış orijinal nüshası...
Vasfi Mahir Kocatürk'ün Arap harfleriyle basılmış orijinal nüshası... (Kaynak: Levent Tumlu)
Beşir Özmen'in kaleminden Vasfi Mahir Kocatürk'ün Darüşşafaka şiirinin yeniden gözden geçirilme sürecini okumak için tıklayınız

Sayın Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özkat ve Beşir Özmen’e değerli çalışmaları için teşekkür ederiz.

Tüm Haberlere Göz Atın
 Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?